Forumson

YÛSUF SÛRESİ Yusuf suresi meali tefsiri ayetlerin manası süre hakkında bilgi tefsiri

Dini Konular Katagorisinde ve Kur'an ve BiLim Forumunda Bulunan YÛSUF SÛRESİ Yusuf suresi meali tefsiri ayetlerin manası süre hakkında bilgi tefsiri Konusunu Görüntülemektesiniz.->YÛSUF SÛRESİ forumson.com - YÛSUF SÛRESİ Yusuf suresi meali tefsiri ayetlerin manası süre hakkında bilgi tefsiri SÛRE HAKKINDA ÖZET BİLGİ ...


Reklamı Kapat

Geri git   Forumson > Dini Bölüm > Dini Konular > Kur'an ve BiLim

Alt 03-01-2010, 19:00   #1 (permalink)
Operator

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Mesajlar: 32,318
Konuları: 30838

Tesekkür: 3
481 Mesajina 1044 Tesekkür Aldi Üye No: 28
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 27049
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Seviye: 92 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3438 / 3438
Güç: 10772 / 45658
Deneyim: 69%
İletisim

Standart YÛSUF SÛRESİ Yusuf suresi meali tefsiri ayetlerin manası süre hakkında bilgi tefsiri

 

Mekke döneminde 53 sırada nazıl olmuştur 111 ayettir
Üçüncü ayetinde “ahsenel kasasi”, yani HzRasûlullah’a vahyedilen “KISSALARIN en güzeli” olan, güzelliği ile de tanınan Yusuf asın kıssası bu sûre’nin konusudur Kur’an’da kıssaları anlatılan Nebîler’in zuhur ve muameleleri birden çok sûrede, muhtelif yerlerde anlatılır iken, Yusuf asın kıssasının tamamı bu sûrede ilk 101 ayette kıssa ediliyor Bu kıssada anlatılanlar batını-sembolik manaları yanında zahiren de bilfiil gerçekleşmiş müstesna bir mev’ıze kıssadır
AYETLERİN MÂNÂSI
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
1-) Elif Lâââm Ra* tilke ayatul Kitabil mübiyn;
Eliyf, Lâm, Ra Bunlar Kitab-ı Mubiyn’in ayetleridir
2-) İnna enzelnahu Kur’anen arabiyyen lealleküm ta'kılun;
Doğrusu biz O’nu, akledesiniz diye Arapça Kur’an olarak inzal ettik
3-) Nahnu nekussu aleyke ahsenel kasası Bima evhayna ileyke hazel Kur’an* ve in künte min kablihi leminel ğafiliyn;
Şu Kur’an’ı sana (B sırrıyla) vahyetmekle biz, kıssaların en güzelini sana kıssa ediyoruz (uygun ard ardalıkla, ibret verici şekilde anlatıyoruz) Bundan önce şüphesiz (sen bunlardan) gafillerden idin
4-) İz kale Yusufu li ebiyhi ya ebeti inniy raeytü ehade aşere Kevkeben veşŞemse vel Kamere raeytühüm li sacidiyn;
Hani Yusuf babasına: “Babacığım! Muhakkak ki ben onbir kevkeb’i (gezegenler, kardeşleri), Güneş’i (Baba, Ruh) ve Kamer’i (Ay, ana, kalb) rü’yet ettim (gördüm) Onları, bana secde ediyorlar gördüm (hilafet, nübüvvet)”, dedi
5-) Kale ya büneyye la taksus rü'yake alâ ıhvetike feyekiydu leke keyda* inneş şeytane lil İnsani adüvvün mübiyn;
(Babası) dedi ki: “Oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine kıssa etme, sonra sana bir tuzak kurarlar Muhakkak ki şeytan (vehim) insan için apaçık bir düşmandır
6-) Ve kezâlike yectebiyke Rabbüke ve yuallimüke min te'viylil ehadiysi ve yütimmu nı'meteHU aleyke ve alâ ali Ya'kube kema etemmeha alâ ebeveyke min kablü İbrahîyme ve İshak* inne Rabbeke Aliymun Hakiym;
İşte böylece Rabbin seni ictiba eder (seçer; çalışma-imtihan yollu tanıma?), hadiselerin te’vili’nden (rüya analizini) sana öğretir, daha önce iki atan İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi ni’metini senin ve Al-i Ya’kub’un üzerine de tamamlar Muhakkak ki senin Rabbin Aliym’dir, Hakiym’dir
7-) Lekad kâne fiy Yusufe ve ıhvetihi ayatün lissailiyn;
Andolsun ki Yusuf ve kardeşleri hakkında, sual edip isteyenler için ayetler vardır
8-) İz kalu le Yusufü ve ehuhü ehabbu ila ebiyna minna ve nahnü usbetün, inne ebana lefiy dalalin mübiyn;
Hani (kardeşleri) dediler ki: “Biz usba (kalabalık-sargın-mutaassıb bir topluluk) olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgili Muhakkak ki babamız apaçık bir dalalet içindedir
9-) Uktülu Yusufe evitrahuhu Ardan yahlü leküm vechü ebiyküm ve tekûnu min ba'dihi kavmen salihıyn;
**dürün Yusuf’u, yahut Onu (başka) bir Arz’a tarh edin (dışlayıp atın) ki babanızın vechi (bilinci) size dönsün/yalnız size kalsın Ondan sonra salih bir kavim olursunuz
10-) Kale kailün minhüm la taktülu Yusufe ve elkuhu fiy ğayabetil cübbi yeltekıthu ba'düs seyyareti in küntüm faıliyn;
Onlardan bir diyici dedi ki: “**dürmeyin Yusuf’u! Onu (duvarları örülmemiş) kuyu’nun dibi’ne (bedensel yaşantıya) atın da seyyare’den bazısı (gezici bir yolcu kafilesi) Onu alsın Eğer yapacaksanız
11-) Kalu ya ebana ma leke la te'menna alâ Yusufe inna lehu lenasihun;
Dediler ki: “Ey babamız, sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun! Doğrusu biz Ona nasihatcılarız (halis kılıcılarız)”
12-) Ersilhu meana ğaden yerta' ve yel'ab ve inna lehu lehafizun;
Yarın Onu bizimle beraber irsal et de (tabiattan) serbestçe yesin ve oynasın Doğrusu biz Onu koruyucularız
