Forumson  

Geri git   Forumson > Müzik - Tanıtım > Müzik Sohbet

Müzik Sohbet Son Çıkan Albümler,Çıkacak Olan Albümler Dedikodular v.s Hepsini Yapmanız İçin Olusan Müzik Sohbet Bölümümümüz...

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-07-2010, 16:49   #1 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Türküler Ve Hikayeleri kısa kısa

Türküler Ve Hikayeleri Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına

Oyunun Öyküsü : Oyun hakkinda degisik rivayetler vardir Birisinde bir sohbet esnasinda iki asik asinda yarisma seklinde sözler meydana çikmistir, ikinci rivayet ise sudur: Eskiden Tosya halki ticaret maksadi ile sürekli olarak saz dagini asarak Çankiri tarafinda "Öteyüz" denilen yöreye giderlermis Ekonomik iliskilerinin yaninda bu bölge ile sosyal iliskilerde de gelisme görülür Bu yüzden oyunda Karadeniz Bölgesinden ziyade Iç Anadolu Bölgesi'nin etkisi görülür Rivayetimiz söyle: Asigin bin Öteyüz'e giderken Fazli isminde bir çobanla karsilasir Çoban orada sigir otlatmaktadir Asigi elinde saz ile görmüstür Kendisi de yalnizliktan cani sikilmistir Asigi yanina çagirir, kedisine bir seyler çalmasini ister Asik pekala der, fakat aklina çalacak bir sey gelmez Tam o esnada asik vatandasin birisinin öküzleri ile beraber çift sürmeye gittigini görür Bundan esinlenerek:


Sabahleyin erken cifte giderken,
Öküzüm torbadan düsmüs gördün mü?
Amanin Fazlim

Daha sonra sigirlarin içerisindeki mandaya gözü takilir
Manda yuva yanmis sögüt dalina,
Yavrusunu sinek kapmis gördün mü?
Amanin Fazlim

Dönüste bir sohbet esnasinda bu durumu dile getirir Halk arasinda hikaye seklinde söylenir Musiki Cemiyetinin kurulmasindan sonra Hakki Berber bu sözleri toplayarak bir araya getirir Ismail OKUR (Nayipoglu)’da tiridine bandim nakaratini ekleyerek bestesini yapar Mustafa Basefe (Akçak) ve arkadaslari da bunu oyuna dönüstürerek folklorumuza kazandirirlar O günden bu güne çalinir, söylenir, oynanirSözleri :


Sabahleyin erken çifte giderken, aman aman
Öküzüm torbadan düsmüs, gördün mü? amanin yandim
Tiridine tiridine, tiridine bandim
Bedavami sandin, para vidim aldim
Manda yuva yapmis sögüt dalina, aman aman
Yavrusunu sinek kapmis gördün mü? amanin yandim
Tiridine tiridine, tiridine bandim
Bedavami sandin, para vidim aldim
Asagida pinar güzellerin yoludur, aman aman
Tosya’da kusagi ince belin gülüdür, amanin yandim
Tiridine tiridine, tiridine bandim
Bedavami sandin, para vidim aldim
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:49   #2 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar


Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir Zeynep'i Ali'ye verirler Kısa bir zaman sonra düğünleri olur Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür

Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış

Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır Bir daha onmaz, sonu ölümle biter Herkes Zeynep için göz yaşı döker İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
Kardeşlerim yolları bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim


Kaynak:
Türk Halk Müziği ve Oyunları
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:49   #3 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Türkünün Adı: Hastane Önünde İncir Ağacı

Türkünün Yöresi: Akdağmadeni
Türkünün Kaynak & Mahlası: Nida Tüfekçi


Hastane Önünde İncir Ağacı


Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söylerYakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez, İstanbul'da kalır



Hastane Önünde İncir Ağacı
Hastane önünde incir ağacı (Annem ağacı)
Doktor bulamadı bana ilacı (Annem ilacı)
Baş tabip geliyor zehirden acı (Annem vay acı)

