Pc Forumları

medeni kanun

Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar Katagorisinde ve Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) Forumunda Bulunan medeni kanun Konusunu Görüntülemektesiniz.->mecelle ile türk medeni kanununun karşılaştırması forumson.com - medeni kanun türk medeni kanunu ile türk kadınının edinmiş olduğu haklar tevhidi ...


Reklamı Kapat

Geri git   Pc Forumları > Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar > Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)


Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

Yeni Konu aç   Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-25-2010, 19:08   #1 (permalink)

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2010

Mesajlar: 31
Konuları: 6

Tesekkür: 16
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi Üye No: 25084
REP Gücü : 167
REP Puanı : 1000
rabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud of
Seviye: 4 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 82
Güç: 10 / 1032
Deneyim: 31%
İletisim

Question medeni kanun

 

mecelle ile türk medeni kanununun karşılaştırması
forumson.com - medeni kanun türk medeni kanunu ile türk kadınının edinmiş olduğu haklar
tevhidi tedrisat kanunu ileeğitim alanında elde edilen kazanımlarımız
bu sorularımı yaparsanız çok sevinirim
biraz acil
rabbit isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsored Links
Alt 02-25-2010, 19:17   #2 (permalink)

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2010

Mesajlar: 31
Konuları: 6

Tesekkür: 16
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi Üye No: 25084
REP Gücü : 167
REP Puanı : 1000
rabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud of
Seviye: 4 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 82
Güç: 10 / 1032
Deneyim: 31%
İletisim

Standart

 

lütfen yardımcı olsanız biraz acil
rabbit isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-25-2010, 19:54   #3 (permalink)

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2010

Mesajlar: 31
Konuları: 6

Tesekkür: 16
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi Üye No: 25084
REP Gücü : 167
REP Puanı : 1000
rabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud of
Seviye: 4 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 82
Güç: 10 / 1032
Deneyim: 31%
İletisim

Standart

 

arkadaşlar 5 10 dk diyosunuz lütfen acil
rabbit isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-25-2010, 21:55   #4 (permalink)
ForumSon Webmaster

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Yaş: 31
Mesajlar: 23,532
Konuları: 19949

Tesekkür: 12
1048 Mesajina 2578 Tesekkür Aldi Üye No: 1
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 11717
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Seviye: 84 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3133 / 3133
Güç: 7844 / 37975
Deneyim: 54%
İletisim
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart

 

Bir Medenî Kanun Olarak Mecelle

Abdullah Demir
Zamanın değişmesi ile bazı hukukî hükümlerin de değişmesi İslâm Hukukunun önemli bir konusudur. Bu konu Mecelle’de de ifade edilmiştir. “Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz” (M. 39) bunlardandır. Zamanla bazı hükümler değişebildiği gibi hukukta usul ve metot da değişmektedir. 19. yüzyıldan itibaren özellikle Avrupa’da görülen yoğun kanunlaştırma faaliyeti buna örnek gösterilebilir. Bu kanunlaştırma faaliyeti İslâm dünyasını da etkisi altına almaya başlayınca hukukçularımız işe el attılar. Ve ilk yapılan kanunlaştırma faaliyetlerinden birisi olarak Mecelle-i Ahkâmı Adliyye ortaya çıktı.

I. MECELLE’DEN ÖNCEKİ DURUMve MECELLE’Yİ DOĞURAN SEBEPLER:

A. MECELLE’DEN ÖNCEKİ DURUM:
Osmanlı Devleti’nde Mecelle hazırlanmadan önce kadılar fıkıh kitaplarına ve fetva kitaplarına bakarak hüküm veriyorlardı. Bu kitapları kadılar verecekleri hükümlerde bilgi kaynağı olarak kullanıyorlardı. Fıkıh kitapları bu yönüyle özel bir tedvin faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Bu fıkıh kitaplarından bazıları çeşitli devirlerde çok meşhur olmuştur. Fatih devrine gelinceye kadar Merginani’nin el-Hidâye Ebü’l-Berekât en-Nesefi’nin Kenzü’d-Dekâik Kuduri’nin el-Muhtasar Tâcü’ş-Şeria’nın el-Vikâye’si bunlardan en önemlileridir. Fatih devrinin en meşhur eseri ise Molla Hüsrev’in hazırladığı Dürerü’l-Hükkam fi Şerhi Güreri’l-Ahkâm isimli kitabıdır. Kanunî devrinde ise İbrahim Halebî’nin Mülteka’l-Ebhur adlı eseri hukuk kodu olarak kullanılmıştır. Bu son iki kitap mahkemelerde bir kanun gibi kullanılmıştır.1

Kadıların karar verirken kullandıkları diğer önemli bilgi kaynağı da fetva mecmualarıdır. Fetva kitaplarının en meşhurları ise şunlardır; Ebu’s-Suud Efendi’nin Fetvaları Fetâvâ Yahya Efendi Fetâvâ Ankaravî fetevayı feyziyye Fetâvâ Abdurrahim Behcetü’l-Fetâvâ... vs.2 Kadıların faydalanmaları yönüyle fetva mecmuaları Yargıtay kararlarına benzetilebilir.3

Kadıların kullandıkları diğer bir bilgi kaynağı ise kanunnâmelerdir. İslâm Hukukunun verdiği sınırlı yasama yetkisine dayanarak devlet başkanlarının örfî hukukun sınırları içerisinde idarî malî cezaî ve benzeri hukuk alanlarında Şeyhülislâmların fetvalarına dayanarak hazırlattıkları kanun kitabına kanunnâme denmektedir.4 III. Mehmet’e kadar 763 adet kanunnâme hazırlanmıştır. Sadece Kanunî döneminde hazırlanan kanunnâmeler üç kocaman ciltte ancak toplanabilmiştir.5 17. asrın sonuna gelindiğinde ise kanunlaştırma faaliyeti durmuştur.

