Forumson

kurtuluş savaşı ile ilgili anı Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk't

Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar Katagorisinde ve Mustafa Kemal Atatürk Forumunda Bulunan kurtuluş savaşı ile ilgili anı Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk't Konusunu Görüntülemektesiniz.->Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk'ten anılar forumson.com - kurtuluş savaşı ile ilgili anı Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk't ...


Reklamı Kapat

Geri git   Forumson > Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar > Mustafa Kemal Atatürk

Alt 11-03-2009, 19:22   #1 (permalink)
Operator

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Mesajlar: 32,319
Konuları: 30839

Tesekkür: 3
481 Mesajina 1044 Tesekkür Aldi Üye No: 28
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 27049
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Seviye: 92 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3438 / 3438
Güç: 10773 / 45681
Deneyim: 70%
İletisim

Standart kurtuluş savaşı ile ilgili anı Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk't

 

Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk'ten anılar
forumson.com - kurtuluş savaşı ile ilgili anı Gazilerden Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar,Atatürk't Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadıklarını hatırlarken, zaman zaman duygulanan ve heyecanlanan Ömer Ateş, İzmir’in Yunanlıların işgalinden kurtarılışı sırasında, öncü kuvvetlerin ardında, topçu er olarak görev yaptığını söyledi
Atatürk’ü, ilk kez, 1922 yılında, İzmir’deki kıtalarını denetlemesi sırasında gördüğünü belirten Ömer Ateş, şunları anlattı: “Türk vatanının her yeri, düşmanlar tarafından işgal edilmişti Atatürk, o günün imkanlarını kullanarak, vatanın kurtuluşu için kahraman Türk ordusunu kurup başına geçti ve bu milletin hak ettiği özgürlüğü kazanmasına öncülük etti O büyük bir kumandan, eşsiz bir liderdi Atatürk olmasaydı, bu vatan kurtulmazdı Onu ilk kez, tören kıtasını denetlemeye geldiğinde görmüştüm ve çok heyecanlanmıştım
İlerlemiş yaşına rağmen savaş yıllarından unutmadığı anılarını ziyaretçileriyle paylaşan Ömer Ateş, sağlıklı ve dinç görünümüyle de yıllara meydan okuyor Uzun yaşamasının sırrını, her sabah bal, tereyağ, yoğurt ve pekmez yiyerek, süt içmesine bağlayan Ömer Ateş, herhangi bir sağlık probleminin olmadığını ve gözlerinin sağlamlığını, eline aldığı bir iğneye iplik takarak kanıtlıyor

GİRESUNLU GAZİNİN DİLEĞİ
Giresunlu gazi Hamit Toslu da İstiklal Savaşı’nın kendilerinden dinlenerek yazılı hale getirilmesi ve kitap yapılarak belgelenmesi gerektiğini söyledi Toslu, İstiklal Savaşı’nda 4 ayrı cephede savaştığını belirterek, şunları anlattı: “İstiklal Savaşı’na katılan gaziler bu dünyadan göçüp gitmeden, yeni bir anlayışla yaşadıklarının belgelenmesi gerekir Böylelikle o yıllar gençlere daha iyi anlatılabilir ve ölümsüzleştirilir Ayrıca İstiklal Savaşı’nda yaşadıklarımızın gelecek nesillere aktarılması, genç nesillerin Cumhuriyet ve bağımsızlık bilincini daha iyi anlamalarını, bu vatanın kıymetini daha iyi bilmelerini sağlar
Gazi aylığının yetmediğini, artırılması gerektiğini belirten Toslu, “Bizim gibi gazilere ilgi, sevgi, şefkat ve vefa gösterilmesi lazım Gazi maaşlarımıza zam yapılması gerekir Gaziler unutulup bir kenara atılmamalı” diye konuştu 8 çocuk, 51 torun sahibi gazi Toslu, Giresun Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görüyor

Uzun yollarda kesintisiz süren bir akışla savaş alanlarına inen mübarek kağnı kafilelerine her zaman rast gelirdim Görüntü hiç değişmezdi: Zayıf öküzlerin çektikleri cephane yüklü arabalar ve bunların başlarında yanık yüzlü, çıplak ayaklı kadınlar, ihtiyarlar hatta çocuklar Çok defa yolun kenarına çekilir, onların geçişini gözlerim yaşararak seyreder, kağnıların gıcırtılarını ilahi bir musiki gibi dinlerdim

