Forumson

şinasinin edebiyatla ilgili yaptıkları

Ödevler Katagorisinde ve Türk Dili ve Edebiyat Forumunda Bulunan şinasinin edebiyatla ilgili yaptıkları Konusunu Görüntülemektesiniz.->Şinasi (İbrahim Şinasi)'in Hayatı ve Edebi Kişiliği forumson.com - şinasinin edebiyatla ilgili yaptıkları İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826’da İstanbulda doğdu ...


Reklamı Kapat

Geri git   Forumson > Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar > Ödevler > Türk Dili ve Edebiyat

Alt 10-06-2009, 20:25   #1 (permalink)
ForumSon Webmaster

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Yaş: 31
Mesajlar: 20,088
Konuları: 18419

Tesekkür: 7
270 Mesajina 265 Tesekkür Aldi Üye No: 1
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 11717
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Seviye: 80 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2788 / 2788
Güç: 6696 / 38222
Deneyim: 67%
İletisim
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart şinasinin edebiyatla ilgili yaptıkları

 

Şinasi (İbrahim Şinasi)'in Hayatı ve Edebi Kişiliği
forumson.com - şinasinin edebiyatla ilgili yaptıkları İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826’da İstanbulda doğdu 13 Eylül 1871’de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829’da Osmanlı Rus savaşı sırasında vurularak ölünce annesi onu yakınlarının desteği ile büyüttü. Şinasi ilk öğretimini Mahalle Sübyan Mektebi’nde ve Fevziye Okulunda tamamladıktan sonra Tophane Müşiriyeti Mektubi Kalemi’ne katip adayı olarak girdi. Burada görevli memurlardan İbrahim Efendi’den Arapça Farsça ve Osmanlıca’nın yazı kuralarını öğrendi yine aynı kalemde görevli eski adı Chateaneuf olan Reşat Bey’den Fransızca dersi aldı. Bu görevindeki çalışkanlığı ve başarısı nedeniyle önce memurluk sonra hulefalık derecesine yükseltildi. 1849’da bilgisinin artması için devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada matematik tarih doğabilim ve toplumsal bilimlerle ilgilendi. Edebiyat ve dil konularında çalışmalarını sürdürdü. Doğabilimci De Sacy ailesiyle dostluk kurdu Ernest Renan’la tanıştı. Lamartine’nin toplantılarına izledi. Doğubilimci Pavet de Courteille’e bilimsel çalışmalarında yardım etti. Dilbilimci Littré ile tanıştı. 1851’de Société Asiatique’e üye seçildi. 1854 Paris dönüşünde bir süre Tophane Kalemi’nde çalıştı. Daha sonra Meclis-i Maarif üyeliğine atandı. Encümen-i Daniş’te(ilimler akademisi) görev yaptı. Koruyucusu Mustafa Reşit Paşanın görevinden ayrılması üzerine eğitim ve öğretim kurultayına sakalını keserek geldiği için üyelikten çıkarıldı. Raşit Paşa 1857’de yeniden sadrazam olunca Şinasi de eski görevine döndü. 1860’da Ağah Efendi ile Tercüman-ı Ahvâl gazetesini çıkardı.. devlet ilerin eleştirmesi ve Sultan Abdülaziz’e karşı girişilen eylemin düzenleyicilerinin yanında yer alması nedeniyle 1863’teki Meclis-i Maarif’teki görevine son verildi. Gazeteyi Namık Kemal’e bırakarak 1865’te Fransaya gitti. Orada sözcük çalışmalarına yöneldi. Société Asiatique üyeliğinden ayrıldı. 1867’de İstanbul’a dönünce bir basımevi açtı yapıtlarının basımıyla uğraşmaya başladı. Kısa bir süre sonra beyin tümöründen öldü. 19. yy başları Osmanlı İmparatorluğunun bir çöküşün eşiğine geldiği yıllardı. Batıya yönelerek ve Batının desteğiyle önlenebileceğine inanmıştı. Batılılaşma hareketi ile yeni insanın yetişmesinde etkili olabilecek olan batı kültürünün ve onun kaynaklarını tanıtma amacı ön planda tutularak Avrupa’ya öğrenci gönderilip onların bu yönde eğitilmesinde çalışılıyordu. Bu grup içinde yer alan Şinasi batı özelikle de Fransız Kültürüyle de çalıştı. Şinasi ülkenin uygarlaşma yoluyla