Bu arada Mecelle’den önce hazırlanması teşebbüsünde bulunulan fakat muvaffak olunamayan bir kanun çalışması daha olmuştur. 1272/1875 tarihinde Meclisi Âli-i Tanzimat dairesinde bir komisyon kurularak çalışmalara başlanmıştı. Cevdet Paşa da bu komisyonun üyesi ve yazı işleri müdürü idi. Komisyon başkanı Rüşdü Molla idi. Bir süre devam eden çalışmalar neticesinde Kitabü’l Büyu yazılmış ise de devamı getirilemeyerek komisyon dağılmıştı.6 Cevdet Paşa’ya göre komisyonun bu işi başaramamasının sebebi üyelerinin ilmî bakımdan yetersiz olmaları idi.

Metni Metin teşebbüsünden sonra diğer bir kanunlaştırma faaliyeti de 1858 yılında Ceza Kanunnâme-i Hümâyunu’nun hazırlanmasıdır. Bu dönemde Meclisi Âliyi Tanzimat üyesi olan Cevdet Paşa bu Ceza Kanunnâmesi’ni hazırlayan komisyonun başkanlığını yapmıştır. Bu kanunun hazırlanmasında 1810 tarihli Fransız Ceza Kanunu’ndan çok fazla istifade edilmiştir.7

Cevdet Paşa’nın Mecelle’den önce gerçekleştirilmesinde önemli katkılarda bulunduğu diğer kanunlaştırma faaliyetlerinden bazıları ise şunlardır: 1858 tarihli Arazi Kanunnâme-i Hümayunu 1859 tarihli bu gün de hukukçuların istifade ettiği Tapu Nizamnâmesi 1860 tarihli Tapu Senedâtı Hakkında Talimnâme Şûrayı Devlet Nizamnâmesi...8

Mecelle’den önceki durum hakkında ilginç bir değerlendirme de şudur: Mecelle ve devamında yapılan yargı birliğini sağlayıcı diğer reformlara kadar Osmanlı’da çok hukuklu ve kanunların şahsîliği ilkesine dayanan bir yargı sistemi vardı. Bu sistem içinde Müslümanlar için şer’i hukuku uygulayan Şer’iyye Mahkemeleri zımmiler için aile hukuku alanında yargılamada bulunan Kilise Mahkemeleri Kapitülasyon Mahkemeleri ve Karma Ticaret Mahkemeleri vardı. Hâliyle karmaşa kaos ve dış müdahalelere açık bir durum söz konusu idi. Devlet yargı sistemindeki bu dağınıklığı ortadan kaldırıp yargı birliğini sağlamak için ilk iş olarak Nizâmiye Mahkemeleri’ni kurdu ve bu mahkemelerde uygulanmak üzere Mecelle’yi hazırlattı. Böylece Mecelle yargı birliği ve kanunların uygulanmasında mülkîlik sistemine geçiş için ilk adım oldu.9

B. MECELLE’Yİ
DOĞURAN SEBEPLER

Mecelle’nin bir Medenî Kanun olarak ortaya çıkmasına sebep olan çok çeşitli faktörler vardır. Bu faktörler dış ve iç sebepler ana başlıkları altında incelenecektir.
a-Dış Sebepler
1-Avrupa’daki Kanunlaştırma Hareketlerinin Osmanlı Devletini Etkilemesi

18. Asrın sonlarından itibaren Avrupa’da sistemli bir kanunlaştırma faaliyeti başlamıştı. 17. ve 18. yüzyıllardan itibaren rasyonalist felsefe ve tabiî hukuk doktrini kuvvetlenmeye başlamıştı. Sistemli bir hukuk ilmi kurulmaya başlandı. Ekonomik ve sosyal hayat daha karmaşık ve gelişmiş bir hâle gelmişti. Ve devlet yapıları merkezîleşmeye başlamıştı. Bütün bu sebepler kanunlaştırma faaliyetlerini doğurdu.10 Tanzimat’tan itibaren Avrupa’da görülen kanunlaştırma akımı Osmanlı Devleti’nde de etkisini göstermeye başladı. Çeşitli hukuk sahalarında Fransız kanunlarından iktibas edilerek kanunlar hazırlandı. Kanunnâme-i Ticaret (1850) Kanunnâme-i Hümayûnu Ticaret-i Bahriye (1863) usuli Muhakeme-i Ticarete Dair Nizamnâme (1861) Ceza Kanunnâme-i Hümayûnu (1858) Usulu Muhâkematı Hukûkıye Kanunu (1880) Usûli Muhâkematı Cezaiyye Kanunu (1879) gibi. Bu kanunların son ikisi Mecelle’den sonra hazırlanmıştır.11 Avrupa’da başlayan bu kanunlaştırma faaliyeti Osmanlı’yı yukarıdaki kanunları iktibas etmek şeklinde etkilediği gibi Mecelle Hukuk-u Aile Kanunnâme-i Hümâyunu gibi İslâm Hukuku’na dayalı fakat Batılı tarzda kanunlar hazırlanmasına da sebep olmuştur.