Karlı bir gün Çerkeş önlerinde kağnılarla cephane taşıyan bir kadın kafilesine rast gelmiştik Kafileye yaklaştık ve selamlaştık Biz soğuktan yamçılar altında bile titrerken, tek yorganını arabaya örten bir ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce içimde bir merhamet sızladı Yorganını, arkasına sardığı peştamalın içinde ara sıra hıçkıran bir çocuğun üzerine değil de, niçin arabanın üzerine serdiğini sormak gereğini duydum

KARDA ÇIPLAK AYAK

Sorumu garip bir tarzda karşıladı Anlaşılan bu durumu konuşmaya değer bulmuyordu Cevap beklediğimi anlayınca, kutsal bir şeye yaklaşır gibi kağnıya yaklaştı, yorganı aralayarak altındaki mermileri gösterdi:

‘Kar serpeliyor oğlum, millet malıdır, yazık, nem kapmasın'

Uçlarından çekerek yorganı mermilere sıkı sıkıya sardı

Az önceki merhametimden utandım'

Kurtulus Savasi Anilari

Miralay Bekir Sami, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak bastigi tarihte Ulusal Kurtulus Savasi'na katildi Ege Bölgesi'nde direnisleri örgütledi Padisahlik adina yapilan pasalik ve baskumandanlik tekliflerini reddetti Daha sonra sirasiyla 17 Kolordu Kumandanligi, Antalya-Mugla Havalisi Kumandanligi ve Kuzey Kafkasya Murahhasligi görevlerinde bulundu Bu döneme ait Harb Cerideleri, yaveri Yüzbasi Selahattin (Yurdoglu) tarafindan tutuldu Bu orijinal metinler; Ali Fuat Cebesoy, Rahmi Apak, Selahattin Selek ve Ilhan Selçuk'un yapitlarina kaynaklik etti

9 cilt tutan cerideler 1989 yilinda Türk tarih Kurumu'na armagan edildi Kurtulus Savasi konusunda arastirmalar yapan Muhittin Ünal bu cerideler'den yola çikarak Bekir Sami Günsav'in anilarini yayima hazirladi

Milli Mücadeleyi: "Vatanlarinda vatansiz kalanlarin vatan yapma mücadelesidir" sözüyle tanimlayan Miralay Bekir Sami'nin Kurtulus Savasi'ndaki emek ve hizmetleri hiçbir sekilde inkar edilemez Kitapta yer alan birçok belge bunun en güzel kaniti Elinizdeki kitap Yunan isgalini izleyen günlerdeki Bati Anadolu'nun durumunun daha iyi kavranmasina yardimci olabilecegi gibi birçok arastirmacinin yararlanabilecegi bir belge niteligindedir Okurlarimizin, Kurtulus Savasimiz hakkinda kimi bilinmeyen konulari aktaran bu anilari ilgiyle karsilayacagini umuyoruz

Atatürk ile ilgili anılar
Atatürk'le ilgili anılar

Günlerden birgün İtalyan Büyükelçisi, Atatürk ile görüsmek ister ve
huzura kabul edilir
O zamanin muhtelif ekonomik-siyasi konulari hakkinda konusulduktan
sonra, Büyükelçi :
-Ekselans, dün Roma ile yapmis oldugum bir görüsmede hükümetimizin
Hatay'i almak istedigi kararini size iletmem söylendi" der
Odada buz gibi bir hava eser Ata, büyükelçiye birşeyler daha ikram
eder ve iki dakikaliginina odadan ayrilir
Döndügünde ayaginda çizmeleri, üzerinde maresal üniformasi, belinde
tabancasi vardir Dogruca masasina gider, manyetolu telefondan Maresal
Fevzi Çakmak'ın baglanmasini ister ve Çakmak' a:
- Pasa, İtalyan dostlarimiz Hatay'a gelmek istiyorlarmis Hazir
miyiz?
Fevzi Çakmak durumu anlar ve "biz haziriz Pasam" diye yanitlar
Ata, Büyükelçiye döner ve: "Biz hazirmisiz Hükümetinize söyleyin, ne zaman
isterlerse gelip Hatay'i alabilirler" der