13-) Kale inniy le yahzununiy en tezhebu Bihi ve ehafü en ye'külehüzzi'bü ve entüm anhu ğafilun;
(Ya’kub) dedi ki: “Onu (B sırrınca) götürmeniz beni muhakkak mahzun eder Siz ondan gafiller iken kurt’un Onu yemesinden korkarım
14-) Kalu lein ekelehüzzi'bü ve nahnu usbetün inna izen lehasirun;
Dediler ki: “Andolsun ki biz usba (kuvvetli bir topluluk) iken eğer Onu kurt yer ise, o takdirde doğrusu biz hüsrana uğrayanlar olururz
15-) Fe lemma zehebu Bihi ve ecmeu en yec'aluhu fiy ğayabetil cübbi, ve evhayna ileyhi le tünebbiennehüm Bi emrihim hazâ ve hüm la yeş'urun;
Nihayet Onu (B sırrınca) götürdüler ve Onu kuyu’nun dibi’nde bırakmağa cem’ oldular Biz de Ona: “Andolsun ki onların şu işlerini (B sırrınca) kendilerine haber vereceksin, onlar farkına varmadıkları halde iken” diye vahyettik
16-) Ve cau ebahum ışaen yebkûn;
Işaen (akşamleyin, yatsı vakti), ağlayarak babalarına geldiler
17-) Kalu ya ebana inna zehebna nestebiku ve terekna Yusufe ınde metaına fe ekelehüzzi'bü, ve ma ente Bi mu'minin lena velev künna sadikıyn;
Dediler ki: “Ey babamız! Doğrusu biz gittik, yarışıyorduk Yusuf’u da meta’mızın (eşya, azık) yanına bırakmıştık Onu o kurt yemiş Biz doğru söyleyenler olsak bile, sen bize (Bi-) inanmazsın
18-) Ve cau alâ kamıysıhi Bidemin kezib* kale bel sevvelet leküm enfüsüküm emra* fesabrun cemiyl* vallAhulMüsteanu alâ ma tasıfun;
Onun gömleğinin üstünde (Bi-) yalan kan/yalancıktan kan/taze kan ile geldiler (Babaları) dedi ki: “Hayır Nefisleriniz sizi bir emr’e/iş’e teşvik etmiş/sevdirmiştir Sabr, cemiyl’dir Allah, sizin vasıflamalarınız üzerine Müstean (yardımına, vasıflarına sığınılan) dır
19-) Ve caet seyyaretün feerselu varidehüm feedla delveh* kale ya büşra hazâ ğulam* ve eserruhu bidaaten, vAllahu Aliymun Bi ma ya'melun;
Seyyare (gezici bir yolcu kafilesi) gelmişti Varidlerini (inenlerini, gelenlerini) irsal ettiler (O da) kovasını sarkıttı Dedi ki: “Hey müjde! Bu bir oğlan (ĞULAM, İsa’nın Meryem’e müjdelenme ifadesi de)” Onu bıtaa (ticaret malı, sermaye) olarak sırladılar (sakladılar) Allah onların yapmakta olduklarını (B sırrınca; onların hakikatı ve meydana getiricisi olarak) Aliym’dir
20-) Ve şeravhü Bi semenin bahsin derahime ma'dudetin, ve kânu fiyhi minez zahidiyn;
Onu (Mısr’ın Aziyzi’ne?) (B sırrınca) eksik bir bahaya, sayılı (gümüş?) dirhemlere sattılar Onun hakkında zahidlerden idiler
21-) Ve kalellezişterahu min mısra limraetihi ekrimiy mesvahu asa en yenfeana ev nettehızehu veleda* ve kezâlike mekkenna li Yusufe fiyl Ard* ve linuallimehu min te'viylil ehadiys* vAllahu ğalibün alâ emrihi ve lâkinne ekseranNasi la ya'lemun;
Onu satın alan Mısır’lı karısına dedi ki: “Onun mesva’sına (konak yerine) ikram et/hürmet et Umulur ki bize faydası olur, yahut Onu evlad ediniriz Böylece Yusuf’u o Arz’da temkin ettik (Nefs-i Mutmainne?) ki, hadiselerin te’vilini Ona ta’lim e****m (Yusuf’a has kemalat ortaya çıksın) Allah, EMRi üzere gaalib’dir (Hükmü muhakkak yerine gelir, zira Emir’dir) Fakat insanların ekseriyeti bilmezler
22-) Ve lemma beleğa eşüddehu ateynahü hükmen ve ılma* ve kezâlike neczil muhsiniyn;
(Yusuf) eşüdde’sine (buluğu’na, fıtrat noktasına) erişince Ona bir hüküm ve bir ilim verdik Muhsinleri işte böyle mükafatlandırırız
23-) Ve ravedethülletiy huve fiy beytiha an nefsihi ve ğallekatil ebvabe ve kalet heyte lek* kale meazâllahi inneHU Rabbiy ahsene mesvaye, innehu la yüflihuz zalimun;
Yusuf’un evinde kaldığı dişi kişi, Onun (Yusuf’un) nefsinden murad almak istedi/yumuşak bir şekilde talep etti Kapıları sımsıkı kapattı/kilitlediÇabuk, haydi; seninim, gel” dedi (Yusuf) dedi ki: “Maazallah= Allah’a sığınırım! Muhakkak ki O (Allah/Mısır’ın Aziyzi) Rabbim’dir, mesva’mı (kalma yerim, mevkim) ihsan etmiştir Muhakkak ki zalimler iflah etmezler
24-) Ve lekad hemmet Bihi ve hemme Biha* levla en rea burhane Rabbih* kezâlike linasrife anhüssue velfahşa'* innehu min ıbadinel muhlesıyn;
Andolsun ki (o kadın) Onu (Yusuf’u B sırrınca) arzulamıştı/meyletmişti (Yusuf da) ona (B sırrınca) meyletmişti, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi (akıl gücü) Biz böylece Ondan kötülüğü (benliği, duygusallığı) ve fahşa’yı (şehveti) uzak tutarız Çünkü O, ihlaslı (kemalatı saf) kullarımızdandır
25-) Vestebekal babe ve kaddet kamısahu min dübürin ve elfeya seyyideha ledel bab* kalet ma cezaü men erade Bi ehlike suen illâ en yüscene ev azâbün eliym;
(İkisi de) kapıya (yarışırcasına) koştular (Kadın) Onun gömleğini dübüründen (Yusuf’un nefs-beden tarafından?) boylu boyunca/uzunlamasına yırttı Kapının (hemen) yanında, kadının efendisi (Aziyz?) ile karşılaştılar (Kadın) dedi ki: “Ehline (B sırrınca) kötülük irade edenin cezası, zindana atılmaktan veya elim bir azabtan başka nedir?