2. Avrupa Ülkelerinin
Baskıları

Özellikle Kırım savaşı’ndan itibaren Avrupa ülkeleriyle diyalog sıklaşmış gayr-i müslimlerle ilgili ticarî davalara Ticaret Mahkemeleri yetişemez olmuşlardı. Gayr-i müslimler Müslümanlar aleyhine müste’menler de zimmîler aleyhine şehadetleri dinlenmediği için Şer’iye Mahkemeleri’ne de gitmek istemiyorlardı. Bu gibi sebeplerle Devleti Âliye’ye kendi kanunlarını kabul etmesi için baskı yapıyorlar. “Kanununuz ne ise ortaya koyun biz de görelim ve vatandaşlarımıza bildirelim” diyorlardı. 12>

Bu baskılar sonucu yeni bir kanun hazırlanması konusunda iki grup ortaya çıktı. Cevdet Paşa Şirvanizâde Rüştü Paşa ve Fuat Paşa millî bir Medenî Kanun hazırlanmasını istiyorlardı. Ali Paşa Mithat Paşa ve Kabûli Paşa ise Fransa’nın baskısı ile Fransız Medenî Kanunu’nun (Code Napoleon) tercüme edilerek alınmasını savunuyorlardı. Tartışmalar neticesinde birinci grubun görüşü kabul edildi ve Mecelle’nin hazırlanmasına karar verildi. 13

Fransa Kırım Savaşı’nda yaptığı yardıma karşılık Devleti Âliye üzerindeki baskısını iyice artırmıştı. Ali Paşa gibi devlet adamlarının da desteği ile yukarıdaki gibi çeşitli taleplerde bulunuyordu. Islahat Fermanının pek çok maddesinin uygulanmadığını hukuk sahasında reform yapılmadığını ileri sürüyordu. Osmanlı tarafından iktibas edilmesini istedikleri Code Napoleon ise o devirde pek çok devlet tarafından Medenî Kanun olarak kabul edilmişti. Code Napoleon’un alınmasını isteyenlerin karşısında Cevdet Paşa gibi bir hukukçu devlet adamı olmasaydı büyük bir ihtimalle başarılı olacaklardı.14

b. İç Sebepler
1-Fıkıh İlmini Zamana Uydurma İhtiyacı

Fıkıh ilmi klâsik tasnif ile İbadet Münakehat (âile Hukuku) Muâmelat (Borçlar H. Eşya H. Ticaret H.) Ukubat (Ceza H.) kısımlarına ayrılıyordu. Bu bölümlerden münakehat ve muâmelat Batı ülkeleri hukukunda Medenî Hukuk olarak isimlendiriliyordu. Ticaret ile ilgili hükümler ise Ticaret Hukuku olarak tanzim edilmişi. Hem Medenî Hukuk hem de Ticaret Hukuku kendi içlerinde pek çok alt dallara ayrılmıştı. Aslında sonsuz bir deniz olan fıkıh ilmi zamanın değişmesi ile ortaya çıkan yeni problemlere çözüm bulmak için yeterliydi. Yapılması gereken klâsik fıkhın zamanın doğurduğu bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde düzenlenmesi ve kanunlaştırılmasıydı. Mecelle bu ihtiyacı karşılamak için hazırlanan ilk Medenî Kanun olmaktadır. 15

2-Mahkemeler ve Mahkemelerin Uyguladıkları Hukuk Kuralları Arasında Uyum Sağlama İhtiyacı
O dönemde çeşitli mahkemeler ve farklı kanunlar arasında uyum yoktu. Halbuki adaletin sağlanması için bu uyumun bulunması gerekiyordu. Meselâ Temyiz Mahkemesi hâkimleri önlerine gelen davalarda İslâm Hukukuna vâkıf olmadıkları için doğru hükümler veremiyorlardı. Benzer şekilde Ticaret Mahkemeleri ticarî davalarda Ticaret Kanunu’nu uygulamakla beraber ticaretle ilgili olmayan hususlarda hangi kanuna göre hüküm vereceklerini bilemiyorlardı. Ticaret Kanunu Fransız menşe’li olduğu için diğer hususlarda da Fransız Medeni Kanunu’na göre hüküm vermek isterseler de bu mümkün değildi. Çünkü Fransız Medeni Kanunu Osmanlı Devleti tarafından resmî bir kanun olarak kabul edilmemişti. Şer’i Hukuka göre karar vermek isterseler fıkıh bilmiyorlardı. İşte hem Temyiz Mahkemesi hem de Ticaret Mahkemesi üyelerine muâmelatla ilgili hususlarda uygulayabilecekleri bir kanun gerekli idi. Mecelle bu ihtiyacı giderecekti.16