09-28-2006 12:14 AM


İşte Cevap
Cumhuriyet'in ilânından sonra İstanbul'da bir resepsiyon verilir Tüm
dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir Davet güzel bir
şekilde devam etmektedir fakat İngiliz ateşesi olan binbaşının

bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz bütün davet boyunca kendisine
dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir ne olduğunu

öğrenmek için yaverini gönderir Yaver Mustafa Kemal'e şöyle der:
Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa
Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi
bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:
Git sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?
09-28-2006 11:40 PM

Kurtuluş savaşından bir anı

Izmir kurtuldu, cok tatli bir yorgunluk,Ankara'ya hareket edecekler Ertesi gun kompartimanin kapisini calar yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatini yikamaktadir Ataturk

Yaveri "ya pasam bu ne hal hic uyumadiniz herhalde niye boylesiniz" der
"Ya çocuk kompartimanima yastikla battaniye koymayi unutmussunuz Kolumu yastik yaptim agridi setremi yastik yaptim usudum bende uyumadim kalktim" der

Yaveri; "aman pasam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastikla battaniye getirirdik" der
Ve bir ulke kurtarmaktan donen komutan soyluyor bunlari tarihi bir cevap der ki "Gec farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuzHicbirinize kiyamadim
Onemli olan benim uyumam degil milletimin rahat uyumasi"
09-29-2006 12:08 AM


Ataturk'un En sevdigi hikayelerdenmis

Arada kendi anlatır, arada baskasına anlattitir, hep gulermis (F R ATAY)

Yesilaycı bir profesor bir konferans veriyor Bir ara dinleyicilere Sormus:
"Bir eşegin onune iki kova koysanız Biri su dolu, biri rakiHangisini icer?" Cevabi kendi veriyor:
"Tabii suyu"
Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?"
Arkadan bir bekri söz alıyor Yuksek sesle cevaplıyor
"Esekliginden"
Ataturk bu cevaba bayiliyor Guluyor, guluyor

Bir aksam Orman ciftliginde yanında erkanı, acik havada oturuyorlar
Rakilarini yudumluyorlar Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir ciftci cocuk çalışıyor Ataturk el edip, çağırıyor Soruyor:
"Soyle cocuk: Bir eşegin onune iki kova koysan Biri raki dolu, biri su Hangisini Icer?"
Anadolu tosunu yutkunuyor Bakıyor Gazi PaSa Hazretlerinin ve yanındaki Muhterem zevatın onunde rakı kadehleri

Devletin en buyukleri
Esas vaziyetine geciyor:
"Rakiyi kumandanim!"
Ataturk kahkahayi basıyor Herkes saskin Ata onlara donuyor Muzip:

"Aman beyler! Neden diye sormayin"

iste kendisiyle barisik bir lider, kimseyle kavgalı degil Kendi kendini eleştirebiliyordiktator hiç değilSmile)
Kendinle barışık değil vede elestiriyi kaldiramayacaksan lider/yonetici olmayacaksın
10-06-2006 06:59 AM

İZMİR SUİKASTI

İzmir'de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize şu olayı anlatmıştı:
- "Ziya Hurşit'in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım Odada kimse yoktu Kendisine sordum:
- Sen Mustafa Kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?
- Evet, dedi Ben yine sordum:
- Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?
- Fena bir adammış o Memlekete çok fenalık yapmış Sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi
- Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?
- Hayır
- O halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?
- Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi Biz de öldürecektik

O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
- Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür, dedim

Herif benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı

Yahya Galip KARGI
11-01-2006 05:14 PM


ASKERLE GÜREŞ

ir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü Çağırdı ve güler yüzle sordu:
- Sen güreş bilir misin?

Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi Genç asker her zaman üstün geliyordu Çok neşelendi, ayağa fırladı

Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:
- Haydi, bir de benimle güreş!

Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:
- "Atam," dedi "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi Bir Mehmet mi bu işi başarır?"

Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı

Tahsin UZER

Kaynak: Millet Dergisi, 1946
11-01-2006 05:15 PM


ALÇAKGÖNÜLLÜ
Atatürk'ü, 1938 Gençlik ve Spor Bayramı günü, son defa, 19 Mayıs Stadyumu'nda gördüm Şeref tribünü kapısında -o zaman küçük bir çocuk olan kızıma- o günün anısı olan rozetini taktırmayarak bir şeyler söylüyordu Zayıf ve yorgundu

Kızımdan Atatürk'ün kendisine neler söylediğini sordum:
— Rozette resmim varmış, nasıl takarım? dedi
Zeki ve alçakgönüllü Atatürk rozetteki resmi görmüştü

Bu, O'nun stadyuma ilk ve son gelişi, sanki gençliğe vedası oldu

Nasuhi BAYDAR

Kaynak: Tan Gazetesi, 10111946
11-01-2006 05:15 PM


BENİM ADIM ATA DEĞİL
Atatürk'ün sinirlendiği önemli bir nokta vardı Gazetelerde, kendisine "Ata" denildiğini okudukça şöyle dedi:
— Benim adım Ata değil, Atatürk'tür! Bazı gazeteler neden böyle yazarlar?

Şükrü KAYA

Kaynak: Dünya Gazetesi, 10111953
11-01-2006 05:20 PM

GÖMÜLECEĞİ YER

GÖMÜLECEĞİ YER
Atatürk'ün gömüleceği yer ve toprak:
O'nun kabri Ankara'da olacaktır Fakat bu şehrin neresinde? Çünkü O' nun en son kuvvetli isteği bir an önce Ankara'ya dönebilmekti Biri Büyük Millet Meclisi'nden İstasyon'a inen cadde üzerindeki yuvarlak yer, diğeri Çankaya'daki yeni köşkün mermer havuzu Bu yerler şu nedenle konuşulmuştur:
Bir akşam Atatürk'ün etrafında toplananlar arasında, O'nun ölümlü oluşu üzerinde durulmuş ve özellikle kendisi 1926 suikast girişiminden sonra söylediği cümleyi tekrar etmişti "Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" dedikten sonra "Milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın," demişti Meclisin altındaki yuvarlak yeri ortaya atan kişiye ise, "iyi ve kalabalık bir yer, fakat ben böyle bir arzumu milletime vasiyet edemem" Ancak, gene o akşam ileri sürülen bir fikrin kendisini çok

duygulandırdığını, bugün bile hatırlıyorum
Memleketin bütün sınır boylarından getirilecek toprak üzerinde yatmak Recep Peker, hararetle bu fikrin sembolik savunmasını yapmıştı

Atatürk, böyle bir fikrin uygulanmasından ancak, ölümlü vücudu için hoşlanacağını ve gurur duyacağını anlatırken bana bakarak: "Bunu unutma!" demişti

Prof Dr Afet İNAN

Kaynak: Ulus Gazetesi, 25061950
11-01-2006 05:20 PM


SOKAK ÇOCUĞU

Atatürk'e, düşmanlarından bir bayan, bir yabancı gazetede (sokak çocuğu ve zalim) diye yazılar yazmak küçüklüğünü göstermişti
Bir gün Yat Kulüp'te Atatürk, arkadaşlarına bu yazıdan söz ederek demiştir ki:

- Bana sokak çocuğu diye yazmış Ben pek küçük yaşta yatılı bir öğrenci olarak okullara girmedim İdadi'den Harp Okulu'na, oradan da orduya hizmete gittim Sorarım sizlere, benim sokakta oynamaya vaktim mi vardı? Bana (zalim) diyormuş Ben eğer bu vatana ihanet eden birkaç adamı mahkemeye vererek, kanun çerçevesinde bu adamlar cezalarını buldularsa, benim onlara karşı sevgimden ziyade, Türk milletine sevgim daha büyüktür Bu nedenle Türk milletine onların zararlı vücutlarını feda ettim" demişlerdir

Enver Behnan ŞAPOLYO


Kaynak: Enver Behnan Şapolyo - Milli Mücadele Tarihi, 1944
11-01-2006 05:21 PM


MUTSUZ LİDER
Bir akşam sofrasının hararetli bir döneminde Mustafa Kemal, kişisel özgürlüğünün birçok bölümlerinden yoksun bırakılması acısını hüzün dolu sözlerle şöyle anlattı:

