Forumson

matematik gazetesi örnekleri

Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar Katagorisinde ve Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) Forumunda Bulunan matematik gazetesi örnekleri Konusunu Görüntülemektesiniz.->Atatürk ve Matematik forumson.com - matematik gazetesi örnekleri Atatürk'ün yaşamında (1881-1938) ilk olağanüstü başarısı, 1893 yılında, çocukluk çağında, orta öğrenimi ...


Reklamı Kapat

Geri git   Forumson > Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar > Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)


Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

Yeni Konu aç   Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-16-2011, 11:16   #1 (permalink)
ForumSon Webmaster

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Yaş: 31
Mesajlar: 20,277
Konuları: 18535

Tesekkür: 7
273 Mesajina 268 Tesekkür Aldi Üye No: 1
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 11717
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Seviye: 80 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2796 / 2796
Güç: 6759 / 39285
Deneyim: 89%
İletisim
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart matematik gazetesi örnekleri

 

Atatürk ve Matematik
forumson.com - matematik gazetesi örnekleri
Atatürk'ün yaşamında (1881-1938) ilk olağanüstü başarısı, 1893 yılında, çocukluk çağında, orta öğrenimi döneminde matematik dersinde olmuş ve bunun sonucu olarak dersin öğretmeni O'nun adına "Kemal" ismini eklemiştir Atatürk, Selanik Askeri Rüştiyesinde" geçen bu olayla ilgili anısını şöyle anlatıyor:
" Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı sorular düzenliyordum Matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu Öğretmenimin ismi Mustafa idi, bir gün bana dedi ki:
-"Oğlum senin de ismin Mustafa benim de Bu, böyle olmayacak, arada bir fark bulunmalı Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun"
O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu
Öğretmen sert bir adamdı Sınıfta birinci, ikinci tanımıyordu Bir gün bize:
"Aramızda kendine kimler güveniyor kalksınlar, onları müzakereci (çalıştırıcı) yapacağım" dedi
Önce duraksadım Ayağa öyleleri kalktı ki ben kalkmamayı tercih ettim Bunlardan birinin çalıştırıcılığı altına girdim, çalışmanın ortasında daha fazla dayanamadım Ayağa kalkarak:
-"Ben bundan daha iyi yaparım" dedim, bunun üzerine öğretmen beni çalıştırıcı yaptı Eski çalıştırıcıyı benim müzakerem altına verdi
Askeri Rüştiyeyi bitirdiğimde matematik merakım epeyce ilerlemişti Manastır Askeri İdadisinde matematik pek kolay değildi Bununla uğraşımı sürdürdüm İdadide iken bıkmaksızın çalışıyorduk Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı Sonunda idadiyi bitirdim Harbiyeye geçtim, burada da matematik merakı sürüyordu"(1)
Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesindeyken, matematik öğretmeni yüzbaşı Mustafa efendi sınıfa gelmediğinde, onun yerine birçok kez bu dersi vermiştir(2)
Atatürk, yaşamının askeri öğrenim sonrası dönemlerini, ulusal ve uluslar arası büyük savaş ve devrim olayları içinde, aklın ve bilimin kılavuzluğunu izleyen Büyük Asker, Ulusal ve Çağdaş Devlet kurucusu, "Yirminci Yüzyılın Gerçek Önderi" olarak geçirdi O'nun bu dönemlerde, ölümünden yaklaşık birbuçuk yıl öncesine değin matematikle ne ölçüde uğraştığını bilmiyoruz Bu konuda, Türk Dil Kurum Başuzmanı ADilaçar'ın 10111971 tarihli bir yazısı(1) çok ilginç bilgiler vermektedir Bu yazıdan öğrendiğimize göre,
"Atatürk ölümünden birbuçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil Kurultayından (24-31 Ağustos 1936) hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında kendi eliyle Geometri adlı bir kitap yazmıştır"