26-) Kale hiye ravedetniy an nefsiy ve şehide şahidün min ehliha* in kâne kamiysuhu kudde min kubulin fesadekat ve huve minel kâzibiyn;
(Yusuf) dedi ki: “Nefsimden murad almak isteyen odur” Onun (kadının) ehlinden bir şahid şöyle şahidlik etti: “Eğer Onun (Yusuf’un) gömleği ön tarafından yırtılmışsa, (kadın) doğru söylemiştir, O (Yusuf) yalancılardandır
27-) Ve in kâne kamiysuhu kudde min dübürin fekezebet ve huve mines sadikıyn;
Ve eğer Onun gömleği dübürden yırtıldı ise, (kadın) yalan söylemiştir, O (Yusuf) sadıklardandır
28-) Felemma rea kamiysahu kudde min dübürin kale innehu min keydikünne, inne keydekünne azîym;
Ne vakit (Aziyz) Onun (Yusuf’un) gömleğini dübürden (yırtılmış) görünce, şöyle dedi: “Şüphesiz bu siz kadınların hilesindendir Muhakkak ki siz kadınların hilesi azıym’dir
29-) Yusufu a'rıd an hazâ vestağfiriy li zenbiki, inneki künti minel hatıiyn;
Yusuf! Yüz çevir bundan (bu olanları unut) (Kadın!) Sen de günahın için mağfiret dile Muhakkak ki sen (kasten) hata edenlerden (günahkarlardan) oldun
30-) Ve kale nisvetün fiyl Medinet imraetül aziyzi türavidü fetaha an nefsih* kad şeğafeha hubba* inna leneraha fiy dalalin mübiyn;
O Medine’de (şehirde) ki kadınlar dediler ki: “Aziyz’in karısı fetası’nın nefsinden murad almak istiyormuş Hubb (sevgi) itibarıyla, (Yusuf) onun şugaf’ına (Kalbi’nin içine) işlemiş (muhabbetül halk) Doğrusu biz onu apaçık bir dalalet içinde görüyoruz
31-) Felemma semiat Bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a'tedet lehünne müttekeen ve atet külle vahıdetin minhünne sikkiynen ve kaletıhruc aleyhinne, felemma raeynehu ekbernehu ve katta'ne eydiyehünne ve kulne haşe Lillahi ma hazâ beşera* in hazâ illâ melekün keriym;
(Aziyz’in karısı) onların (şehirli kadınların) mekrini (B sırrınca) işitince, onlara (haber) irsal etti (da’vette bulundu) Onlar için müttekeen (yaslanarak rahatça oturacakları yer, ziyafet) hazırladı Onlardan her birine de bir bıçak verdi ve (Yusuf’a): “Onların üzerine/karşılarına çık (görün)!” dedi (Şehirli kadınlar) Onu (Yusuf’u) görünce, Onu (Yusuf’u) büyüklediler/büyük gördüler ve kendi ellerini kestiler Dediler ki: “Haşa! Allah için, bu bir beşer değildir Bu ancak keriym (şerefli) bir melektir
32-) Kalet fe zâlikünnelleziy lümtünneniy fiyh* ve lekad ravedtühu an nefsihi festa'sam* ve lein lem yef'al ma amüruhu leyüscenenne ve leyekûnen mines sağıriyn;
(Aziyz’in karısı) dedi ki: “Kendisi hakkında beni levmettiğiniz işte bu Andolsun ki Onun nefsinden murad almak istedim de O, ismetli (ma’sum, temiz) olmayı istedi (kendini korudu) Yemin ederim eğer Ona emrettiğimi işlemez ise kesinlikle zindana atılacak ve alçalanlardan olacak
33-) Kale Rabbissicnü ehabbu ileyye mimma yed'uneniy ileyh* ve illâ tasrif anniy keydehünne asbü ileyhinne ve ekün minel cahiliyn;
(Yusuf) dedi ki: “Rabbim! Zindan, (bu kadınların) beni kendisine da’vet ettikleri şeyden daha sevimlidir bana Eğer sen onların tuzaklarını benden savmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum
34-) Festecabe lehu Rabbuhu fesarefe anhü keydehünne, inneHU HUves Semiy’ul Alîym;
(Yusuf’un) Rabbi Onun duasına icabet etti de onların tuzaklarını Ondan savdı Muhakkak ki O, Semi’dir, Aliym’dir
35-) Sümme beda lehüm min ba'di ma raevül ayati le yescününnehu hatta hıyn;
Sonra, (bunca) ayetleri (****lleri) gördükten sonra (bile) Onu belli bir süreç için zindana (halvet’e; yalnızlığa) atmaları kendilerine zahir oldu
36-) Ve dehale meahüssicne feteyan* kale ehadühüma inniy eraniy a'sıru hamra* ve kalel aharu inniy eraniy ahmilü fevka ra'siy hubzen te'külüt tayru minh* nebbi'na Bi te'viylih* inna nerake minel muhsiniyn;
Onunla (Yusuf ile) beraber zindana iki de feta (****kanlı) girdi Onlardan biri dedi ki: “Muhakkak ki ben (rüyamda) görüyorum ki, hamr (şarap, aklı örten; aşk) sıkıyorum Öbürü de dedi ki: “Muhakkak ki ben de (rüyamda) görüyorum ki, başımın fevkınde ekmek taşıyorum, kuş (cinsi) de ondan yiyorOnun te’vilini (B sırrınca) bize haber ver Doğrusu biz seni muhsinlerden görüyoruz
37-) Kale la ye'tiyküma taamün türzekanihi illâ nebbe'tüküma Bi te'viylihi kable en ye'tiyeküma* zâliküma mimma alemeniy Rabbiy* inniy terektü millete kavmin la yu'minune Billahi ve hüm Bil ahireti hüm kafirun;
(Yusuf) dedi ki: “Kendisinden rızıklanacağınız bir taam size gelmez ki, o size gelmeden önce onun (Bi-) te’vilini sizin ikinize illa haber veririm Bu Rabbimin bana ta’lim ettiklerindendir Muhakkak ki ben, Allah’a (B sırrıyla) iman etmeyen ve kendileri (B sırrınca) ahirete kafirler olan bir kavmin milletini (dinini, yaşamını) terkettim
38-) Vetteba'tü millete abaiy İbrahîyme ve İshaka ve Ya'kub* ma kâne lena en nüşrike Billahi min şey'* zâlike min fadlillahi aleyna ve alenNasi ve lâkinne ekseranNasi la yeşkürun;
Ve atalarım İbrahim, İshak ve Ya’kub’un milletine (tevhid diyni’ne) tabi oldum Allah’a herhangi bir şeyi (B gerçeğince) ortak koşmamız bizim için olacak şey değildir Bu hem bizim üzerimize ve hem de insanlar üerine Allah’ın fazlındandır Fakat insanların ekseriyeti şükretmezler
39-) Ya sahıbeyissicni e erbabün müteferrikune hayrun emillahul Vahıdül Kahhar;
“(Yusuf dedi:) Ey zindan arkadaşlarım! Müteferrık (çeşitli/başka başka) rab’lar mı daha hayırlı, yoksa Vahid’ül Kahhar olan Allah mı?