- "Şimdi siz buradan ayrılır, istediğiniz yerde gezer dolaşırsınız Benim gözümde bunun ne büyük mutluluk olduğunu bilemezsiniz Halime bakın, sahip olduğunuz bu özgürlükten yoksunum, cumhurbaşkanıyım ama köşeye atılmış ve özgürlüğü sınırlı bir insanım Bütün eğlencem, akşamları soframa topladığım arkadaşlara ayrılmıştır Haydi şimdi buradan ayrılıp bol bol dolaşın, istediğiniz yerlere girip çıkın, arzu ettiğiniz gibi eğlenin Ben de bunun hayaliyle avunurum" dedi

O akşam hepimiz masadan erken ayrıldık

Damar ARIKOĞLU



Kaynak: Damar Arıkoğlu - Hatıralar, 1961
11-01-2006 05:22 PM

ABDÜLHAMİD

ABDÜLHAMİD
1937 yılında idi Yaz aylarından biri Doğrudan doğruya kendi kontrolündeki bir gazetede "Makedonya" adlı bir eserim tefrika ediliyordu Bir akşam üstü Başyaver Celâl (Üner) Bey beni telefonla aradı Dolmabahçe Sarayı'na davet edildim Ve Saraya gidince de, hemen hiç bekletilmeden, üst kata çıkarıldım Bir kapı açıldı, kendimi Büyük Adamın karşısında buldum Saygılarımı bildirince, belli bir iki nezaket cümlesi ile beni okşadı Sonra:
- Yazını okuyorum, dedi Hürriyetin ilân edildiği zaman küçük bir çocuk olman lâzım Fakat kutlarım, o günleri iyi canlandırıyorsun Yalnız Abdülhamid'i hiç sevmediğin belli

Biraz durdu Elindeki bir renkli kalemi, önünde açık duran kalın ciltli bir Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu Ben susuyordum Bu hal bir iki dakika devam etti Sonra birdenbire şu sözler çıktı ağzından:
- Sevme Abdülhamid'i! Yine de sevme! Fakat sakın anısına hakaret edeyim deme Senin

kuşağın biraz daha ölçülü kararlar vermeye alışmalı Bak çocuk! Kişisel kanımı kısaca söyleyeyim: Tecrübe göstermiştir ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette, Abdülhamid'in yönetimi büyük hoşgörüdür Hele bu yönetim on dokuzuncu yüzyılın son yıllarında uygulanmış olursa

Bunun üzerine ayrılmama müsaade buyurmuşlardı Saygılarımı tekrarlayarak huzurundan uzaklaştım

Nizamettin Nazif TEPEDELENLİOĞLU

Kaynak: Hürriyet Gazetesi, 31071958
11-01-2006 05:25 PM


YANINA ALDIĞI İLK ER


O, Samsun'a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu O'na sordu:
- Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun?
Er irkildi, başını kaldırdı Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi Hemen doğruldu ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamladı
- Söyle niçin ağlıyorsun?
İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çekti:
- Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti Silahımızı elimizden aldı Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, er'in omzuna elini koydu:
- Üzülme çocuğum, dedi Gel benimle!
Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu

Burhan Cahit MORKAYA
11-01-2006 05:27 PM


KAHRAMAN TÜRK KADINI

17 Mart 1923 Tarsus:

Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi O sırada ansızın bir olayla karşılaştı

Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
- "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar

Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:

- "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın"

Taha TOROS
11-01-2006 05:27 PM


TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı
- Binbaşı mısınız?
- Hayır
- Albay mı?
- Hayır
- Korgeneral mi?
- Hayır
- Peki nesiniz?
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
- Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!