Atatürk, bunu, birtakım Fransızca geometri kitaplarını okuduktan sonra hazırlamış ve yapıt ilk kez 1937 yılında "Geometri öğretenlerle, bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır"(3)
Bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimler Atatürk tarafından türetilmiştir (3)
Yapıttaki tanımların tümünü Atatürk yazmıştır Her tanım, ilgi kavramı tüm öğeleriyle eksiksiz ve açık biçimde anlatmakta, özel ve temelli nitelikleri içermektedir Gerekli ve yeterli örnekler de verilmiştir Tanınmış bilim tarihçisi Ord Prof Dr Aydın Sayılı, tam bir yetkiyle, bu Geometri kitabını, "küçük fakat anıtsal bir yapıt" diye nitelendirmiştir(4)
Atatürk, yaşamının önemli bir kesimini tarihin en büyük savaşlarından birinin içinde, ulusal ve evrensel sorumluluklar yüklenerek geçirdikten yıllarca sonra, düzenli bir mantık ve bilgi disiplini kesinlikle gerektiren matematik alanında, yeni türettiği terimlerle böylesine özlü bir yapıtı yazmakla, dil ve matematikteki üstün yeteneğini kanıtlamıştır Atatürk'ün yaşamında çok belirgin bir örneğini izlediğimiz gibi, aslında dil ile matematiksel kültür arasında sıkı bağıntı vardır Atatürk'ün dehasında, dil ve matematik gibi aklın değişik disiplinleri birbirini karşılıklı olarak hep olumlu yönde etkilemiş ve geliştirmiştir Atatürk, "Fen terimleri o suretle yapılmalı ki anlamları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin"(5) demiş ve bunu, Osmanlıca çok sayıda terimin yerine öz Türkçe karşılıklarını türetirken üstün bir başarıyla gerçekleştirmiştir
Atatürk'ü, "Geometri" adlı yapıtını yazmaya zorlayan nedenleri, O'nun dil çalışmalarını yakından izlemek olanağını bulabilen tanınmış dil uzmanı A Dilaçar şöyle açıklıyor:
" Atatürk hep matematikle uğraşırdı Eski geometri terimleri çok ağdalı idi Gen bile, uzun uzun bu terimleri okuduğum halde, şimdikiler Imışısında güçlüğünü daha iyi anlıyorum Pedagojide bir gerçek var: Fıkır yolunun açık olması, bir ip ucunun bulunması lazımdır Yoksa bir külçe gibi çöker Müselles kelimesini ele alalım Arapça okullarımızdan kaldırılmıştır Sülüs'ten müştak (türetilmiş) bir kelime olduğunu öğrenin nasıl bilsin? Arapça soğurucu bir dildir Örneğin "müsteşrik" "şark" kelimesinden gelmiş bir kelimedir Önüne, ortasına, arkasına birtakım heceler eklenmiş Bunun aslını bulmak bir Arapça gramer meselesidir, Okullarımızdan Arapça, Farsça kaldırılmış olduğundan, öğren id "müselles"i küde kelime olarak karşısında görecektir "Uç" aklına gelmeyecektir Ama müselles yerine "üçgen" dersek, hır üç var "Gen" Atatürk'e göre "genişlikten" alınmıştır Bir ipucu var "Dörtgen" dörtten gelmiştir Bir ipucu vardır "Eşit", denk anlamında olan "eş"ten gelmiştir Ama müsavi Arapça bir kelimedir Bu sebeple Atatürk'ün prensipleri burada da doğru idi On im için bu en ağdalı olan bu bilim dalını ele aldı ve kitabı örnek olarak bıraktı"
Atatürk'ün matematik terimlerini türetme ve bunları öğretime yerleştirme çalışmaları konusunda Prof Dr Vecibe Latıpoğlu, şu bilgilen veriyor:
" Atatürk, matematiği iyi bildiği ve sevdiği için, terim devrimine matematikten başlamıştır, denilebilir Çünkü Türk Dili (Belleten)'in Şubat 1937 tarihli yayınından bir ay sonra, Atatürk, ceyb (sinüs) ve tece^b (koşmuş)'m Türkçe karşılıklarının bulunması için 29 Mart 1937 tarihli Ulus Gazetesine ilan verdirerek bir yarışma açtırmıştır Sonunda hazırlanan bütün terimler, Türk Dili (Belleten) dergisinin Ekim 1937 tarihli sayısında yer almıştır Terimler, Türkçe-Osmanlıca, Osmanlıca-Türkçe, Fransızca-Türkçe olmak üzere sıralanmış ve ön sırayı matematik terimleri almıştır