40-) Ma ta'budune min duniHİ illâ Esmaen semmeytümuha entüm ve abaüküm ma enzelAllahu Biha min sültan* inil hükmü illâ Lillah* emera ella ta'budu illâ iyyaHU, zâlikedDiynül kayyimü ve lâkinne ekseranNasi la ya'lemun;
Onun yanısıra (?) ibadet/kulluk ettikleriniz, sadece İSİMler (yani o isimlerin müsemması olarak hiçbir varlıkları yoktur; hayal ve zandır) ki, o isimleri de siz ve atalarınız verdiniz; Allah onların varlıkları hakkında (B sırrınca) herhangi bir kanıt indirmemiştir Hüküm ancak ve yalnız (tek vücud) Allah’ındır; Emretmiştir, ancak O’na (kendisine) ibadet/kulluk etmenizi İşte dosdoğru/payidar/geçerli Diyn budur Fakat NASın ekserisi bilmezler
41-) Ya sahıbeyissicni emma ehadüküma feyeskıy Rabbehu hamra* ve emmel aharu feyuslebü fete'külüt tayru min ra'sih* kudıyel emrulleziy fiyhi testeftiyan;
Ey zindan arkadaşlarım! İkinizden biri (zindandan kurtulup) Rabbine hamr (aşk) sunacak Diğerine gelince, asılacak da başından kuş (cinsi) yiyecek (ölecek?) Hakkında fetva istediğiniz emr böyle hükmedilmiş/olup bitmiştir
42-) Ve kale lilleziy zanne ennehu nacin minhümezkürniy ınde Rabbik* feensahuş şeytanü zikre Rabbihi felebise fiyssicni bid'a siniyn;
(Yusuf,) bu ikisinden kurtulacağını zannettiği kimseye dedi ki: “Rabbinin indinde beni zikret! Şeytan (vehim) Ona (Yusuf’a) Rabbinin zikrini unutturdu da nice yıllar zindanda kaldı
43-) Ve kalel melîkü inniy era seb'a bekaratin simanin ye'külühünne seb'un ıcafün ve seb'a sünbülatin hudrin ve uhara yabisat* ya eyyühel meleü eftuniy fiy ru'yaye in küntüm lirru'ya ta'bürun;
Melik dedi ki: “Muhakkak ki ben (rüyada) yedi semiz bakara görüyorum ki, onları yedi zayıf bakara yiyor (fena) Ve bir de yedi yeşil başak ile diğerleri kuru (yedi başak) görüyorum Ey mele’ (ileri gelenlerim) ! Eğer rüya ta’birliyorsanız, rüyam hakkında bana fetva verin (hükmünü açıklayın)”
44-) Kalu adğasü ahlam* ve ma nahnü Bi te'viylil ahlami Bi alimiyn;
Dediler ki: “Adğasü Ahlam= demet demet hayal halitası, hayalet yığını vizyon Biz, Ahlam’ın (rüyalar’ın) (Bi-) te’vilinin (B sırrınca) alimleri değiliz
45-) Ve kalelleziy neca minhüma veddekera ba'de ümmetin ene ünebbiüküm Bi te'viylihi feersilun;
O ikisinden (Yusuf’un zindan arkadaşlarından) kurtulmuş olan, bir ümmet (müddet) sonra hatırladı da dedi ki: “Ben size bunun (Bi-) te’vilini haber vereyim Hemen beni (zindana, halvete; Yusuf’un yanına) irsal edin!
46-) Yusufu eyyühes sıddiyku eftina fiy seb'ı bekaratin simanin ye'külününne seb'un ıcafün ve seb'ı sünbülatin hudrin ve uhara yabisatin, lealliy erciu ilenNasi leallehüm ya'lemun;
Yusuf! Ey Sıddık! Yedi semiz bakara ile onları yiyen yedi zayıf bakara ve bir de yedi yeşil başak ile diğerleri kuru (yedi başak) hakkında bize fetva ver (sembollerinin hükmünü açıkla) Umarım ki (gerçeğini açıklayan te’vilin ile) insanlara rücu’ ederim Belki onlar da bilirler
47-) Kale tezreune seb'a siniyne deeba* fema hasadtüm fezeruhu fiy sünbülihi illâ kaliylen mimma te'külun;
(Yusuf) dedi ki: “Yedi sene adetiniz üzere/müdavemetle-aralıksız ziraat yaparsınız (ekersiniz) Hasad ettiklerinizi (biçtiklerinizi) başağında bırakın Yiyeceğiniz az (bir miktar) hariç
48-) Sümme ye'tiy min ba'di zâlike seb'un şidadün ye'külne ma kaddemtüm lehünne illâ kaliylen mimma tuhsınun;
Sonra bunun ardından yedi şediyd (şiddetli-kurak yedi yıl) gelir Onlar (o seneler) için takdim ettiklerinizi (önceden biriktirdiklerinizi) yerler Sakladığınız az (bir miktar) hariç
49-) Sümme ye'tiy min ba'di zâlike amün fiyhi yüğasün Nasu ve fiyhi ya'sırun;
Sonra bunun ardından bir yıl gelir ki, onda (o yılın içinde) insanlar (rahmet olan) bol yağmura kavuşturulur ve onda (o senenin içinde) asr edecekler (süt sağmak, yağ çıkarmak, meyve-üzüm suyu sıkmak)”
50-) Ve kalel melîkü'tuniy Bih* felemma caehür Rasûlü kalercı' ila Rabbike fes'elhü ma balünnisvetilletiy katta'ne eydiyehünne, inne Rabbi Bi keydihinne Alîym;
Melik dedi ki: “Onu (Yusuf’u) bana (B sırrınca) getirin! Ne zaman ki O’na (Yusuf’a) Rasûl geldi, (Yusuf o Rasûl’e): “Rabbine rücu’ et! O’na, ‘ellerini kesen kadınların hali ne idi?’ diye sor Muhakkak ki Rabbim, onların tuzaklarını (B sırrınca) Aliym’dir
51-) Kale ma hatbükünne iz ravedtünne Yusufe an nefsih* kulne haşe Lillahi ma alimna aleyhi min su'in, kaletimraetül azîyzil’ANe hashasal hakku, ene ravedtühu an nefsihi ve innehu lemines sadikıyn;
(Melik, kadınlara) dedi ki: “Yusuf’un nefsinden murad almak istediğinizde durumunuz/mevzunuz ne idi?Haşa! Allah için, Onun aleyhine bir kötülük bilmedik” dediler Aziyz’in karısı ise: “Şimdi Hak ortaya çıktı Ben Onun nefsinden murad almak istedim Muhakkak ki O (Yusuf) sadıklardandır
52-) Zâlike li ya'leme enniy lem ehunhü Bil ğaybi ve ennAllahe la yehdiy keydel hainiyn;
Bu, Bil-gayb (gaybı olarak, gaybında) Ona hıyanet etmediğimi ve Allah’ın hainlerin tuzağını hidayet etmeyeceğini bilsin içindi
53-) Ve ma uberriu nefsiy* innen nefse leemmaretun Bissui illâ ma rahıme Rabbiy* inne Rabbiy Ğafurun Rahîym;