Garip kaldım yüreğime dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu

Mezarımı kazın bayıra düze (Annem vay düze)
Yönünü çevirin sıladan yüze (Annem vay yüze)
Benden selam söylen sevdiğinize (Sevdiğinize)

Başını koysun karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:50   #4 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Türkünün Adı: Suzan Suzi

Türkünün Yöresi: Diyarbakır
Türkünün Kaynak & Mahlası: Celal Sevimli


Suzan Suzi


Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır Bu Kırklardağı'nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler

Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş Kadın, Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş, adak adamış Bir kızı doğmuş Adını Suzi (Suzan) koymuşlar Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler, giydirir ve Kırklar'a götürerek, bir kurban kestirirmiş Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüp, güzel bir genç kız olmuş Müslüman komşularının oğlu Adil'le, birbirlerine aşık olmuşlar Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne göndermiş Arkalarından habersizce Adil de gelmiş Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler Kırklar Ziyareti, bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çarpmış Kız On Gözlü Köprü'nün orada, Dicle'de boğularak ölmüş Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de aklını yitirmiş


Suzan Suzi
Kırklardağı'nın yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim
(Suzan Suzi) Ziyaret çarptı bizi

prüaltı kapkara
Anne gel beni ara
Saçlarım kumlara batmış
Tarak getir de tara

prünün orta gözü
Sular apardı düzü
Ben öleydim
(Suzan Suzi) Dicle ayırdı bizi


Z’amansız bir siyahtım…
S’oyundum…
Gökkuşağını giydir bana
Yahut mavi denizleri
“Şiir” ol…
Kurtar beni…
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:50   #5 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Drama Köprüsü

Debreli Hasan, Drama'da yetişmiş Debreli namıyla mübadele öncesi dönemde Drama-Serez-Sarisaban bölgelerinde faaliyet göstermiş bir halk kahramanı eşkıyadır
Drama köprüsünü, o devrin haksızlıkla para kazanan halkı ezen zenginlerinden aldığı haraçla yaptırmıştır Debreli Hasan'ın yaşadığı dönem kesinlikle bilinmemekle beraber Cakircali Efe ile çağdaş olduğu görüşleri, hatta atıştıklarına dair hikayeler onun 1870–1920 yılları arasında Makedonya dağlarında egemen olduğunu göstermektedir Bu konuda halk arasında söylenen menkıbeye göre; Selanikli Yahudi bir tüccar ticaret için İzmir'e gidecektir "Eğer bu civar dağlarda hükümran olan Debreli'den geçsen, Ege dağlarında Cakircali'dan geçemezsin "denir, kendisine Nitekim de öyle olur

Debreli'nin çetesinde pek çok kişi yoktur Bilinen Kara kedi namıyla bir tek kızanı olduğudur Halka onu sevdiren eşkıya kişiliğinin en ustun tarafı ise fakirlere yardim etmesi, bilhassa birbirini seven yoksul gençleri evlendirmesidir Bu konuda şöyle bir menkıbe de vardır "Evlenmek niyetinde olan dağlı bir genç, tek danasını almış, İskece pazarına inmektedir Yolu, Debreli Hasan tarafından kesilir Delikanlının evlenmek için parası olmadığını anlayanca Debreli kendisine düğün için yetecek parayı verir ve ayrıca danasını satmamasını salık verip uğurlar"

Makedon dağlarının Debreli'si sonunda padişah affına uğrar veya söylentiye göre mübadelede güvenlik güçlerinin elinden kaçmayı başarır ve Türkiye'ye göç eder

Kısacası Rumeli Türklerinin gönlüne yerleşmiştir efsanesiyle Debreli Hasana

Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez
Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez
At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin

Mezar taşlarını Hasan koyun mu sandın
Adam öldürmeyi Hasan oyun mu sandın
At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin

Drama köprüsü Hasan dardır daracık
Çok istemem Yanko Corbaci bin beş yüz liracık
At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin

Drama köprüsünü Hasan gece mi geçtin
Ecel şerbetini Hasan ölmeden mi içtin
At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin


Bölge: Rumeli
Şehir / Kasaba: Rumeli
Kaynak: Öyküsüyle Türküsüyle
Batı Trakya Türküleri
Reşit Salim- Osman H Arda
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:50   #6 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Çarşambayı Sel Aldı

çarşamba deyince bir yabancı hemen çarşambayı sel aldı türküsünü anımsarçarşamba her şeyden önce bu türküyle ünlenmiştirbu ün ardında nice acı ve gözyaşını taşıyortarih boyunca yeşilırmak nice canlar almıştır1970 lerde suat uğurlu ve hasan uğurlu barajlarıyla doğal akışa son verilmiştirartık yeşilırmak tan insan hayvan cesetlerievlerbeşikler ve birçok hayat nesnesi geçmiyorkısacası artık çarşamba yı sel almıyor
yıllardır söylenensöylenecek olan bu güzel türküyü ve bu türkünün hikayesini hemşehrimiz sayın faik okutgen derlemiştir

çarşamba yı sel aldı

ahmet abdal deresinin kıysında yerleşmiş yoksul köy ailelerinden birinin oğluydubaharla birlikte yıllarca süren karasevdası karşılık bulmuşmelek kalbini açmıştıkısa zamanda yüzük takıp nişanlandılar
ahmet yapraklar sararmaya durduğunda orduya yollandımelekse gözyaşlarıyla başbaşa kaldıağaoğlu mehmet ali melek e gözkoyduahmet in arkadaşları ne kadar uyardılarsa kar etmedi melek reddetti mehmet ali yibunun üzerine ağaoğlu adamlarıyla melek i dağa kaldırdıkötü haberi kuşlar uçurdu ahmet ekısa günde uçageldi aşkın delikanlısıkuşandı atını silahınıarkadaşlarıyla düştü yollaradağ tepe demedi gece gündüz melek i aradı
´meleeeeekmeleeeeek´ diye çığıra çığıra sesi uçtu
önce bir çakal yağmuru uç verdisonra şimşek şimşek içinden çıktıçatırdadı koca gökyüzüışınlar çarşamba ovasını renkten renge soktune yağmur ne silinen izler aşkın atlılarını durduramadı
tufan ikinci kez yaşanıtordu sankiyağmur yeşilırmak ı boğuverdiçarşamba ovası kaynayarak akan bir göle dödüştücanik dağları ndan aşağılara doğru bir çığ gibi önüne kattığı her şeyi sürükledi selevlerinsanlarbebek beşiklerihayvanlarkağnılarağaçlar büyük küçük kayıklar çaltı burnu na doğru sürükleniyordu
sonunda duruverdi yağmurgüneşle parladı yeşil çarşambausul usul bir gökkuşağı belirdisular günbegün çekildiçekildikçe hayat yeniden kurulmaya başladıyaralar sarılıyorevler onarılıyorduabdal deresi nin-yeşil ırmak a katılmak üzere-döküldüğü yamanın başında ahali toplanmaya başladıderenin eğimle indiği yamanın dibinde büyük bir kaya parçası vardıonun üstünde ise iki insanmelek ve ahmet ti onlarelele tutuşmuş sırtüstü öylece yatıtorlardıahali sel acısını unutmuş onlara yanıyorduhüzün gözyaşına döndü o büyük kaya parçasıahalinin üstünde toplandığı o taşyedi yerinden ayrıldıve her birinden bir servi boyu su fışkırmaya başladı
bu hazin aşka doğa gözyaşı döküyordu
ahali şaşkınlığın ardından dualar okumaya başladıdualar içten mırıltılarayıllardır can alan insanların acısını dile getiren dizelere dönüştü
işte rivayet o rivayetderler ve hikaye ederler ki çarşamba yı sel aldı türküsü o acı mırıltılardan doğdu
yedi yerinden su fışkıran kayanın olduğu yerde bir su değirmeni kuruldu ve o yöre o gün bu gündür değirmenbaşı olarak anıldı(çarşamba daki değirmenbaşı mah) çınar ağaşlarının gölgelediği ahşap değirmenin yedi taşı vardıyedi oluğuna su veren set üzerinden yedi kez yürümeksağ ve sol omuz üzerinden yedişer kez su atmak uğur sayıldıher hıdrellezde bu yaşandı1970 lerde değirmenin yıkımına değin bu gelenek sürdü