Atatürk terim çalışmalarının ülkedeki etkisini öğrenmek için, 1937 yılı sonbaharında, Sivas'a giderek, vaktiyle Sivas Kongresini topladığı lise binasında, dokuzuncu sınıfın geometri dersine girmiştir'"1' Bu derste eski terimlerle öğrenimin zorluğunu birkez daha saptayan Atatürk, "Bu anlaşılmaz terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez" diyerek kitabı atmış ve sonra tahta başına geçip "dili" yerine "kenar", "müselles" yerine "üçgen", "müselles mütesaviyül adla" yerine "eşkenar üçgen", "zaviye" yerine "açı" terimlerini kullanarak ünlü Pısagor teoremini öğrencilere anlatmıştır"' Atatürk, bu inceleme gezisinde yanında bulunan Kültür Bakanı Saffet Arıkan'a tüm okul kitaplarının yeni terimlerle, hemen yarılması emrini vermiş ve Türkçeleştirilmiş terimlerle iki ayda hazırlanan kitaplar bütün okullara Kültür Bakanlığınca gönderilmiştir'
Atatürk'ün türettiği matematik terimleri ve yaptığı geometri tanımlarının hemen hemen tümü bugüne değin değişmeksizin kullanıla gelmiştir O'nun türettiklerinden sadece birkaç terim sonradan küçük ölçüde değiştirilmiştir Örneğin Fransızca "hypothese'in karşılığı olan Osmanlıcıdaki" faraziye'nin yerine Atatürk, Türkçe "varsayı" terimini türetmiş ve sonradan bu terim varsayım" biçimini almıştır Aynı şekilde O'nun "tümey açı", "bütey açı" terimlerinin yerini "tümler açı", "bütünler açı" terimleri almıştır Çok az sayıda ve sınırlı olan bu terim değişikliklerini, Atatürk'ün dildeki temel ilkesinin doğruluğunun birer kanıtı saymak gerekir
Prof Dr Afet İnan, Atatürk'ün çalışmalarını yıllarca yakından izleyebilmiş insanlardan biri olarak, O'nun bilime ve matematiğe verdiği önemi şöyle belirtiyor:
" Atatürk, kendi yetiştiği devrin müspet ilimlerini mesleki uzmanlığı bakımından bellediği vakit, berrak ve müspet bir görüşe sahip olabileceğini ve her hangi bir meseleyi matematiksel bir kesinlikle çözümlemeyi hedef tuttuğunu söylerdi"
ı Prof Dr A İnan, 2511982 tarihli özel bir yazısında' ', bu konuyla ilgili olarak şöyle diyor:
" Bilindiği gibi ilim konusu iki büyük bölümde işlenir ve bunlardan faydalanılır: Müspet ilimler, Sosyal ilimler
Atatürk gerek öğrencilik devirlerinde gerekse ömrü boyunca bu her iki ilimden çok faydalanmıştır Mesela tarih onun için bir geçmişin hikayesi değil, günümüzde bu olanlardan ders almanın önemli olduğuna inanmıştır
Diğer taraftan asıl müspet ilimlerin başında gelen matematik bilgisi Atatürk için başlıca bir konudur Çünkü matematik insan topluluklarına müspet yol gösteren re uygulamasında yarar sağlayan müspet bir ılım dalıdır İşte Atatürk bu ilime çok değer verdiği için hem nazarı kısımları çok iyi bellemiş, hem de bunların uygulamasına her bakımdan önem vermiştir Hatta matematik terimlerinin bugün kullandığımı; deyimleri tamamen kendi buluşları ile saptamıştır
Atatürk bu konuda konuşurken özellikle söylediklerinden şunları anımsıyorum: "Ben öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem ı'ermiş ini dır ve bundan hayatımın çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu söyleyebilirim Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır"
Matematiksel kühüre böylesine önem veren Atatürk'ün bu konudaki çalışmaları, tarihte çok az sayıda örneklerine rastlayabildiğimiz Büyük Eğitimci niteliği de olan devlet adamlarından bin olarak kendisine seçkin bir yer sağutmada etken olmuştu O'nun olağanüstü başarılı yaşamı, akademisinin girişine "Matematik bilmeyen buruya girmesin" diye yazan, antik çağın ünlü filazofu Platon (Eflatun) (MÖ 427-347)'ün bu dileğinin yararını modern çağda kanıtlamıştır, denilebilir
KAYNAKÇA
(*) O dönemde, şimdiki ortaokullara derecesinde olan okullara rüştiye, yaklaşık lise derecesindeki okullara idadi deniliyordu
(**) Matematik öğretmeni yüzbaşı Mustafa efendi, Atatürk'e verdiği Kemal adını Onun resmi künyesine yazdırmıştır