3-Şer’iye Mahkemeleri Hâkimlerinin Fıkıh Kitaplarından Hüküm Çıkarmada Zorlanmaları
İslâm Hukukunda içtihat içtihadı nakzetmediği için asırlar boyunca herhangi bir konuda sayısız görüşler ileri sürülmüştü. Bu görüşlerin içinden en uygununu hâkimlerin bulup çıkarmaları çok zor idi. Kaldı ki zamanın değişmesi ile örf ve âdete dayanan hukukî görüşlerin de değişmesini gerektiriyordu. Buna karşılık hâkimlerin bu değişmeleri göz önünde bulundurarak yeni hükümler vermeleri imkânsız gibi idi. Hâkimlerin bu uçsuz bucaksız fıkıh denizinde boğulmalarının önlenmesi için kanunî bir düzenleme yapmak gerekiyordu Bu kanun ihtilaflardan uzak ve en uygun görüşleri ihtiva eden kolay anlaşılır bir kanun olmalıydı. Böylece hem Şer’iye Mahkemeleri kadıları bu kanunu kolaylıkla davalara uygulayabilirlerdi. Hem de Temyiz ve Ticaret Mahkemesi üyeleri gerekli olan hususlarda tabi olacakları dine uygun bir kanuna sahip olacaklardı.17

II. MECELLE’NİN HAZIRLANIŞI VE SİSTEMİ

A. MECELLE’NİNHAZIRLANIŞI
Divan-ı Ahkâm-ı Adliye18 nezaretinde Medenî Kanun ihtiyacını karşılamak konusunda doğan ihtilaf sonucunda Ahmed Cevdet Paşa’nın başını çektiği grup galip gelerek Hanefi fıkhının en uygun görüşleri alınarak bir kanun hazırlanmasına karar verilmişti. Kanunu hazırlamak üzere bir komisyon kuruldu ve başkanlığına Ahmed Cevdet Paşa getirildi. Bu komisyonda zamanın en ileri gelen hukukçuları Ahmed Cevdet Paşa tarafından toplandı.19

Mecelle asıl olarak Nizamiye Mahkemeleri’nde uygulanmak için hazırlanacaktı. Şer’îye Mahkemeleri için değildi. Mecelle cemiyeti çalışmalarına başladığı zaman karşısında iki muhalif cephe buldu. Birincisi Ahmed Cevdet Paşa’nın ‘müteferniçler’ dediği Fransa sempatizanları. Bunlar Fransız Medenî Kanunu’nun alınmamasını hazmedemedikleri için Mecelle cemiyetinin faaliyetlerine karşı çıkıyorlardı. İkincisi ise Şeyhülislâm Kezubi Hasan Efendi’nin merkezinde bulunduğu ve Mecelle cemiyetinin kendilerine bağlı olmasını hazmedemeyen kimseler. Bu iki muhalif grup Mecelle cemiyeti ve Ahmed Cevdet Paşa’yı hiç rahat bırakmıyorlardı. Ahmed Cevdet Paşa bu iki grupla sonuna kadar mücadele etti. Zaman zaman Halep Yanya gibi vilayetlere vali olarak tayin edilip İstanbul’dan uzaklaştırıldı. Bu uzaklaştırmaların başlıca sebebi Mecelle’yi hazırlamasını istemeyen Fransız sempatizanları ve Şeyhülislâm ekibinin siyasî baskıları idi.

Ebu’l-Ula Mardin Cevdet Paşa’nın Mecelle’yi hazırlamasını dört devreye bölmektedir:

1.Cevdet Paşa’nın Mecelle’yi tedvine başlamasından Bursa Valiliği’ne kadar ki dönem.
2.Mecelle cemiyeti’nin başkanlığına ikinci defa getirilişinden Maraş Valiliğine kadarki dönem.
3.Maraş dönüşünden Yanya Valiliğine kadarki dönem.
4.Yanya dönüşünden Mecelle cemiyetinin ilgasına kadarki dönem. 20

Mecelle Cemiyeti 18681889 yılları arasında faaliyet göstererek Mecelle’yi hazırlamıştır. II. Abdulhamit Hân’a yapılan asılsız bir ihbar yüzünden de kapatılmıştır.

Mecelle 1926 yılında İsviçre Medenî Kanunu kabul edilinceye kadar 57 sene tatbik edilmiştir. Bunun yanında Osmanlı Devletinden ayrılmış olan ülkelerde de yakın zamana kadar uygulanmaya devam etmiştir. Arnavutluk’ta 1928 Lübnan’da 1932 Suriye’de 1949 ve Irak’ta 1953’te yürürlükten kaldırılmıştır. Eski Yugoslavya’nın Müslüman bölgelerinde ise şuf’a ile ilgili maddeleri uygulanmaya devam edilmiştir. Bugün Kıbrıs İsrail ve Ürdün’ün Medenî Kanunları’nın esası Mecelle’dir.21


Mecelle kanunlaştırmada ilk olmakla beraber ihtiva ettiği hükümler yeni vaz’edilmiş değildir.Bu hükümler o zamana kadar İslâm dünyasında uygulanmakta olan İslâm Hukuku’nun bir bölümünün kanunlaştırılmasından ibarettir.Zaten Mecelle kelimesi de kanun ve hukuk mânâsı taşımaz bir konuda hazırlanmış küçük kitapçık anlamında kullanılır.