General SHERRIL


Kaynak: General Sherril - Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935
11-01-2006 05:31 PM


SURİYE HEMŞİRENİZİ DE KURTARINIZ

1923 Mart'ının 17 Cumartesi günü Mersin'e giriyoruz İstasyonda yaya olarak topluluk halinde ilerlerken, yolun ortasında, aynen Adana'ya girerken olduğu gibi, büyük bir levha taşıyan birkaç kız, Şef in karşısına çıktı

Levhada şu cümle yazılı idi:

"Suriye hemşirenizi de kurtarınız"

İki gün evvel Adana'da Antakya ve İskenderun için yapılan o levhalı gösteri, Antakyalı kızın o herkesi ağlatıp sızlatan hıçkırıklı söylevi ve Şef'in ona verdiği tarihi cevapla, yüce bir nitelik almıştı şef şimdi bu Suriye levhasına ne diyecekti?
- "Her millet layık olduğu mutluluğa erişir!" dedi ve yürüdü

İsmail Habip SEVÜK
11-01-2006 05:32 PM


GENELGEYLE DEVRİM OLMAZ

1924 yılının ilkbaharıydı Erzurum ve Pasinler'de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler'e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:
- Depremden çok zarar gördün mü, baba? diye sordu Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:
- Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin? İhtiyar, Kürt şivesiyle:
- Valle Padişah bilir! dedi
Atatürk gülümsedi Yumuşak bir sesle:
- Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?
İhtiyar tekrar etti:
- Padişah bilir!

Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam'a döndü:
- Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi
Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:

- Köylere genelge yolladık Paşam, dedi Atatürk'ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:
- Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!"
11-01-2006 06:03 PM


BEN CEPHEYE GİDİYORUM

Bir akşam Recep Bey (Peker) beni ve İhsan Bey'i evine akşam yemeğine çağırdı Ayağım burkulmuş, alçıda idi Koltuk değnekleriyle gittim Gazi Paşa da Refet (Bele) Paşa'nın evinde imiş Bizim Recep (Peker) Bey'in evinde bulunduğumuzu haber almışlar Yaver Muzaffer (Kılıç) telefonla beni çağırdı Kendilerini beklememizi söyledi

Gazi, gece yarısından sonra geldi Fazlaca alkollü idi
- "Vakit geç oldu Oturamayacağım gideceğim"
Dedi ve giderken beni, İhsan ve Recep (Peker) Bey'i baş başa getirdi Ellerini omuzlarıma atarak:
- "Ben doğruca cepheye gidiyorum, düşmana taarruz edeceğim," dedi

Hepimiz şaşırdık ve telaşlandık İhsan Bey:
- "Paşam, ya muvaffak olamazsan?" deyince:
- "Ne? Bir haftalık süre içinde onları yok edip denize dökeceğim" karşılığını verdi

Ali KILIÇ



Kaynak: Ali Kılıç - Hatıralar, 1955

YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu Anlatmalarında abartma yoktu Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk Anlatışlarını şöyle bağladı:
- İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir Şerefler de ortaktır

Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk Bu arada

Atatürk bir duraklama yaptı Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
- Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı

Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım

Ord Prof Sadi IRMAK

Kaynak: Sadi Irmak, Ord Prof - Atatürk'ten Anılar, 1978



SAVAŞ EMİRLERİ

SAVAŞ EMİRLERİ

Şükrü Kaya'nın, bir 30 Ağustos Zafer Bayramı gecesi sofrada:

- "Paşam, İstiklal Savaşı'nda Başkomutan sıfatıyla muharebelerde verdiğiniz emirler bir yerde toplanmış mıdır?" sorusuna verdiği yanıt:

- Bir gün Kurtuluş Savaşı'nın, Millî Mücadele'nin askeri tarihini yazacaklar, belki de benim Başkomutan sıfatıyla verdiğim bir yazılı ve imzalı emrime rastlamayacaklardır Savaş arkadaşlarım buradadır, hep bilirler, ben muharebede daima o cepheden bu cepheye gider, yapılması gereken hareketleri Komutanlara dikte eder, onlara not ettirir ve kendilerini de inandırdıktan sonra, 'Şimdi ordu birliklerimize derhal bu hareketlerin yapılmasını kendi imzanızla bildiriniz,' derdim"

Nejat SANER
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsored Links
Alt 11-03-2009, 19:22   #2 (permalink)
Operator

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Mesajlar: 32,319
Konuları: 30839

Tesekkür: 3
481 Mesajina 1044 Tesekkür Aldi Üye No: 28
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 27049
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Seviye: 92 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3438 / 3438
Güç: 10773 / 45681
Deneyim: 70%
İletisim