Kim korkar matematikten?


Neden matematik öğreniyoruz? Konuştuğunuz herkesin matematikle ilgili söyleyecek bir şeyleri vardır Bazı insanlar matematiği sever, kimileri ise pek hoşlanmaz


Bazı öğrencilere göre matematik birçok kural ve formülden oluşan bir derstir Kimine göre ise, matematik hayatın içindedir Alışverişte bir şey satın alacağımız zaman, yemek yaparken kullanacağımız malzemenin ölçüsünü ayarlarken, ya da bir bina inşa ederken, yani sık sık kullandığımız bir şeydir Öyleyse matematik sadece sayılardan ibaret bir ders midir? Elbette sayıların önemi tartışılmaz; fakat matematik aynı zamanda, ilişkileri görmeyi, sebeb-sonuç ilişkisini kurabilmeyi, okuma ve yazmayı, tabloları, resimleri, grafikleri yorumlayıp kullanabilmeyi içerir Bulmaca çözmek, gazete okumak gibi gün****k faaliyetlerimiz aynı zamanda bizim için birer matematik alıştırmasıdır


Matematik sınavında heyecanlanıyorum


Ders zamanı ayaklarım geri geri gidiyor


Tahtaya kalkmak benim için bir kâbus


Konular daha zorlaşacak mı?


Matematik kaygısı!


“Matematik dersine gireceğim zaman ayaklarım geri geri gidiyor Derste tahtaya kalkmak benim için bir kabus Derste soru sormaya çekiniyorum Şimdi bazı işlemleri anlayabiliyorum ama ileride konuların daha zorlaşacağından endişeleniyorum


En fazla matematik sınavına gireceğim zaman heyecanlanıyorum Sınava nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum Derste konuları anlıyorum; ama eve geldiğimde, sanki hiç sınıfta bulunmamışım gibiyim Matematik dersinden kalmaktan korkuyorum


Yukarıdaki ifadeler sizden bir şeyler barındırıyorsa, matematik kaygısı taşıyor olabilirsiniz Matematik kaygısı, matematik dersine karşı duyulan duygusal bir tepkidir Geçmişte yaşanmış olumsuz ve deneyimlerden kaynaklanır Bu, ileriki öğrenmeleri de engeller


Matematik korkusundan nasıl kurtulabilirsiniz?
Öncelikle matematiksel geçmişinizi tespit edin: İşlem kabiliyetiniz yetersiz ise matematiğin temel konularını çalışmakla işe başlayabilirsiniz İşlem kabiliyeti, matematiğin ABC’si gibidir Nasıl ki harfleri bilmeden okuma-yazma öğrenemezseniz; işlem yapmayı bilmeden matematiğin diğer konularını öğrenmeniz mümkün değildir


Eğer işlem kabiliyetiniz düşük ise ders çalışmaya dört işlem, rasyonel sayılar ve işlemler, köklü ve üslü ifadeler, çarpanlara ayırma, özdeşikler konularıyla başlayabilirsiniz İlköğretim öğrencileri özellikle dört işlem kabiliyetini (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) çok iyi edinmiş olmalıdır


İşlem kabiliyetiniz iyi, fakat konuları anlamakta güçlük çekiyorsanız; ders çalışırken konuları kavramaya daha fazla vakit ayırmalısınız Özellikle matematiğin en güç alanı çeşitli problem tiplerini birbirinden ayırt edebilmektir Yani hangi problem nasıl çözülür? Bu ayırımı yapabilme seviyesine gelene kadar konu çalışmasına devam edin Birçok matematik kitabının sonunda konu tekrar problemleri vardır Her konunun sonundan bir problem seçerek, bu problemler arasındaki farklılıkları not edin Her problemin çözümü için yapmanız gereken, ilk basamağı yazın Mesela; OBEB ile OKEK problemleri arasındaki fark nedir? Yaş problemleri ile işçi problemlerini nasıl ayırt ederim ve her biri için işleme nasıl başlarım gibi Güçlük çektiğiniz konuları asla atlamayın Onları iyice öğrenmeden yeni konuya geçmeyin Örnek problemleri işlem basamaklarını iyice kavrayana kadar tekrar tekrar çözün Bunun vakit alacağını da aklınızdan çıkarmayın