B. MECELLE’NİN SİSTEMİ
Mecelle İslâm Hukuku’nun sadece bir kısmını içine alan bir kanundur. Mecelle mazbatasında ifade edildiği üzere sadece muâmelat konuları kanunlaştırılmıştır. Ve Mecelle muâmelat konusunda yani medenî hukuk konusunda İslâm dünyasında yapılan ilk kanundur. Fakat bugünkü Medenî Kanun tasnifine uygun bir tasnif yolu izlenmemiştir. Dolayısıyla onda bir Medenî Kanunda olması gereken bölümlerden aile ve miras hükümleri yer almaktadır. Yine bir Medenî kanun’da bulunmayan bölümleri de vardır. Usul Hukuku konuları gibi. Bunun sebepleri şöyle özetlenmektedir:

a) O dönemde Osmanlı Adliyesinde Şer’iye ve Nizamiye Mahkemeleri vardı. Mecelle İslâm Hukukunu bilen Şer’iye Mahkemesi hâkimleri için değil bu hususta yetersiz olan Nizamiye Mahkemelerinin hâkimleri için hazırlanmıştı. Aile ve miras hükümleri Şer’iye Mahkemelerinin görevine dahil olduğundan Nizamiye Mahkemeleri için hazırlanan kanunda bu konulara yer verilmesine gerek görülmemişti.
b) Mecelle’nin düzenlediği Borçlar Eşya ve Usul Hukuku hükümleri Nizamiye ve diğer yeni mahkemeler tarafından Müslim ve gayr-i müslim bütün Osmanlı vatandaşlarına uygulanacaktı. Aile ve Miras Hukuku alanlarında ise Müslümanlara ve gayr-i müslimlere ayrı ayrı hükümler tatbik ediliyordu.
c) Bir de Mecelle fıkıh kitaplarındaki tasnife göre ve sadece muâmelat bölümündeki meseleleri kanunlaştırmıştı. Aile ve miras hükümleri muâmelat bölümünde yer almadığı için Mecelle’de de düzenlenmemiş olabilir. 22

Mecelle kanunlaştırmada ilk olmakla beraber ihtiva ettiği hükümler yeni vaz’edilmiş değildir. Bu hükümler o zamana kadar İslâm dünyasında uygulanmakta olan İslâm Hukuku’nun bir bölümünün kanunlaştırılmasından ibarettir. Zaten Mecelle kelimesi de kanun ve hukuk mânâsı taşımaz bir konuda hazırlanmış küçük kitapçık anlamında kullanılır.23

Mecelle dil ve üslûp bakımından orta derecededir. Müphem anlaşılmaz bir mesele ve hükme rastlanmaz. Sehli mümtenidir yani hazırlanması kolay zannedilir ama değildir.24

Ahmed Cevdet Paşa Mecelle hakkında Roma Kanunnâmesi ile mukayese ederek şunları yazmaktadır: Avrupa kıtasında ilk olarak tedvin olunan Kanunnâme Roma Kanunnâmesidir (Codex Justinianus). Bir ilim cemiyeti tarafından İstanbul’da tertip ve tedvin olunmuştu. Avrupa kanunlarının esasıdır ve her tarafta meşhur ve mu’teberdir. Fakat Mecelle-i Ahkâmı Adliye’ye benzemez. Aralarında çok fark vardır. Çünkü o beş-altı kanunşinâsın marifetiyle hazırlanmıştır. Bu ise beş-altı hukukçunun marifetiyle vaz’ı İlâhî olan Şeriatı Garra’dan iktibas edilmiştir. Mecelle’yi Roma Kanunnâmesiyle mukayese eden ve her ikisine de insan eseri nazarıyla bakan bir Avrupalı hukukçu şöyle demiştir. Âlemde ilmî cemiyet tarafından iki defa kanun yapıldı. İkisi de Konstantiniyye’de gerçekleşti. İkincisi tertip ve intizamı ve meselelerinin düzenlenmesi ve irtibatı bakımından birincisine çok üstündür. Aralarındaki fark da insanın o asırdan bu asra kadar medeniyette kaç adım atmış olduğunu gösteren güzel bir ölçüdür. 25(sadeleştirilmiş hâli)

Mecelle’de yer alan her kitabın başında konuyla ilgili ıstılahlar açıklanmış ve bir kısım maddelerin sonunda örnekler verilmiştir. Bu iki husus tenkit edilmektedir. Mecelle’yi savunanlar ise ilgili konuların daha iyi anlaşılması için bu yola başvurulduğunu söylemektedirler.26

Mecelle’nin sistemi “Mücerred Kazuistik” denilen karma bir sistemdir. Aile ve miras hükümleri olmadığı halde 1851 maddeden oluşması sanki kazuistik metotla hazırlandığını düşündürmektedir. Fakat Mecelle’de sadece Borçlar ve Eşya Hukuku hükümleri değil Usul Hukuku hükümleri de vardır. 400 kadar maddesi Usul Hukukuna 200 maddesi Ticaret Hukukuna ve 100 maddesi de genel hükümlere ayrıldığı düşünülürse geriye 1.100 madde kalır. Türk Medenî Kanunu’nun eşya ve borçlarla ilgili maddeleri de 900 kadardır. 200 maddelik fark da metot farklılığını icap ettirmez. 27