Ben nefsimi temize çıkarmam Muhakkak ki nefs, var gücüyle kötülüğü (B sırrıyla; kötülük (benlik) olarak) emreder Rabbimin rahmet ettiği müstesna Muhakkak ki Rabbim Ğafur’dur, Rahıym’dir
54-) Ve kalel melîkü'tuniy Bihi estahlıshu li nefsiy* felemma kellemehu kale innekel yevme ledeyna mekiynün emiyn;
Melik dedi ki: “O’nu (Yusuf’u) bana (B sırrınca) getirin; O’nu nefsim için has/halis kılayım Vakta ki O’nunla kelam etti (konuştu), şöyle dedi: “Muhakkak ki sen bugün yanımızda kesinlikle Mekiyn’sin (temkiyn-makam sahibi), Emiyn’ (güvenilir, mutmain) sin
55-) Kalec'alniy alâ hazainil Ard* inniy Hafiyzun Aliym;
(Yusuf) dedi ki: “Beni Arz’ın hazinelerinin üzerine koy (yetkili, muktedir kıl) Muhakkak ki ben Hafiyz’im, Aliym’im
56-) Ve kezâlike mekkenna li Yusufe fiyl Ard* yetebevveü minha haysü yeşa'* nusıybu Bi rahmetina men neşau ve la nudıy'u ecrel muhsiniyn;
İşte böylece o Arz’da Yusuf’u temkin ettik Ondan dilediği yerde konaklardı Rahmetimizi dilediğimize (B sırrınca) isabet ettiririz Muhsinlerin ecrini zayi etmeyiz
57-) Ve leecrul’ahireti hayrun lilleziyne amenu ve kânu yettekun;
Ahiret ecri ise, iman etmiş ve korunuyor olanlar için elbette daha hayırlıdır
58-) Ve cae ıhvetü Yusufe fedehalu aleyhi fearefehüm ve hüm lehu münkirun;
(Nihayet) Yusuf’un kardeşleri geldi O’nun üzerine (yanına) girdiler Onlar O’nu (Yusuf’u) inkar ediyor/tanımıyor oldukları halde (Yusuf), onları tanıdı
59-) Ve lemma cehhezehüm Bi cehazihim kale'tuniy Bi ehın leküm min ebiyküm* ela teravne enniy ufil keyle ve ene hayrul münziliyn;
(Yusuf) onların cehaz’ları (yükleri) ile onları (B sırrınca) techiz edince/yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Bana, sizin baba bir kardeşinizi (B sırrınca) getirin Görüyorsunuz, ben ölçeği tam ölçüyorum/veriyorum ve ben inzal edenlerin/konuk severlerin en hayırlısıyım
60-) Fein lem te'tuniy Bihi fela keyle leküm ındiy ve la takrebun;
Eğer onu bana (B sırrınca) getirmezseniz, benim indimde sizin için bir keyl (ölçek; cüz-i anlam) yoktur ve (bana) yaklaşmayın (da)”
61-) Kalu senüravidü anhu ebahu ve inna le faılun;
Dediler ki: “Onu babasından almaya çalışacağız Ve kesinlikle bunu yapacağız
62-) Ve kale liftiyanihic'alu bidaatehüm fiy rihalihim leallehüm ya'rifuneha izenkalebu ila ehlihim leallehüm yerciun;
(Yusuf) feta’larına (genç adamlarına) dedi ki: “Sermayelerini yüklerinin içine koyun Ehillerine (ailelerine) inkılab ettiklerinde belki bunu tanırlar da umulur ki rücu’ ederler (bize geri dönerler)”
63-) Felemma raceu ila ebiyhim kalu ya ebana münia minnel keylü feersil meana ehana nektel ve inna lehu lehafizun;
Babalarına rücu’ ettiklerinde (geri döndüklerinde) dediler ki: “Ey babamız! Bizden keyl (ölçek) men’ edildi Bu sebeple kardeşimizi (ölçecek akıl, metod) bizimle irsal et ki ölçek alabilelim Ve biz onu mutlaka koruyacağız
64-) Kale hel amenüküm aleyhi illâ kema emintüküm alâ ehıyhi min kabl* fAllahu hayrun hafizan ve HUve Erhamur Rahımiyn;
(Babaları) dedi ki: “Daha önce kardeşi’ni (Yusuf’u) size güvenip emanet ettiğim gibi onu size güvenip emanet edeyim mi (yani) ? Koruyucu olma itibarıyla Allah en hayırlıdır Ve O, ErhamurRahimiyn’dir
65-) Ve lemma fetehu metaahüm vecedu bidaatehüm ruddet ileyhim* kalu ya ebana ma nebğiy* hazihi bidaatüna ruddet ileyna* ve nemiyru ehlena ve nahfezu ehana ve nezdadü keyle beıyr* zâlike keylün yesiyr;
Meta’larını (eşyalarını, erzak yüklerini) fethettikleri/açtıkları vakit, sermayelerinin kendilerine reddolunduğunu buldular Dediler ki: “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte sermayemiz bize iade olunmuş (verilenler bedelsiz verilmiş) Ailemiz için erzak alırız, kardeşimizi korururz ve bir deve yükü de artırırız (fazla alırız) Zaten bu (aldığımız) kolay bir keyl’dir (ölçektir)”
66-) Kale len ursilehu meaküm hatta tu'tuni mevsikan minAllahi lete'tünneniy Bihi illâ en yühata Biküm* felemma atevhu mevsikahüm kalellahu alâ ma nekulü vekiyl;
(Babaları) dedi ki: “(B sırrınca) ihata edilip çepe çevre kuşatılmanız müstesna, Onu bana (B sırrınca) kesin olarak getireceğinize dair Allah’dan bir sağlam söz (sahih iman) vermediğiniz sürece Onu sizinle beraber asla irsal etmeyeceğim Ne vakit ki güvenilir-sağlam sözlerini verdiler, (babaları) dedi ki: “Allah, söylediklerimize Vekiyl’dir (muvaffakiyet var)”
67-) Ve kale ya beniyye la tedhulu min babin vahıdin vedhulu min ebvabin müteferrikatin, ve ma uğniy anküm minAllahi min şey'in, inil hükmü illâ Lillah* aleyhi tevekkeltü, ve aleyhi fel yetevekkelil mütevekkilun;
Ve dedi ki: “Ey oğullarım! Bab-ı vahid’den (tek bir kapı’dan) girmeyin Ayrı ayrı kapılardan girin (Zatı bir nisbeti ile kayıtlamayın; farklı bilinçli deneyimler ve yaklaştırıcı ameller yapın) (Gerçi) Allah’dan hiç bir şeyi sizden savamam (dilediğini keşfeder-açar) Hüküm ancak (dilediğinde dilediği gibi açığa çıkan tek vücud) Allah’ındır O’na tevekkül ettim Tevekkül edenler O’na tevekkül etsin