gelişebileceğini bununda Batı örnek alınarak eğitim alanında uygulanacak akılcı bir yöntemle gerçekleşebileceğini savunmuştur. Bu amaçla yazarlığında çok yönlü bir çaba içine girmiştir. Gazete çıkarmış makale şiir ve oyun yazmış sözlük çalışmaları yapmıştır. Halkın “aydınlanmasına” yönelik bu çalışmalarında eğitime önem vermiştir. Dilin yalınlaşması ve edebiyatın halkın anlayabileceği bir dilde yazılması çabasının ilk örneklerini ortaya koymuştur. Batılılaşma sorununa yaklaşımında savunduğu düşünceleri gazeteciliği aracılığıyla halka iletmiştir. Bu amaçla kaleme aldığı yazıları önce Tercüman-ı Ahvâl’de daha sonrada Tasvir-i Efkâr’da yayımlamıştır. İmparatorluğun iktisadi ve toplumsal yapısının gelişimine ilişkin sorunlara değinerek halkın yönetimde söz sahibi olması düşüncesine savunmuş “ulus” ”Özgürlük” “kamuoyu” “yasal haklar” “basın özgürlüğü” gibi o günün düşün yaş***** henüz girmemiş bir takım yeni kavramları tartışma gündemine getirmiştir. Düzyazılarında yalın bir dil kullanılmıştır. Dili Osmanlıca’nın süslemelerinden arındırarak doğru ve güzel yazmaya öncelik tanınmıştır. Dildeki yalınlaşma çabasını edebiyat ve tiyatro alanındaki yenileştirme çabaları ile desteklemiştir. Batı şiirini tanıtma yeni şiir biçimlerini edebiyata sokma amacı ile Fransız şairlerinden çeviriler yapmıştır. Gazeteciliği ; Şinasi 1860’da Agâh Efendi ile birlikte Tercümân-ı Ahval gazetesini çıkarmaya başlamıştır. Bilindiği üzere o tarihe dek ülkemizde ancak iki gazete yayımlanmıştır. .Bunların ilki 11 Kasım 1831’de yayımlanmaya başlayan Takvim-i Vakkayi ‘dır. İkincisi de 1849 Ağustos’unda William Churchill adında bir yabancı tarafından yayımlanmaya başlanan Ceride-i Havadis’tir. Birincisi devletin resmi gazetesidir devletle ilgili haberlerle metinleri yayımlayan bugünkü Resmi Gazetenin ilk örneği sayılan bir organdır. Haftada bir yayımlanan bu gazete düzensiz olarak Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışına kadar 4608 sayı çıkmıştır. Ceride-i Havadis de haftalıktır. 1860’larda azınlıklar tarafından çıkarılan daha 13 gazetenin bulunduğu anlaşılmaktadır. Demek oluyor ki o tarihte Türklerin çıkardığı Türkçe bir gazete yoktur. Şinasi bir gazete çıkartmayı düşünüyordu. Gazete ona göre “yurttaşların söz ve yazı ile kendi yurtlarının yararına fikir yürütmeleri” ni sağlayan bir araçtır. Bu düşüncelerle dolu olarak Agâh Efendi ile 1860 Nisan ayında izin alınmış ve gazetede 22 Ekim 1860 tarihinde çıkabilmiştir. Ancak Şinasi bu gazete 24 sayı çalışmış sonra da ayrılmıştır. Daha sonra da kendi başına bir gazete çıkarmaya yönelir ve iznini 2 Temmuz 1861 tarihinde aldığı Tasvir-i Efkâr gazetesi 27 Haziran 1862’de yayımlanır. Haftada iki kez çıkan bu gazetenin sayfa düzeni değişmezdi; haberlerle yazıların özel yerleri vardı. İlk sayısına yazdığı önsöz nieliğindeki makalesinde gazetecilik anşlayışını belirtmiştir. Bu gazete okurlarca olumlu karşılanmış ve Fuat Paşa gazeteyi Padişah’a da sunmuştur. Gazeteyi çok beğenen Padişahın 500 altın armağan verdiği Şinasi’nin de kabul emediği söylenmekedir. Gazete dil ve yazın tartışması gibi bir yolu da açmıştır. Cevide-i Havadis ile yapılan bu tartışma gazetenin sürümünü ve Şinasi’nin ününü arttırmıştır. Şinasi bu gazeteyi 260 sayı sürdürmüş sonra Namık Kemal’e bırakmıştır. Şinasi’nin o sırada çalışmakta bulunduğu Meclisi Maarifteki görevinden uzaklaştırılmasının nedeni olarak gazetesinde devlete yönelik olumsuz yazılara yer vermesi gösterilebilir. Gerçekten Şinasi 1863’te görevinden uzaklaştırılmıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar bu uzaklaştırmanın çeşitli olasılıkları üzerinde durup bazı sonuçlara varmıştır ama bunların birer sanıdan ileri geçmediğini kendisi de belirtmiştir. Onun da dediği gibi bu uzaklaştırmanın nedeni kesinlikle bilinmemektedir. Bundan sonra da gazetesini 2 yıl kadar yayımlamış sonra Paris’e kaçmıştır. Düşünceleri ve Sanatı; Şinasi 1839 Fermanı ile başlayan yeni dönemin ilk ve önemli kişilerinden biri olmuştur. 