III. MECELLE’DE YER ALAN SÖZLEŞMELER
A. SÖZLEŞMELERİN GENEL HÜKÜMLERİ:
Mecelle’nin ikinci makalesini teşkil eden kavâid-i küllîye bölümü İslâm Hukuku’nda mücerret hukuk kurallarını inceleyen kavâid kitaplarından alınarak hazırlanmıştır. Bunlar uygulama alanı çok geniş olan hukuk kuralları ve aynı nitelikteki temel prensipler olarak tanımlanmaktadır. Bu kurallar İslâm Hukuku’nun usulü temel ilkeleri mesabesindedirler. Hukukun özü ve ruhudurlar. Kavâid-i külliye usulü fıkıh’tan farklıdır. Küllî kaideler tabiî hukuka ve modern hukukun hayli tartışmalardan sonra ulaştığı prensiplere uymaktadır. Küllî kaideler mahkemelerde tatbik edilemez ve hükme medar olamaz. Uygulamaları mutlak nitelikte değildir. Bunlarda değişiklikler hafifletmeler veya diğer maddelerle kayıtlamalar yapılabilir. Bunlar hâkimi kesin bir şekilde kendilerine uymaya zorlayamazlar. Hâkimler bu kurallarla hükmetmeye mezun değildirler.28

B. MECELLE’DE DÜZENLENEN ÖZEL SÖZLEŞME TÜRLERİ:
Küllî kaidelerin dışında Mecelle’de şu bölümler yer almaktadır. Birinci Kitap: Kitabü’l-Büyu’ (satım) İkinci Kitap: Kitabü’l-İcarat (kira) Üçüncü Kitap: Kitabü’l-Kefale (kefalet) Dördüncü Kitap: Kitabü’l-Havale Beşinci Kitap: Kitabü’r-Rehin Altıncı Kitap: Kitabü’l-Emanat (vedia ve ariyet) Yedinci Kitap: Kitabü’l-Hibe Sekizinci Kitap: Kitabü’l-Gasb vel-İtlaf Dokuzuncu Kitab: Kitabü’l-Hacr vel-İkrah ve’ş-Şuf’a Onuncu Kitap: Kitabü’ş-Şirket; Onbirinci Kitap: Kitabü’l-Vekâle On ikinci Kitap: Kitabü’s-Sulh vel-İbrâ Onüçüncü Kitap: Kitabü’l-İkrar Ondördüncü Kitap: Kitabü’d-dava Onbeşinci Kitap: Kitabü’l-Beyyinat vet-Tahlif (Deliller Yemin) Onaltıncı Kitap: Kitabü’l-Kaza (muhâkeme usulü).

SONUÇ
Mecelle bütün ilim adamlarının değerini kabul ettiği orijinal bir tedvin (derleme) hareketidir. Ülkemizde ve yurt dışında Müslim gayr-i müslim pek çok ilim adamı Mecelle hakkında övücü sözler söylemişlerdir. Sadece bunlar dahi Mecelle’nin çok iyi bir çalışma olduğunu ispat etmek için yeterli olsa gerektir.

Mecelle’nin en önemli özelliği millî bünyemize uygun bir kanunlaştırma olmasıdır. Bu hâliyle sosyal yapıya uyum sağlaması kolay olmuştur. Diğer taraftan kitaplarda doktrin olarak yer alan hukuk kurallarını modern usulle kanun hâline getirmesi de çok yerindedir. Bir bakıma gelenek ile modernin birleşimi sayılır.
Zamanın getirdiği meselelere gerekli çözümleri ortaya koymak hukukçuların en büyük görevidir. Hukukun canlılığı bu şekilde sağlanır. Bu yönüyle de Mecelle hukukun zamana göre yeniden düzenlenmesinde önemli bir adım teşkil etmiştir. Kendisinden sonra yapılacak kanunlaştırma faaliyetlerine de bir temel teşkil etmiştir.



Kaynaklar
1)M. Akif Aydın Türk Hukuk Tarihi Beta Basım Yayım Dağıtım İstanbul 1996 s. 107.
2)Aydın Türk Hukuk Tarihi s. 108.
3)Ali Himmet Berkî Açıklamalı Mecelle Hikmet Yayınevi İstanbul 1982 Mecelle hakkında genel olarak bilgi verilen bölümde.
4)Akgündüz Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri Fey Vakfı Yayınları c.1 s. 78.
5)Ahmet Akgündüz Ahmet Cevdet Paşa ve Kanunlaştırma Hareketleri Ahmet Cevdet Paşa Sempozyumu T.D.V.Y. Ankara 1997 s. 337.
6)Ebu’l ula Mardin Medenî Hukuk Cephesinden Ahmet Cevdet Paşa T.D.V.Y. Ankara 1996 s. 4648.
7)Akgündüz Ahmet Cevdet Paşa... s. 338.
8)Akgündüz Ahmet Cevdet Paşa... s. 339.
9)Taha Akyol Medine’den Lozan’a İstanbul 4. bs. 1997 s. 4148.
10)Hulusi Yavuz Mecelle’nin Tedvini ve Cevdet Paşa’nın Hizmetleri Ahmet Cevdet Paşa Semineri İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Araştırma Merkezi İstanbul 1986 s. 4546.
11) Yavuz Mecelle’nin Tedvini... s. 4647. 12) Cevdet Paşa Tezâkir 1.
12)Yayınlayan: Cavit Baysun T.T. K. Ankara 1991 s. 6263.
13)M. Akif Aydın İslâm ve Osmanlı Hukuku Araştırmaları İz Yayıncılık İstanbul 1996 s. 48.
14)Yavuz Mecelle’nin Tedvini... s. 5361
15)Ali Himmet Berki Age. s. 7.
16)Berki s. 78.
17)Berki s. 89.
18)Divanı Ahkâmı Adliye 5 Mart 1868 yılında kuruldu. Başkanlığına Cevdet Paşa getirildi. Bir mahkeme olup Nizamiye Mahkemeleri’nin en büyüğüdür. Cevdet Paşa’nın hukuk tarihimizde önemli yeri olan hizmetlerinden birisi bu mahkemeyi tesis etmesidir. Diğer önemli bir hizmeti ise Tanzimat’tan itibaren çıkarılan bütün kanun ve tüzükleri toplayan Düstûr’u çıkarmasıdır. Bunların her ikisi de günümüze kadar devam eden hizmetleridir.