68-) Ve lemma dehalu min haysü emerehüm ebuhüm* ma kâne yuğniy anhüm minAllahi min şey'in illâ haceten fiy nefsi Ya'kube kadaha* ve innehu lezu ılmin lima allemnahu ve lâkinne ekseren Nasi la ya'lemun;
Babalarının emrettiği taraflardan (Yusuf’un şehrine?) girdiklerinde, (bu) Allah’dan (hükmolunmuş) bir şeyi (perdeyi) onlardan savmış olacak değildi Ancak Ya’kub’un nefsindeki bir hacet olup, onu açığa çıkardı Muhakkak ki O (Ya’kub), (nitekim) kendisine bizim ta’lim etmemiz dolayısıyla ilim sahibiydi (bir çalışmanın hasılası, dışarıdan edinilen bir şey değil) Fakat insanların ekseriyeti bilmezler
69-) Ve lemma dehalu alâ Yusufe ava ileyhi ehahü kale inniy ene ehuke fela tebteis Bima kânu ya'melun;
(Kardeşler) Yusuf’un üzerine girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini kendine yerleştirdi (yanına çekip aldı ve): “Muhakkak ki ben senin kardeşinim Onların yaptıkları ile (B sırrınca) üzülme!”, dedi
70-) Felemma cehhezehüm Bi cehazihim ceales sikayete fiy rahli ehıyhi sümme ezzene müezzinün eyyetühel ıyru inneküm le sarikun;
(Yusuf) onların (Bi-) cehaz’ları (yükleri) ile onları techiz edince sıkaye’yi (su içme kabı’nı) kardeşinin yükü içine koydu Sonra bir müezzin: “Ey kervan! Muhakkak ki siz hırsızlık yapanlarsınız (şeytanların mele-i a’la’dan bilgi çalmaları gibi?)!” diye ilan etti
71-) Kalu ve akbelu aleyhim mazâ tefkıdun;
Onlara ikbal ettiler (döndüler): “Neyi kaybettiniz?”, dediler
72-) Kalu nefkıdu suvaalmeliki ve limen cae Bihi hımlu beıyrin ve ene Bihi zaıym;
Dediler ki: “Melik’in suvaı’nı (su içme tası’nı) kaybettik Onu (B sırrınca) getiren için bir deve yükü var Ben ona (B sırrınca) zaıym (kefil)’im
73-) Kalu tAllahi lekad alimtüm ma ci'na li nüfside fiyl Ardı ve ma künna sarikıyn;
(Kardeşler) dediler ki: “Tallahi! Gerçekten siz de bilmişsinizdir ki biz Arz’da/şu yer’de fesad yapmak için gelmedik Hırsızlık yapanlar da değiliz
74-) Kalu fema cezauhu in küntüm kâzibiyn;
Dediler ki: “Eğer yalan söyleyenler iseniz onun (hırsızlık yapanın) cezası nedir?
75-) Kalu cezauhu men vucide fiy rahlihi fehuve cezauh* kezâlike necziz zalimiyn;
(Kardeşler) dediler ki: “Onun cezası: (Melik’in su tası) kimin yükünde bulundu ise o (yükün sahibi) onun cezasıdır (o tasa karşılık tutulur) Zalimleri işte böyle cezalandırırız
76-) Febedee Bi ev'ıyetihim kable viai ehıyhi sümmestahreceha min viai ehıyh* kezâlike kidna liYusuf* ma kâne liye'huze ehahu fiy diynilmelikı illâ en yeşaAllahu, nerfeu derecâtin men neşa'* ve fevka külli zıy ılmin Aliym;
Bunun üzerine (Yusuf), kardeşinin heybesinden önce onların (anneleri farklı olan diğer kardeşlerinin) heybelerini (B sırrınca aramaya) başladı Sonra onu (su maşrabasını) kardeşinin heybesinden çıkarttı Yusuf’un lehine (meseleyi) işte böyle yaptık (ona akıl, hikmet, nübüvvet ve mülk verdik) Yoksa o (Yusuf), Allah’ın dilemesi hariç, Melik’in diyninde (Melik’in diyni’ne/aklına göre) kardeşini alacak değildi Dilediğimizi dereceler olarak ref’ederiz Her ilim sahibinin fevkınde bir bilen/Aliym vardır
77-) Kalu in yesrık fekad sereka ehun lehu min kabl* feeserreha Yusufu fiy nefsihi ve lem yübdiha lehüm kale entüm şerrün mekâna* vAllahu a'lemü Bima tasıfun;
(Kardeşler) dediler ki: “Eğer o çaldı ise, daha önce onun kardeşi de çalmıştı (Yusuf’a Hzİbrahim’in kuşağı/gömleği benzer yolla giydirilmişti?)” Yusuf bunu nefsinde sır etti ve onlara bunu hiç belli etmedi (zira anlayamazlardı): “Mekan itibarıyla siz şersiniz Vasıflamalarınızı Allah (B sırrınca) daha iyi bilir” dedi
78-) Kalu ya eyyühel aziyzu inne lehu eben şeyhan kebiyran fehuz ehadena mekaneh* inna nerake minel muhsiniyn;
(Kardeşler) dediler ki: “Ey Aziyz! Muhakkak ki onun şeyh-i kebiyr (büyük ihtiyar) bir babası var Onun yerine bizden birini al Doğrusu senin muhsinlerden olduğunu görüyoruz
79-) Kale meazâllahi en ne'huze illâ men vecedna metaana ındehu inna izen lezalimun;
(Yusuf) dedi ki: “MaazAllah, eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını almaktan (Allah’a sığınırız) Doğrusu o takdirde zalimler oluruz
80-) Felemmestey'esu minhu halesu neciyya* kale kebiyruhüm elem ta'lemu enne ebaküm kad ehaze aleyküm mevsikan minAllahi ve min kablü ma ferrattüm fiy Yusuf* felen ebrahal’Arda hatta ye'zene liy ebiy ev yahkümAllahu liy* ve HUve hayrul hakimiyn;
Ne vakit ki Ondan (Yusuf’tan) ümit kestiler, fısıldaşarak halis oldular (çekilip aralarında gizlice konuştular) Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizden Allah’dan bir sağlam söz aldığını ve daha önce Yusuf hakkında da tefrid’de bulunduğunuzu (kusur işlediğinizi) bilmediniz mi? Babam (Ona dönmem için) bana izin verinceye yahut Allah benim için hükmedinceye kadar şu arz’dan ayrılmayacağım O, hükmedenlerin en hayırlısıdır
81-) İrciu ila ebiyküm fekulu ya ebana innebneke seraka, ve ma şehidna illâ Bima alimna ve ma künna lilğaybi hafizıyn;
Babanıza rücu’ edin de deyin ki: Ey babamız! Muhakkak ki senin oğlun hırsızlık yaptı Biz ancak bildiğimize (B sırrınca) şahidlik yaptık (Yoksa biz) ğayb’ın hafızları (koruyucuları, bekçileri) değiliz