Çarşambayı Sel Aldı

Çarşamba’yı Sel Aldı,
Bir Yar Sevdim El Aldı Aman Aman
Keşke Sevmez Olaydım,
Elim Koynumda Kaldı Aman Aman

Oy Ne İmiş Ne İmiş Aman Aman,
Kaderim Böyle İmiş
Gizli Sevda Çekmesi Aman Aman,
Ateşten Gömlek İmiş

Çarşamba Yazıları,
Körpedir Kuzuları Aman Aman
Allah Alnıma Yazmış,
Bu Kara Yazıları Aman Aman

A Dağlar Ulu Dağlar Aman Aman,
Yarim Gurbette Ağlar
Yari Güzel Olanlar Aman Aman,
Hem Ah Çeker Hem Ağlar

Yılan Çıkar Kamışa,
Su Neylesin Yanmışa Aman Aman
Mevlâ’m Sabırlar Versin,
Yarinden Ayrılmışa Aman Aman


Kaynak Kişi Nejat Buhara

Derleyen -

Yöre Samsun/Çarşamb
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:50   #7 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

İnce Giyerim İnce

Yöre: Rumeli - Kırklareli

Bir pazar günü iskeleye gemi yanaşır mürettebatı karaya çıkar bir subay karşıdaki evlerden birinde çok güsel bir kız görür ve aşık olur kızın da subaya gönlü kayar ve camdan şu türküyü söyleyiverir:

İnce giyerim ince
Pembe yakışır gence
İnsan bir hoş oluyor
Sevdiğini görünce

Of sen yana ben cama
İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana
Derelerin çakılı, nerden aldın akılı
Döne döne oynuyor, ağabeyimin çakırı

Of sen yana ben cama
İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana
Dereler çakıl taşlı
Ördekler yeşil başlı

Benim sevdiğim dilber
Al yanak kalem kaşlı
Of sen yana ben cama
İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana

Anonim
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:51   #8 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Burçak Tarlası

Yöre: Yozgat

Şehirden bir kız köyden yağız bir delikanlıya tutulur Evlendikleri gün de, oğlanı askere alırlar Yine gelin sabah ezanıyla kalkıp, bütün gün tarlada burçak yolmakta Tarlanın sahibi ağa da güzel gelini seyretmekte Kız ellerini paralayarak burçak yolarken, bir yandan kocasını askere alan zaptiyeye 'ömrün tükene' diyerek inkisar ediyor, bir yandan da 'deyyus' dediği ağaya tavır koyup 'Eğdirme fesini Evini başına yıkar da giderim' diyor

sabahtan kalktım, ezan sesi var
ezan sesi değil, burçak yası var
bakın şu deyyusun kaç tarlası var

aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması
burçak tarlasında yar yar gelin olması
eğdirme fesini kalkar giderim
evini başına yıkar da giderim

elimi salladım değdi dikene
inkisar eyledim burçak ekene
ilahi zaptiye ömrün tükene
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 16:51   #9 (permalink)
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.368
Teşekkürleri: 0
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Yarim İstanbul´u mesken mi tuttun
Yöre: Kayseri Kaynak: Anonim


Güz güneşi sarı sarı devriliyordu o ikindi üzeri de uzaklardaki mor dağların ardına Elinde su testisi, köyün çeşme başında, sıraya girmişti Yedi yıl önce beş altı yaşındaki kızlar şimdi varmışlardı on iki , on üçlerine Düğün davulları aynı gün birlikte döğülen Hatça´yla Zalha´nın üçüncü çocukları koşup oynuyorlardıDerin bir iç geçirdi
Bir çocuğu olsaydı bâri Oğlan değil, kızı O zaman olsaydı şimdiye yedi yaşında Çeşmeden su getirmese bile, evde aşa muşa el atar, ortalığı toplar, anasına can yoldaşı olurdu Ama İstanbul gurbetinde yedi yıldır eylenen eri, istemezdi kız evlât Erkek olmalıydı çocuğu Erkek olmalı babası gibi bilekli, kocaman kocaman elli, ayaklı, kaşı gözü kudretten sürmeli On yaşına varmadan, çifte çubuğa el atmalıydı Yedi yıldır İstanbul gurbetinde eyleşen böyle isterdi oğlunu Babasının soyunu sürdürmeli, köy çocuklarıyla dere kıyısında güleş tutup, kendi akranlarını yere kabak gibi vurmalıydı:
Gene derin bir iç geçirdi