19)Cevdet Paşa Tezâkir 112 s. 63.
20)Yavuz Mecelle’nin Tedvini s. 71.
21)Yavuz Mecelle’nin Tedvini s. 96.
22) Halil Cin; Ahmet Akgündüz Türk Hukuk Tarihi 2. Cilt Selçuk Üniversitesi Basımevi Konya 1989 s. 160161.

23) Yavuz Mecelle’nin Tedvini s. 93.
24) Berki Age. s. XI.
25) Cevdet Paşa Tezâkir 112 s. 64.
26) Berki Age. s. XI.
27) Cin; Akgündüz Türk Hukuk Tarihi 2 cilt s. 161.
28) Ahmet Akgündüz Mukayeseleri İslâm ve Osmanlı Hukuku Külliyâtı Diyarbakır 1986 s. 9192.
__________________
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-25-2010, 21:56   #5 (permalink)
ForumSon Webmaster

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Yaş: 31
Mesajlar: 23,532
Konuları: 19949

Tesekkür: 12
1048 Mesajina 2578 Tesekkür Aldi Üye No: 1
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 11717
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Seviye: 84 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3133 / 3133
Güç: 7844 / 37975
Deneyim: 54%
İletisim
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart

 

İlk Türk Kadın Mitinginin 76. ve Türk Kadınlarının Seçme ve Seçilme Haklarını Elde Edişlerinin 61. Yıldönümleri Sempozyumu Açış Konuşması

Prof. Dr. Azmi Süslü
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ Sayı 34 Cilt: XII Mart 1996 Sayın Valim Sayın Başkanım Kadın Dernekleri’nin ve Basın-Yayınımızın güzide temsilcileri saygıdeğer dinleyiciler.

Kastamonu Valiliği ile Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından düzenlenen “İlk Kadın Mitingi’nin 76. ve Türk Kadınları’nın Seçme ve Seçilme Hakları’nı elde Edişlerinin 61. Yıldönümü” Sempozyumuna hoşgeldiniz şeref verdiniz.

Milli Mücadele ve bunun akabinde elde edilen mutlu netice Türk insanının kadınıyla erkeğiyle omuz omuza verdiği bir savaşın sonucudur. Bir taraftan kendilerini üzerinde “güneşin batmadığı imparatorluk yenilmez devlet en büyük kara devleti en büyük deniz devleti” ilan eden itilâf Devletleriyle dünyanın en çetin savaşları birçok cephede özellikle Çanakkale’de sürdürülür ve oluk oluk kan akıtılırken bir o kadar da Anadolu insanı kadını-kızı çoluğu-çocuğu yaşlısıyla düşmanla işbirliği yapan Ermeni ve Rum eşkıyasının katliâmları sonucunda hayatlarını kaybetmişlerdir. Yani cephe gerisi de bir savaş alanı olmuştur.

Elbette ki bu iki mücadele de sadece toplumumuzun yarısını oluşturan erkeklerle gerçekleştirilmemiştir.

Bunun için kadınıyla erkeğiyle yapılması gereken bu topyekûn mücadelede kadınlarımız da üzerlerine düşen görevi yapmışlar. Cephe gerisinde lojistik hizmetlerde savaşan erkeklerine tam destek vermişlerdir.

Türk kadınları protesto mitingleri düzenleyerek kadın cemiyetleri kurarak bunlarla mücadeleye katılarak cepheye silah taşıyarak cephane imalathanelerinde amele taburlarında çalışarak ordunun giyecek ve yiyecek ihtiyacını karşılayarak yardım toplayarak göçmenlere ve kimsesizlere yardım ederek işgalleri protesto eden mektup ve telgraflar göndererek ve zaman zaman yer yer silahlı mücadeleye katılarak Milli Mücadele’de faaliyet göstermişler ve başarının en önemli unsurları olmuşlardır.

Bilindiği üzere Mondros Mütârekesi imzalanıp ülke yer yer işgal edilmeye başlandığında bütün yurtta protesto mitingleri düzenlenmişti. Ancak 10 Aralık 1919’da Kastamonu’da yapılan mitingin bunların arasında müstesna bir yeri vardır.

Çünkü bu mitingin düzenleyici ve konuşmacıları tümüyle kadınlardan ibarettir.

10 Aralık 1919’da yapılan bu ilk Türk Kadın Mitingi’nin bugün 76. yıl dönümünü anıyoruz. O tarihte Türk kadınları ülkesini bulunduğu karanlık ve acılı ortamdan kurtarmak için ne kadar azimli olduklarını ispat etmişler ve Padişaha Sadrazama Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa Cumhurbaşkanlarının eşlerine İngiltere ve İtalya Kraliçelerine ve Hindistan İmparatoriçesine telgraflar çekmişlerdir.