İşlem kabiliyetiniz iyi, konuları anlıyor fakat çok hata yapıyorsanız; konu çalışmasından çok pratik yapmaya zaman ayırmalısınız Bir konuda kendinizden emin olana kadar çok örnek çözün Problem çözerken yanınızda bir saat bulundurun ve bir müddet sonra gittikçe kısalan sürelerde problemi çözüp çözemediğinizi kontrol edin


Konuları küçük parçalara ayırın ve basit örneklerden zor örneklere doğru ilerleyin: Matematik dersinde elde edeceğiniz başarılar, geçmiş olumsuz deneyimlerinizin izini silecek, gelecek öğrenmeleriniz için yol açacaktır Bunun için eksiklerinizi bir an önce telafi etmeye başlayın Basit konuları çok iyi anlayana ve problem çözümünde yeterince otomatikleşinceye kadar soru çözmeye devam edin


Olumsuz iç konuşmalara son verin: ‘Bunu asla anlayamam, bu problemi çözmem imkansız, başaramayacağım’ gibi içinizde sürekli tekrarlanan iç konuşmalarınıza kulak vermeyin Olumsuz iç konuşmaların insana hiçbir faydası yoktur Bu konuşmalardan kurtulmak için şu yöntemi kullanabilirsiniz:


Olumsuz iç konuşmalarınız başladığı zaman gözlerinizi kapatın ve konuşan sesi bir hoparlör gibi düşünün


Şimdi bu sesi (hoparlörü) öne çağırın gelsin Ne diyor? Bu sese ihtiyacınız var mı? Size bir faydası var mı? Eğer cevabınız olumsuz ise o hoparlörün sesini kısın, artık hiçbir şey söyleyemesin


Ya da o sesi kaale almadığınız biri karşınızda konuşuyormuş gibi düşünün (mesela bir çizgi film karakteri gibi)


Matematik dersine nasıl çalışılır?

1 İhtiyaç duyduğunuzda öğretmeninizden ya da bilen bir kişiden yardım isteyin Yapamadığınız soruların yanına bir işaret koyun Ev ödevlerinde yapamadığınız soruları atlamayın En kısa zamanda bu soruların çözümlerini bilen birinden öğrenin


2 Sadece öğretmeni izleyerek konuyu anlayamayacağınızı unutmayın Mümkün olduğunca çok örnek çözün


3 Kuralları, formülleri, işlem basamaklarını küçük kartlara yazın Bu kartlardan birini rastgele çekerek kural veya formül hakkında neler bildiğinizi kontrol edin Bunu arkadaşlarınızla ya da aile fertlerinizle bir oyun haline getirebilirsiniz


4 Bir arkadaşınızla birlikte çalışın Araştırmalar, grupla çalışan kişilerin yalnız çalışanlara göre daha iyi performans gösterdiklerini ispatlamıştır Zaman zaman birbirinizin işlemlerini kontrol edin


5 Konunun başlığını muhakkak yazın Eve geldiğiniz zaman ödev yapmaya başlamadan önce defterinizdeki başlığı renkli bir kalemle çizin Bu sizin ne yaptığınızı görmenize yardımcı olacaktır


6 İşlem yaparken her basamağın yanına ne yaptığınızı kendi kelimelerinizle tekrar not edin


Niye matematik en korkunç ders?


Matematik, endüstrileşmiş toplumun hemen hemen her ürününde var Hiçbir gökdelen, hiçbir cep telefonu veya antibiyotik matematik olmadan geliştirilemezdi Gün****k yaşamda ne kadar çok matematik bilgisi varsa bunları kullanmak için o kadar az matematik bilgisi gerekiyor Avrupa genelinde yüz binlerce öğrenci OECD adına uluslararası bir uzman ekibi tarafından hazırlanan “Programme for International Student Assessment”ın soru formlarını doldurdu Araştırma daha çok öğrencilerin matematik kabiliyetini ölçmeye dayanıyordu Türkiye 40 ülke arasında matematikte 33 sırada, okumada 33 sıra ve tabiat bilimlerinde 35 sırada kaldı