Yedi yıl, yedi koca yıldır İstanbul dedikleri güzeli bol, seyranı renkli İstanbul´da ne bekliyor da gelmek bilmiyordu? Sakın orda gül yüzlü, bal dudaklı, kara kaş kara gözlü bir güvercin göğsü topukluya Ağlıyası geldi birden Düşünmek istemiyordu bunu O pençeli, o tuttuğunu koparan, o boylu poslu erkeğinin bir İstanbul kızına tutulup ondan dolayı sılasını unuttuğunu öğrense öldürürdü kendini "Vallaha öldürürüm!" dedi içinden sert sert "Günahı, vebali varsa ona Kaba sakal hoca tevatür günah dediydi vaazda Hele böyle bir şey olsun"

Yanında bir karaltı Kendine gelerek gözlerinin yaşardığına dikkat etti, sildi elinin tersiyle gözlerini

Resullarin Emine anaydı gelen:

- Ne o kınalı kekliğim benim? dedi Öksüzüm, yavrum Ne ağlıyon? Telâşlandı:
- Yoook, ağlamıyorum nene

Gün görmüş, umur sürmüş kırış kırış nene inanmadı:
- Ağlıyon kınalı kekliğim, sürmelim ağlıyon Ben bilmem mi ne diye ağladığını? Vefasızın diktiği fidanlar meyveye geldi Onunla gurbete gidenler yedinci sefer dönüyorlar sılaya O nerde? Hani?

"Kınalı keklik" gene derinden bir çekti Güneşin yarı yarıya derildiği mor dağlara baktı Gözlerinden yuvarlananlara dur diyemiyordu gayri Varsın aksınlardı Nene´nin dediği gibi, öksüze bu dünyada gülmek yoktu Keten yelekli, burma bıyıklısı İstanbul gurbetinde belki de bembeyaz bir istanbul kızıyla unutmuştu sılasını Dili de varmıyordu ama, unutmasa ne diye yedi yıldır dönüp gelmesin? Dönüp gelmedi diyelim, insan iki satır bir şeyler de mi yazamazdı? İlk gittiği aylar nasıl yazıyordu? Demek unutmuştu? Unutmuştu demek ha? Hıçkırdı Genç, yaşlı kadınlar, ellerinin kınasıyla çiçeği burnunda kızlar toplandılar başına Sormadılar hiçbir şey Biliyorlardı Sorup da ne diye yüreğini büstübün kaldırsınlar? Biri:
- Sus bacım, dedi Sus! Bir başkası:
- Gözlerinden döktüğüne yazık!

Sağdan soldan herkes bir şey söylüyordu:
- El oğlu değil mi? En iyisinin köküne kibrit!
-Vallaha Amasyanın bardağı, biri olmazsa biri daha bence
- En doğrusu bu ama
- Dinlemiyor ki!
- Bu gençlik, bu tâzelik
- Yedi yıl, yedi yıl anam Dile kolay İnsan eksik eteğini yedi yıl sılasında unutur mu?