Türk kadını Gaziantepli Yirik Fatma Tarsuslu Kara Fatma Erzurumlu Kara Fatma Kavaklıdere Köylü Fatma Gördesli Makbule ve Kastamonulu Şehit Şerife Bacı ve bunlar gibi isimlerini burada sayamıyacağımız her yöremizden binlerce kahramanla kendisini ispat etmiştir.

İşte bunlardan üçbini bir araya gelmiş ve miting tertip komitesi başkanı Zekiye Hanım’ın ağzından “O zâlimler kararlarından dönmezlerse böyle alçakça yaşamaktansa evlâtlarımızın kanlarına kanlarımızı karıştırarak erkeklerimizle aynı safta dinimiz ve istiklâlimiz için öleceğiz” demişlerdir.

İstiklâl mücadelesine böyle büyük katkılarda bulunan ve erkeği ile aynı zorlukları paylaşan Türk kadınının barış zamanında da erkeğinin sahip olduğu haklara sahip olmak toplumda eşit muamele görmek elbette hakkıydı.

Atatürk kadını toplumun eşit bireyleri olarak görmek istiyor ve bu amaçla “Bir toplum cinsinden yalnız birinin yeni ihtiyaçlar edinmesi ile yetinirse o toplum yarıdan fazla kuvvetsizlik içinde kalır bir millet ilerlemek ve medenileşmek isterse bilhassa bu noktayı esas olarak kabul etmek mecburiyetindedir” diyordu. Bu sözlerini daha 1923 yılında söyleyen Büyük Önder Türk kadınının toplumdaki gerçek yerini alması için çalışmalarına hemen Milli Mücadele yıllarında başlamıştır.

3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim-öğretim birleştirilmiştir. Ve ilkokul kız-erkek ayrımı yapılmaksızın herkes için zorunlu hale gelmiştir. Bu sayede kız çocuklarına öğrenim fırsatı tanınmıştır.

17 Şubat 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ile de Türk kadını yasal haklarını elde etmiştir.

Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesi de “Türk kadınının siyasi ehliyetsizliğine mantıkî bir sebep yoktur. Bu husustaki tereddüt ve menfi zihniyet mazinin toplumsal bir halinin can çekişen bir hatırasıdır” diyen Atatürk inkılâplarının bir sonucu olmuştur.

Bu haklar üç aşamada gerçekleşmiştir. 1930 yılında yerel yönetime 1933’de muhtarlık ve ihtiyar heyetine ve 1934’de de milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Bütün bu hakları Türk kadını birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce elde etmiştir. Ancak Türk kadınının bu sosyal ve siyasal haklarını sonuna kadar kullandığı bugün bile maalesef söylenemez. Türk kadını seçme ve seçilme hakkını elde ettiği ilk seçimde 1935 yılında 18 milletvekili ile ve % 48’lik bir oranla Meclis’te yerini almıştır. Bununla birlikte 1991 seçiminde bu oran % 18’e düşmüştür ilk seçimdeki 18 sayısına bugüne kadar hiçbir seçimde maalesef erişilememiştir. Bu da kadınımızın elde ettiği haklar konusunda henüz yeterli bilince ulaşamadığını veya haklarını yeterince kullanamadığını göstermektedir.

Kadınına 1945’de seçme ve seçilme hakkı tanıyan İtalya’da kadın parlamenter % 129 1971’de tanıyan İsviçre’de % 14 gibi bir orandayken 1934’de kadınlara Meclis kapılarını açan Türkiye’de 1991 yılında maalesef % 18 oranına düşmüştür.

Halbuki Atatürk Seçme ve Seçilme hakkı verilmesinden sonra yaptığı konuşmalardan birinde şöyle demiştir: “Bu karar Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak gerekecektir. Türk kadını evdeki medeni mevkiini salâhiyetle işgal etmiş iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasî hayatta belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını bu sefer de mebus seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor.

Medeni memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak bugün Türk kadınının elindedir ve salâhiyet ve liyakatla kullanacaktır” demiştir.

Saygıdeğer dinleyiciler bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı bir kadındır. Bu da göstermektedir ki kadın haklarına sahip çıkarsa Türkiye’de her mevkiye gelebilecektir. Kanaatimiz odur ki Türk kadını Atatürk’ün güvenine lâyık olduğunu ancak ve ancak haklarına sahip çıkarak ve onun izinde yürüyerek ispatlayabilecektir.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selâmlarken Sempozyumun bu amaçlarla yararlı geçmesini dilerim.
__________________
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Korax Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
rabbit (03-01-2010)
Alt 02-26-2010, 17:08   #6 (permalink)

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2010

Mesajlar: 31
Konuları: 6

Tesekkür: 16
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi Üye No: 25084
REP Gücü : 167
REP Puanı : 1000
rabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud ofrabbit has much to be proud of
Seviye: 4 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 82
Güç: 10 / 1032
Deneyim: 31%
İletisim

Standart

 

çok teşekkürler
rabbit isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
kanun, medeni


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kanun-u Esasî posseddion TaRiH 0 10-14-2009 22:03
Kanun-İ Esasİ Korax TaRiH 0 11-12-2008 08:07
2547 sayIlI kanun madde:44 нüzüη Askerî Bölge 0 08-26-2008 13:12
Cep kanun(java) уυѕυƒ Cep Genel 0 04-12-2008 15:48


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:30 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Website Statistics
Toplist
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız doganinternet@hotmail.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to doganinternet@hotmail.com

DMCA.com