Standart

 

KAHRAMAN TÜRK KADINI

17Mart 1923 Tarsus:

Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi O sırada ansızın bir olayla karşılaştı

Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
- "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar

Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
- "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın"

Taha TOROS


KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

Bir gece beraber oturuyorduk Yanımızda Siirt milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Onaydın, bir de Soysallı vardı Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi'nde okuyacağı söylevi hazırlıyordu Mahmut'la Ruşen Eşref not tutuyorlardı Atatürk ara sıra bana da, "Ne dersin?" diye soruyordu Ben ne diyebilirim? Hiç Sonra Atatürk bana döndü ve dedi ki:

- Bu memleketin efendisi kimdir?

Düşündüm Karşılığı o verdi:
- Türk köylüsüdür, dedi Ve devam etti:

- Türk köylüsü "Efendi" yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!

BENİM ADIM ATA DEĞİL

Atatürk'ün sinirlendiği önemli bir nokta vardı Gazetelerde, kendisine "Ata" denildiğini okudukça şöyle dedi:
— Benim adım Ata değil, Atatürk'tür! Bazı gazeteler neden böyle yazarlar?

GENELGEYLE DEVRİM OLMAZ

1924 yılının ilkbaharıydı Erzurum ve Pasinler'de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler'e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:
- Depremden çok zarar gördün mü, baba? diye sordu Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:
- Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin? İhtiyar, Kürt şivesiyle:
- Valle Padişah bilir! dedi
Atatürk gülümsedi Yumuşak bir sesle:
- Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?
İhtiyar tekrar etti:
- Padişah bilir!

Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam'a döndü:
- Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi
Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:
- Köylere genelge yolladık Paşam, dedi Atatürk'ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:
- Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!"

ALÇAKGÖNÜLLÜ
Atatürk'ü, 1938 Gençlik ve Spor Bayramı günü, son defa, 19 Mayıs Stadyumu'nda gördüm Şeref tribünü kapısında -o zaman küçük bir çocuk olan kızıma- o günün anısı olan rozetini taktırmayarak bir şeyler söylüyordu Zayıf ve yorgundu

Kızımdan Atatürk'ün kendisine neler söylediğini sordum:
— Rozette resmim varmış, nasıl takarım? dedi
Zeki ve alçakgönüllü Atatürk rozetteki resmi görmüştü

Bu, O'nun stadyuma ilk ve son gelişi, sanki gençliğe vedası oldu


SAVAŞ EMİRLERİ
Şükrü Kaya'nın, bir 30 Ağustos Zafer Bayramı gecesi sofrada:

- "Paşam, İstiklal Savaşı'nda Başkomutan sıfatıyla muharebelerde verdiğiniz emirler bir yerde toplanmış mıdır?" sorusuna verdiği yanıt:

- Bir gün Kurtuluş Savaşı'nın, Millî Mücadele'nin askeri tarihini yazacaklar, belki de benim Başkomutan sıfatıyla verdiğim bir yazılı ve imzalı emrime rastlamayacaklardır Savaş arkadaşlarım buradadır, hep bilirler, ben muharebede daima o cepheden bu cepheye gider, yapılması gereken hareketleri Komutanlara dikte eder, onlara not ettirir ve kendilerini de inandırdıktan sonra, 'Şimdi ordu birliklerimize derhal bu hareketlerin yapılmasını kendi imzanızla bildiriniz,' derdim"

MUTSUZ LİDER

Bir akşam sofrasının hararetli bir döneminde Mustafa Kemal, kişisel özgürlüğünün birçok bölümlerinden yoksun bırakılması acısını hüzün dolu sözlerle şöyle anlattı:

- "Şimdi siz buradan ayrılır, istediğiniz yerde gezer dolaşırsınız Benim gözümde bunun ne büyük mutluluk olduğunu bilemezsiniz Halime bakın, sahip olduğunuz bu özgürlükten yoksunum, cumhurbaşkanıyım ama köşeye atılmış ve özgürlüğü sınırlı bir insanım Bütün eğlencem, akşamları soframa topladığım arkadaşlara ayrılmıştır Haydi şimdi buradan ayrılıp bol bol dolaşın, istediğiniz yerlere girip çıkın, arzu ettiğiniz gibi eğlenin Ben de bunun hayaliyle avunurum" dedi

O akşam hepimiz masadan erken ayrıldık

ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü Çağırdı ve güler yüzle sordu:
- Sen güreş bilir misin?

Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi Genç asker her zaman üstün geliyordu Çok neşelendi, ayağa fırladı

Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:
- Haydi, bir de benimle güreş!

Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:
- "Atam," dedi "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi Bir Mehmet mi bu işi başarır?"

Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı


İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Hastalığının ilerlemiş zamanında:
"Hatta bir gün, bizim önümüzde bazı siyasi sorunlara değinip Romanya' da yapılan hükümet değişmesinden söz ederken, bir patriğin işbaşına gelmiş olmasından hayret duyduğumu söyledim Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'nın da yaklaşmakta olduğunu anıştırarak dedi ki:
- "Bir savaş çıktığı takdirde, kanımca yansız kalmalıyız O zaman birçok fırtınalar kopacak Devlet gemisini gayet ustaca yöneterek işin içinden sıyrılmaya çalışılmalıdır" dedi

TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı
- Binbaşı mısınız?
- Hayır
- Albay mı?
- Hayır
- Korgeneral mi?
- Hayır
- Peki nesiniz?
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
- Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!

ATATÜRK'ÜN BAZI ÖZDEYİŞLERİ

- Ne mutlu "Türküm" diyene

- Geldikleri gibi giderler

- Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır

- Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı
bir türlü öğretemedim

- Yurtta sulh, cihanda sulh

- Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum

- Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür

- Doğruyu söylemekten korkmayınız

- Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir
Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve
hissediyorsanız bu yeterlidir

- Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır

- Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur

- Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir İleri !

- Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine
ve refaha ulaştırmaktır

- Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür

- Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden
sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler
kazanmaya devam edeceğiz

- Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir Başarı ise,
"Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım"
diyebilenindir

- Egemenlik verilmez, alınır

- Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur

- Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir

- Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır

- Hayatta en hakiki mürşit ilimdir

- Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının
yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır
Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz
ve yaşamayacaktır

- Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz

- Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir
bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-03-2009, 19:23   #3 (permalink)
Operator

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Mesajlar: 32,319
Konuları: 30839

Tesekkür: 3
481 Mesajina 1044 Tesekkür Aldi Üye No: 28
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 27049
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Seviye: 92 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3438 / 3438
Güç: 10773 / 45681
Deneyim: 70%
İletisim

Standart

 

Kurtuluş savaşından bir anı
Izmir kurtuldu, cok tatli bir yorgunluk,Ankara'ya hareket edecekler Ertesi gun kompartimanin kapisini calar yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatini yikamaktadir Ataturk

Yaveri "ya pasam bu ne hal hic uyumadiniz herhalde niye boylesiniz" der
"Ya çocuk kompartimanima yastikla battaniye koymayi unutmussunuz Kolumu yastik yaptim agridi setremi yastik yaptim usudum bende uyumadim kalktim" der

Yaveri; "aman pasam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastikla battaniye getirirdik" der
Ve bir ulke kurtarmaktan donen komutan soyluyor bunlari tarihi bir cevap der ki "Gec farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuzHicbirinize kiyamadim
Onemli olan benim uyumam degil milletimin rahat uyumasi"
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
anı, anılar, atatürkt, gazilerden, ile, ilgili, kurtuluş, savaşı, İle, İlgili


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kurtuluş Savaşı ve Aşamaları korax Genel Kültür 0 05-02-2009 10:21
Kurtuluş Savaşı Yıllarında Çukurova Korax TaRiH 0 11-11-2008 20:53
Kurtuluş Savaşı Resimler уυѕυƒ Resimleri 1 09-11-2008 02:12
Kurtuluş Savaşı’nın Gizli Örgütü Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 17:24
Kurtuluş Savaşı Destanı Müzikali Yaso Kültür ve Sanat 1 02-28-2008 18:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:29 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Website Statistics
Toplist
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız doganinternet@hotmail.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to doganinternet@hotmail.com

DMCA.com