Sıkıldı, bunaldı Ağlamıyordu artık Zaman zaman bu: Mâdem erkeği İstanbul gurbetinde yedi yıldır unutmuştu onu, o da varsın istidayı boşansın bir güzel, varsındı bir başkasına Elini sallasa ellisi, başını sallasa

Duramadı karıların arasında Onüçünde bulup yitirdiği, yirmisine vardığı halde bir türlü geri dönemiyeni içinden bir sızı bir geçti Testisini koydu çeşmenin iplik gibi akan suyunun altına Testi dola dursun, gittiyse keyfinden mi gitmişti İstanbul´a? Gözü kör olasıca yokluk Düşmanına avuç açtıran yokluk yüzünden, birkaç para kazanıp öküzü ikileştirmek, birkaç dönüm tarla daha alıp babadan kalan bir kaç dönümüne eklemek için O gece, o gece işte, nasıl yatırmıştı koluna! Nasıl okşamıştı saçlarını, neler demişti? İstanbul gurbetine gidecek, çok değil yazı orda geçirip, güze, olmazsa kışa koynunda desteyle para, dönecek O zamana kadar bir de oğlu olmuş olursa, eh gayri, keyfine son olmıyacaktı!

Başındaki beyat örtüyü çenesinin altında çözüp yeniden bağladı
Yedi yıl, yedi koca yıl!
Kocasının isteğince bir oğlu olaydı bâri

Testisinin dolup taşmakta olduğunun farkına bile varmadı: Bir oğlu olsa o zamandan bu zamana, altı yaşında mı olurdu? Bösböyük, palazlanmış delikanlı Akranlarıyla dere kenarında güleş mi tutardı? Babası gibi pençeli olur da akranlarını yere kapak gibi mi vururdu? Ekimde tarlaya birlikte mi giderler, hasat vakti düveni birlikte mi sürerlerdi? Babasının kokusunu mu taşırdı?
- Kınalı keklik kaldın gene Bak testin doldu, taşıyor!

Kendine geldi İnsanoğlunun aklına şaştı Gözleri testisindeydi güya Testisinde olduğu halde, görememişti dolduğunu

Çekti lülenin altından Güldü acı acı

Tuttu evinin yolunu Tuttu ya, şimdi de aklından köyün yaşlıları, gençleri kaynaşmağa başlamıştı Her kafadan bir ses:
- Deli anam deli bu!
- Doğru bacım, deli
- Beni yedi yıldır sılamda unutacak da
- Ben de hâlâ yolunu bekliyeceğim onu ha?

Sonra kafa kafaya, fısıl fısıl bir konuşma Ah bu konuşma, ah bu konuşmalar Evden içeri girerken, Dursunların Hacı´yı hâtırladı elinde olmıyarak İnce, kapkara kaşları yıkıldı sinirli sinirli Testiyi bıraktı kapının yanına, geçti pencerenin önünde dayandı duvara sağ omzuyla Odada kimse yoktu, tek başınaydı ya, deminki karılar, kızlar, orta yaşlıların hayalleri doldurmuştu odayı Alev saçan bakışlarıyla sanki topuna haykırdı:
- Dursunların Hacı, Kara Hacı başınızda parçalansın Atın yerine eşeği bağlamıyacağım işte, bağlamıyacağım!

Kara Hacı da neydi ki sırma bıyıklı Ali´sinin yanında? Değil yedi yıl, on yıl dönmese sılasına, onu gene unutamazdı işte!

Güz güneşi çoktaan devrilip gitmişti mor dağların ardına Gece iniyordu köye ağır ağır Loş oda farkına varılmaksızın kararıyor, derinleşiyordu Derken bu yandaki kapkara dağların ardından bakır kızılı kocaman bir ayın tekeri gözüktü Sonra ağır ağır yükseldi göklere, ufaldı, bakır kızılını yitirdi, pırıl pırıl yanmağa, saz örtülü dumanlarıyla kerpiç evleri süslemeğe başladı

Canı ne yemek istiyordu, ne de su

Gel desen gelmez miydim? Şu güzellerin doldurduğu elmastan kadehleri ben dolduramaz mıydım?

Ali bakıyordu, sadece bakıyordu

Oysa hem ağlıyor, hem söylüyordu:
- Ketenden yeleğini bile ben dikmedim miydi? Benim gibi bir öksüze dünyayı haram etmeğe nasıl kıydın? Yiğitliğine yakışır mıydı gurbette beklemek dayanacak özümün tükendiğini anlamadm mı?