Matematik soruları, ezbere dayanmayan problemlerden oluşuyordu Öğrencilerden formüllerle uğraşmak yerine matematiğin dünyada oynadığı rolünü kavrayarak, mantıklı bir şekilde uygulamaları istendi


Gün****k yaşamdaki soruların matematik diline çevrilmesi eğitimciler tarafından dilimize aşağı yukarı ‘matematik okuryazarlığı’ olarak çevrilebilecek, “Matematical Literacy” olarak adlandırılmakta Başarılı Pisa öğrencileri her test sorusu için uygun formülü aramak zorunda olmasalar da, soruyu çok iyi anlamak zorundadırlar


Örneğin 1998 ve 1999 yılları arasında gerçekleştirilen gasp olaylarının gösterildiği bir grafiği, şu soruya göre yorumlamak zorundalar: Gasp olaylarının arttığı doğru mudur?


Öğrencilerin birçoğu ‘evet’ diyor Sonuçta yandaki sütun çok daha yüksektir Oysa eksenlerin derecelendirilmesine bakan öğrenci gerçekte gasp olaylarının artmadığını görür Diğer sorular da uygun deneylerle çözülebilmekte


Listenin sonlarında yer alan Türkiye’de öğrencilerin yarıdan fazlası (yüzde 53) matematikte birinci düzeyin altında kaldı OECD ülkeleri ortalaması için bu oran yüzde 30’un altındadır Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran bir özellik, okul türleri arasındaki farklılıkların en büyük olduğu ülke olmasıdır Japonyanın özellikle de matematikte hep üst sıralarda yer alması, durmadan çalışmayı gerektiren acımasız bir sisteme bağlanıyordu Tokyo’daki Suginami İlköğretim Okulu’nda yapılan bir ziyaret ilk başta bu önyargıyı kanıtlıyor gibi Matematik dersi matematik sorularının sınıfça toplu halde çözülmesiyle başlıyor


Bir öğrenci, örneğin 36 x 8 eşittir 288 dediğinde, dördüncü sınıfın geriye kalan tüm öğrencileri “doğru” diye yanıt veriyorlar


Öğretmen Yasuho Arita sırayla herkesi kaldırıyor ve en sonunda tüm öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve Arita öğrencilerin başında kronometreyle bekliyor Hesap alıştırmaları bittikten sonra Arita’nın “ilginç matematik” dediği başlıyor


Öğretmen tahtaya köşeli bir insan çiziyor Öğrenciler bu figürü yap boz parçalarına benzeyen Tangram taşlarıyla biçimlendiriyorlar Ve birdenbire Japonya’daki matematik dersinin sanıldığı gibi sadece katı kurallarla işlemediği ortaya çıkıyor Arita, gayet cazip yöntemlerle öğrencileri matematiğe özendirmekte


Ona göre tek başına mekanik alıştırma, zorlu matematik problemlerini çözme hevesini söndürmekten başka hiçbir işe yaramaz ‘Burada kişisel çaba gerekli’ diyor Arita Japon okullarındaki diğer önemli bir konu da problemlerin herkes tarafından tamamen anlaşılana dek sınıfça o problem üzerinde çalışılması


Anlaşıldığı üzere Japon öğrenciler toplu halde alıştırma yapma ve “ilginç matematik”le biçimlenen matematik dersinin yararlarını görüyorlar Oysa ülkemizde diğer derslerde olduğu gibi matematik de büyük ölçüde formüllerin ezberlenmesine dayanır “Müzik eğitimi alan bir öğrenciye yıllarca nota ezberletmeye benzeyen bu sistem, sanata, nefret duymaktan başka bir şey vermez” diyor Enzensberger


Matematik korkutan bir ders olmamalı Öğrencilerin sayılarla ilgili bilmece dünyasına olan meraklarını uyandırmak mümkün Ve bu, sayılarla çevrili bir dünyada pek de şaşırtıcı olmasa gerek
__________________
Atılan Romlardan Forumson Ekibi Sorumlu Değildir Lütfen Cihaz Bilgilerini Okuyup Rom Atınız Cihazınıza
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsored Links
Alt 01-16-2011, 11:17   #2 (permalink)
ForumSon Webmaster