82-) Ves'elil karyetelletiy künna fiyha vel ıyralletiy akbelna fiyha* ve inna lesadikun;
İçinde olduğumuz karye’ye (şehre, beden) ve içinde ikbal ettiğimiz/döndüğümüz kervan’a sor! Biz kesinlikle sadıklarız
83-) Kale bel sevvelet leküm enfüsüküm emra* fesabrun cemiyl* asellahu en ye'tiyeniy Bihim cemiy’a* inneHU HUvel Aliymul Hakiym;
(Babaları) dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi bir emr’e/iş’e teşvik etmiş/sevdirmiştir Sabr, cemiyl’dir Umulur ki Allah onların hepsini bana (B sırrınca) getirir Muhakkak ki O, Aliym’dir, Hakiym’dir
84-) Ve tevella anhüm ve kale ya esefa alâ Yusufe vebyaddat aynahu minel huzni fehuve kezıym;
Onlardan yüz çevirdi ve hüzünden iki gözü beyazlaşmış olduğu halde: “Ey Yusuf üzerine olan gamım (neredesin, Onu hatırımda tutmaya devam et)!” dedi Artık O (gam ve kederini) yutkunan (hazmetmiş) idi
85-) Kalu tAllahi tefteü tezküru Yusufe hatta tekûne haradan ev tekûne minel halikiyn;
Dediler ki: “Tallahi, sen hala Yusuf’u anmaya devam ediyorsun Nihayet ya hastalanıp eriyeceksin veya helak olanlardan (ölüp gidenlerden) olacaksın
86-) Kale innema eşku bessiy ve huzniy ilellahi ve a'lemu minAllahi ma la ta'lemun;
(Ya’kub) dedi ki: “Bessi’mi (saklayamadığım vaziyetimi, şiddetli gamımı, kederimi) ve hüznümü ancak Allah’a şikayet ediyorum Ve Allah’dan sizin bilmediklerinizi biliyorum (hüsnü zannım tamdır)”
87-) Ya beniyyezhebu fe tehassesu min Yusufe ve ehıyhi ve la tey'esu min ravhıllah* innehu lâ yey’esu min ravhıllahi illel kavmül kafirun;
Ey oğullarım! Gidin, Yusuf’dan ve kardeşinden tahassus edin (haber edinin, araştırın; arınma çalışmalarınızı gevşetmeyin) Ravhullah’dan (Allah rahmetinden) ye’se düşmeyin Çünkü kafirler kavminden başkası Allah rahmetinden ümit kesmez
88-) Felemma dehalu aleyhi kalu ya eyyühel aziyzü messena ve ehlened durru ve ci'na Bi bidaatin müzcatin feevfi lenel keyle ve tesaddak aleyna* innAllahe yeczil mütesaddikıyn;
Onun (Yusuf’un) üzerine (kardeşler yeniden) girdiklerinde: “Ey Aziyz! Bize ve ehlimize durr (zorluk, sıkıntı, zayıflık) dokundu Pek değerli olmayan bir bedel-sermaye ile (B sırrınca) de geldik (kayıtlı, zayıf kuvveler) Bize tam ölçek ver ve bize tasadduk eyle Muhakkak ki Allah tasadduk edenleri cezalandırır (karşılığı oluşur)”
89-) Kale hel alimtüm ma fealtüm Bi Yusufe ve ehıyhi iz entüm cahilun;
(Yusuf) dedi ki: “Hani siz cahiller iken, Yusuf’a ve kardeşine (B sırrınca) ne yaptığınızı (şimdi) bildiniz mi?
90-) Kalu einneke leente Yusuf* kale ene Yusufu ve hazâ ehıy* kad mennAllahu aleyna* innehu men yettekı ve yasbir feinnAllahe la yudıy'u ecrel muhsiniyn;
(Kardeşler) dediler ki: “Muhakkak ki sen, evet sen sahidenYusuf (mu) sun? (Yusuf) dedi ki: “Ben Yusuf’um ve şu da kardeşimdir Gerçekten Allah bize lutfu ihsanda bulundu Çünkü kim korunur ve sabreder ise, muhakkak ki Allah muhsinlerin ecrini zayi etmez
91-) Kalu tAllahi lekad aserekâllahu aleyna ve in künna le hatıiyn;
(Kardeşler) dediler ki: “Tallahi! Andolsun ki Allah seni bize tercih etmiş/üstün tutmuştur Ve biz kesinlikle hata edenler idik
92-) Kale la tesriybe aleykümül yevm* yağfirullahu leküm, ve HUve Erhamur Rahımiyn;
(Yusuf) dedi ki: “Bugün size tesriyb (başa kakma, kınama, ayıplama) yoktur Allah sizi mağfiret eder/etsin O, ErhamurRahımiyn’dir
93-) İzhebu Bi kamiysıy hazâ feelkuhu alâ vechi ebiy ye'ti basıyra* ve'tuniy Bi ehliküm ecmeıyn;
Şu gömleğim ile (babamıza) (B sırrınca) gidin Onu (gömleğimi) babamın vechinin üzerine ilka edin (yüzüne sürün), Basıyr (gören) olarak gelir Tüm ehlinizi toptan (B sırrınca) bana getirin!
94-) Ve lemma fesaletil ıyru kale ebuhüm inniy le ecidü riyha Yusufe levla en tüfennidun;
Ne vakit ki kervan (Yusuf’un şehrinden) ayrıldı, (babayurtlarında) babaları dedi ki: “Eğer bana bunaklık isnat etmezseniz, muhakkak ki ben Yusuf’un rıyhı’nı (kokusunu) alıyorum
95-) Kalu tAllahi inneke lefiy dalalikel kadiym;
Dediler ki: “Tallahi! Muhakkak ki sen kadiym *****lığının içindesin
96-) Fe lemma en cael beşiyru elkahü alâ vechihi fertedde basıyra* kale elem ekul leküm inniy a'lemu minAllahi ma la ta'lemun;
Ne vakit ki müjdeci geldi, onu (gömleği) Onun (Ya’kub’un) vechinin üzerine ilka etti, (Ya’kub) hemen Basıyr olarak (geri) döndü (Hakk’ın nuru ilegörmeye başladı) (Ya’kub) dedi ki: “Size dememiş miydim, muhakkak ki ben Allah’dan sizin bilmediklerinizi bilirim
97-) Kalu ya ebanestağfirlena zünubena inna künna hatıiyn;
(Yusuf’un kardeşleri) dediler ki: “Ey babamız!Bizim için günahlarımızın mağfiretini dile Doğrusu biz hata edenler olduk
98-) Kale sevfe estağfiru leküm Rabbiy* inneHU HUvel Ğafurur Rahıym;
(Ya’kub) dedi ki: “Sizin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim Muhakkak ki O, Ğafur’dur, Rahıym’dir
99-) Felemma dehalu alâ Yusufe ava ileyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra inşaAllahu *****yn;
Vaktaki Yusuf’un üzerine (nezdine, yanına) girdiler, (Yusuf) ebeveynini (baba-anası’nı) kendine çekti ve dedi ki: “İnşaAllah, aminler olarak (güven içinde) Mısır’a (vahdet şehrine) girin!