Ali susuyor, boyuna susuyordu Taştan ses çıkıyor, Ali´den çıkınıyordu Sözlerinin ardını getirdi ağlıya ağlıya:
- İnsafsız yedi yıl oldu sen gideli, diktiğin fidanlar meyvaya geldi tekmil Birlikte gittiklerinizin tümü yedişer sefer geldiler sılalarına Buraların güzelleri çoktur ama sana yaramaz Durmadın sözünde Ali´m Sözünde durmayana erkek demezler biliyor musun? Kavlimizde gidip de dönmemek varmıydı vefasız?

Fakat Ali hiç ses vermeden bakmış bakmış, sonra çekip giderken duman olmuştu âdeta Bağırmıştı ardından, bağırmış, bağırmış Fakat Ali

Uyandı Güneş bir mızrak boyu yükselmişti Kalktı yaslandığı yerden:
- Hayırdır inşallah, dedi

Kalktı usulcak, gitti kapıya, örttü, kalın tahta sürgüsünü itti Ne olur ne olmazdı Kara, kuru Hacı kötü dadanmıştı çünkü Köy bakkalında kafayı çekip elinde saz, düşüyordu tek gözden ibaret evininin yakınlarına Daha bir günden bir güne ne kapısına dayanıp böyle böyle demiş, ne de çeşmeye giderken, yahut da tarlanın yolunu tek başına tuttuğunda yolunu kesmişti Kesmemiş, lâf da atmamıştı ama, köyün cadı karıları pek yakıştırmışlar onu Kara Hacı´ya! Yedi yıldır İstanbul´u mesken tutan vefasızını düşüne düşüne uykuya varıverdi Dünya çoktan silinmiş, ay devrini tamamlayıp elini eteğini çekmişti dünyanın göklerinden

Devrile kaldığı yerde mışıl mışıl uyuyordu
Uykusunda düş
Düşünde İstanbul gurbeti Taşı toprağı altındandı İstanbul gurbetinin Ali´sini aramağa gitmişti düşünde Bulmuştu da Güzellerin arasındaydı Bir kıyıdan bakıyordu Güzellerden biri dizine başını koyup uzanmıştı boylu boyunca Bir başkası gümüş bir kupayla şarap veriyor, daha bir başkası da dudağından öpmeğe uzatıyordu dudaklarını

O zaman, o zaman işte, gizlendiği kıyıdan çıkıvermişti Ali şaşırmış, bırakıp güzellerini, koşmuştu yanına Açmıştı ağzını Ali´sine, yummuştu gözünü:

- İstanbul´u mesken mi tuttun? Bu güzelleri gördün beni unuttun mu? Sılasına gelmeğe yemin mi ettin yoksa?


Yarim İstanbul’u Mesken Mi Tuttun

Yarim İstanbul’u Mesken Mi Tuttun,
Gördün Güzelleri Beni Unuttun,
Sılaya Gelmeye Yemin Mi Ettin

Gayri Dayanacak Özüm Kalmadı,
Mektuba Yazacak Sözüm Kalmadı

Yarim Sen Gideli Yedi Yıl Oldu,
Diktiğin Fidanlar Meyveye Geldi,
Seninle Gidenler Sılaya Döndü

Gayri Dayanacak Özüm Kalmadı,
Gençlik Elden Uçtu Gitti, Gelmene Lüzum Kalmadı
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
hikayeleri, kısa, türküler, ve


Konuyu Toplam 6 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 6 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
türkülerimiz ve kısa hikayeleri Korax Kültür ve Sanat 0 11-01-2009 18:51
inklap tarihinden kısa kısa notlar Yaso TaRiH 3 10-12-2009 18:07
Yabancı atasözleri ve anlamları kısa kısa açıklanısı cevabı iceride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-09-2009 17:04
Nasrettin Hocanın Birkactane kısa kısa fıkrası Sevgi Fıkralar 0 02-10-2009 10:03
Kısa Kısa...Dualar нüzüη Dua, Ayet, Hadis 0 09-03-2008 16:17


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:45 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626