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Yaş: 31
Mesajlar: 20,277
Konuları: 18535

Tesekkür: 7
273 Mesajina 268 Tesekkür Aldi Üye No: 1
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 11717
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Seviye: 80 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2796 / 2796
Güç: 6759 / 39285
Deneyim: 89%
İletisim
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart

 

matematikle ilgili garip bir olay

Bir zamanlar köyün birinde, böyle bir bayram günü arefesinde köylüler köy odasında toplanmışlar havadan sudan konuşurlarken, muhtar, köydeki fakir aileler için yardım toplama fikrini ortaya atar ve der ki “köyümüzde hali vakti yerinde olmayan 7 aile var Herkes evinden birşeyler getirse de şu bayram günü onların da yüzü gülse Ve Köylüler derhal evlerine giderler Akşamüzeri köylüler tekrar toplandıklarında erzaklar biraraya getirilir Erzakların yekunu 28 çuvaldır Muhtar köyün en okumuşu, köy öğretmenine hitaben:
- Hocam sen hesap kitap işlerinden anlarsın, ne de olsa en okumuşumuz sensin Bu 28 çuvalı 7 aileye nasıl bölüştürürüz?
Köyün Öğretmeni,
- “Bunda hesaplanamayacak ne var, 28’ i 7’ ye böleriz” der Ve başlar hesaba;



“8’ de 7 bir defa var
8 fark 7 bir eder
Yukarıdan ikiyi indiririz
21’ de 7 üç defa var
3 kere 7 yirmibir eder
Yirmibir ile yirmibirin farkı sıfır eder ve
bölme işleminin sonucunu 13 bularak tamamlar”


- “Evet”
der muhtar efendi ve öğretmenin bulduğu 13’ ü bir kağıda yazarak köyün çobanına verir Ta ki bayram namazından sonra çoban, erzakları herbir fakir aileye kağıtta yazılı miktarlarda dağıtsın
Ertesi gün çoban kağıdı cebinden çıkarır ve herbir aileye kaçar çuval dağıtması gerektiğini hatırlamak ister Fakat çoban en fazla 10’ a kadar sayabildiği için, kağıttaki “13” yazısına bir anlam veremez
- “Herhalde her aileye birer ve üçer tane dağıtılacak” der ve koyulur yola
Bu arada hesapta bir karışıklık olduğu hissine kapılan ve bu hisle bütün gece rahat bir uyku uyuyamayan öğretmen ertesi gün köyün en çalışkan öğrencisini çağırır ve;
- “Bak bir soru çözümü göstericem, bakalım hata var mı yok mu bulabilecek misin?” der ve kendi yöntemi ile 28’ i tekrar 7’ ye böler
Öğrenci;
- “Öğretmenin işlem doğruİsterseniz sağlamasını yapabilirim”
der ve başlar sağlamaya,



“7 kere 3 eder 21
Ve 7 kere 1, 7 eder 21’ in altına yazarız
7, bir daha sekiz
2’ yi aşağıya indiririz
Sonuç 28 bulunur” der


Öğretmen,
- “Vay be, helal olsun sana” der
Bundan cesaret alan öğrenci,
- “Öğretmenim, çarpmak bir çeşit toplamak demektir Öyleyse,



- “3, 6, 9, 12, 15, 18, 21 , 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28 eder” der
__________________
Atılan Romlardan Forumson Ekibi Sorumlu Değildir Lütfen Cihaz Bilgilerini Okuyup Rom Atınız Cihazınıza
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
gazetesi, matematik, örnekleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
denklem ve özdeşlik örnekleri matematik-özdeşlikler-denklem ve eşitsizlik Yaso MaTematik 0 11-30-2010 22:32
Dantel Bohça Örnekleri - bohça köşesi dantel örnekleri - damat bohçası örnekleri ALAKAZAM Dantel Örnekleri 0 05-10-2010 14:06
soru matematik gazetesi örnekleri çözümü içerde Korax Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 11-18-2009 12:45
Matematik gazetesi ve haberleri güncel PaParazi MaTematik 0 10-27-2009 22:40
Matematik histogram nedir örnekleri Sevgi GeoMetri 0 10-27-2009 22:36


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:38 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Website Statistics
Toplist
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız doganinternet@hotmail.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to doganinternet@hotmail.com

DMCA.com