100-) Ve refea ebeveyhi alel Arşi ve harru lehu sücceda* ve kale ya ebeti hazâ te'viylü ru'yaye min kabl* kad cealeha Rabbiy Hakka* ve kad ahsene Biy iz ahreceniy minessicni ve cae Biküm minel bedvi min ba'di en nezeğaşşeytanu beyniy ve beyne ıhvetiy* inne Rabbiy Latıyfün lima yeşa'* inneHU HUvel Aliymul Hakiym;
(Yusuf) ebeveyni’ni (baba-anası’nı) Arş üzerine ref’etti O’nun (Yusuf) için (hepsi) secdeye kapandılar (Yusuf) dedi ki: “Babacığım! İşte bu önceden (gördüğüm) rüyanın te’vilidir (hedefine varmasıdır) Rabbim onu hakk kıldı (gerçekleştirdi) (Rabbim) bana hakikaten (B sırrınca) ihsanda bulundu Şeytan benimle kardeşlerim arasına nezğ ettikten (fit soktuktan, ifsad ettikten) sonra, (Rabbim) beni zindandan çıkardı ve sizi de (B sırrınca) bedv’den (badiye, taşra, çöl) getirdi Muhakkak ki Rabbim dilediğine Latıyf’tir Çünkü O, Aliym’dir, Hakiym’dir
101-) Rabbi kad ateyteniy minel mülki ve allemteniy min te'viylil ehadiys* FatıresSemavati vel Ardı ente veliyyiy fiyd dünya vel ahireti, teveffeniy müslimen ve elhıkniy Bissalihıyn;
Rabbim! Gerçekten sen bana Mülk’den verdin ve bana hadiselerin te’vilinden öğrettin Semavat ve Arz’ın Fatırı! Dünya’da ve Ahiret’te Sen’sin Veliym Müslim olarak beni vefat ettir ve beni salihlere kat!
102-) Zâlike min enbail ğaybi nuhıyhi ileyk* ve ma künte ledeyhim iz ecmeu emrehüm ve hüm yemkürun;
İşte bu Ğayb haberlerindendir, ki onu sana vahyediyoruz Onlar (Yusuf’a tuzak kuran kardeşleri) mekr yaparak işlerine cem’olduklarında onların yanında değildin
103-) Ve ma ekserunNasi velev haraste Bi mu’miniyn;
Sen hırs göstersen de insanların ekseriyeti (Bi-) mü’min olmazlar
104-) Ve ma tes'eluhüm aleyhi min ecr* in huve illâ zikrun lil alemiyn;
(Halbuki) onun (tebliğin) üzerine onlardan bir ecir istemiyorsun O, ancak alemler için bir hatırlatma/öğüttür
105-) Ve keeyyin min ayetin fiys Semavati vel Ardı yemürrune aleyha ve hüm anha mu'ridun;
Semavat’ta ve Arz’da nice ayet var ki, onlar bunlardan (bu ayetlerden) yüz çevirerek onlara uğrarlar/üzerlerinden geçip giderler
106-) Ve ma yu'minu ekseruhüm Billahi illâ ve hüm müşrikûn;
Onların ekseriyeti ancak müşrikler olarak (B sırrından gafil, vehmi varlıkları ile) Allah’a (B sırrınca) iman ederler
107-) Efeeminu en te'tiyehüm ğaşiyetün min azâbillahi ev te'tiyehümüssaatü bağteten ve hüm la yeş'urun;
(Yoksa) onlar Allah azabından bir ğaşiye’nin (hepsini sarıp sarmalayacak bir şeyin; perdenin) kendilerine gelmesinden veya onlar farkında değillerken o saat’in (kıyamet’in, vefatın) ansızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular?
108-) Kul hazihi sebiyliy ed'u ilellahi alâ basıyretin ene ve menittebe’aniy* ve subhanAllahi ve ma ene minel müşrikiyn;
De ki: “İşte bu benim yolumdur; basiyret üzre Allah’a da’vet ederim Ben ve bana tabi olanlar (bu yoldayız HzRasûlullah’ın geçmiş ve geleceklere üstünlüğü ve tasavvuf’un hakiki yeri) SubhanAllah (hiç var olamıyorum) ! Ben müşriklerden değilim
109-) Ve ma erselna min kablike illâ ricalen nuhiy ileyhim min ehlil kura* efelem yesiru fiyl Ardı feyenzuru keyfe kâne akıbetülleziyne min kablihim* ve ledarul ahireti hayrun lilleziynettekav* efela ta'kılun;
Senden önce, karyeler (şehirler) halkından kendilerine vahyettiğimiz rical’den başkasını (Rasûl/Nebî) irsal etmedik (Ümmet-i Muhammed dönemindeki velayet sistemi yoktu) Arz’da (beden’de) seyir etmediler (yürüyüp ilerlemediler) mi ki kendilerinden öncekilerin akibetinin nasıl olduğunu görsünler Bilfiil korunanlar için Ahiret yurdu elbette daha hayırlıdır Akletmeyecekmisiniz?
110-) Hatta izestey'eser Rusulü ve zannu ennehüm kad küzibu caehüm nasruna, fenücciye men neşa'u, ve la yuraddu be'süna anil kavmil mücrimiyn;
Ta ki Rasûller (onlardan yana) ümitlerini kestiler ve zannettiler ki kendileri yalanlandılar (va’d olunan zaferi beklediler), (işte o vakit) nusretimiz onlara (Rasûllere) geldi (Veliy oldular) Dilediğimiz kimseler kurtarıldı Mücrimler kavminden be’simiz (azab, zorluk) geri çevrilmez
111-) Lekad kâne fiy kasasıhim ıbretün li ülil elbab* ma kâne hadiysen yüftera ve lâkin tasdiykalleziy beyne yedeyhi ve tafsıyle külli şey’in ve hüden ve rahmeten li kavmin yu'minun;
Andolsun ki onların kıssalarında ulul’elbab (üst akıl-öz sahipleri) için bir ibret vardır O (Kur’an) uydurulan bir söz değildir Fakat önünde (Levh-i Mahfuz’da) olanı tasdik eden, herşeyi tafsil eden ve iman eden bir kavim için de huda (rehber) ve rahmettir (hakiki kendini bilmekdir)
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsored Links
Cevapla

Bookmarks

Tags
ayetlerin, bilgi, hakkında, manası, meali, suresi, suresİ, sÜre, tefsiri, yusuf


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Cin Suresi Korax Kur'an-ı Kerim 1 12-30-2008 14:07
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Tarık Suresi Korax Kur'an-ı Kerim 1 12-30-2008 13:22
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Asr Suresi Korax Kur'an-ı Kerim 1 12-29-2008 00:22
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Fil Suresi Korax Kur'an-ı Kerim 1 12-29-2008 00:21
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali ve Tefsiri - Nas Suresi Korax Kur'an-ı Kerim 1 12-28-2008 23:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:58 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Website Statistics
Toplist
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız doganinternet@hotmail.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to doganinternet@hotmail.com

DMCA.com