1849 yılında Fransa’ya gitmiş ve orada çok çeşitli konularda çalışmıştır. Fransa’da gördüüğ çağdaş gazetecilik üzerinde düşünmüş ve bir gazetenin nasıl olması gerektiğini yıllarca kafasının içinde oluşturmuş batı gazeteciliği ile bağdaştırmıştır. Resmi görevlerinin yanında yazımla ilgilenmiş Fransız şiirinden çeviriler yapmıştır. Daha sonraki yıllarında ise büyük bir sözlükle uğraşmıştır. Şinasi bütün bu yıllar boyunca yaptığı çalışmaların pek azını yazıya dökmüştür fakat birçok konuda bir şey yazmamıştır. Sözgelişi ilk Paris yaşamı ile ilgili olarak bir iki mektup dışında fazla bir şey bilmiyoruz. 1865 yıllındaki kaçışı üzerine de kendi kaleminden çıkmış herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. İkinci kaçışında ne yapmış nasıl yaşamış nasıl geçinmiştir? Bütün bunlar bilinemiyor. Yazılı bazı bilgilerinde gerçekle ilgisi bulunmadığı zamanla anlaşılmaktadır. Birçok nokta karanlıkta kalmıştır. Şinası’nin yapıtlarının sayısı da fazla değildir. B) Şinasi’nin Sanatı; Şinasi’nin sanat yönü Tanpınar’ın da dediği gibi “parça parça gelen ve sınırlı hedeflerin ötesine geçemeyen yenilikleri belirli bir yönde toplayan ve atılımı en muhtaç olduğumuz biçimde topluma döndüren o olmuştur.” Fakat gerek kişisel yaşamı ve gerekse düşüncelerine dönük gelişimi hakkında bilgimiz çok azdır. Elde bulunan yapıtlardan da onun oldukça kısır bir yazı temposu olduğu sonucuna varabiliriz. Belki de büyüyk bir sözlük (kamus) hazırlama yolundaki tutkusu yüzünden yazmayı ihmal etmiştir. Uzun yıllar Türk toplumu dışında yaşaması ve son yıllarını insanlardan uzak kendi dünyasında garip bir sessizlik içinde geçirmesi nedeniyle bilgilerimiz sınırlı kalmaktadır. Fransa’da dostluk kurduğu Sacy Littré ve Renan gibi bilginlerle ve dilcilerle ilişkileri Fransız yazarlarının etkileri hakkında da herhangi bir bilgimiz yoktur. Kendisinden pek az yapıt kalabilmiştir. Tanpınar’a göre yapıtları “ ilk bakışta daha çok bir deniz kazasından sonra şurada burada toplanan enkazı andıran dağınık şeylerdir.” Ama gene de bir çağın içinde çabalamış ve büyük ölçüde de etkili olmuştur. Çağının bazı sorunlarına bazı baskılarına karşı çıkamadığı anlaşılmaktadır. Çünkü tanpınarın’ın dediği gibi”Şinasi’yi çok kez bir muamma çözer gibi okumak zorunludur. Onun yapıtı hiçbir zaman cömert bir kaynayışla bize gelmez. Onu ancak gizliden konuşan birini dinliyormuş gibi dikkatle üzerinde durulması gereken birtakım kısa işaretlerle yakalamak mümkündür. Bu işaretlerin analamı çözülünce Şinasi’nin nasıl bir bilinçle birtakım çok esaslı şeylerin üzerinde durduğu ve rastlantı sanılan bu yapıtın nasıl bir hesabın sonucu olduğu anlaşılır.” Türkçe’nin sadeleşmesinde olduğu gibi şiirin sadeleşmesinde büyük rolü olmuştur. Dünyamızın da bugünkü düzeyine ulaştırmada olmasa da yöneltilmesinde onun büyük rolü büyük emeği ve payı vardır. Şiiri kurudur lirizmden uzaktır. Yazılarında pürüzler görülebilir. Ama o daha çok bir düşünce adamı olarak ele alınıp değerlendirilmelidir. Kendisi sanat yapmayı hiç düşünmemiştir. Daha çok batılı bazı düşünceleri aktarmak konusunda bir araç olarak görmüştür sanatı. Eski şiirin sanatsal yönlerini ve bunun karalını çok iyi bilmektedir. Ama bunları bir yana itmiş ve öğreticiliğe önem vermiştir. Bu anlayışın içinde birçok konuya değinmiştir. Bir gazeteci olması nedeniyle de konularını çeşitli olduğu söylenebilir. Gazetesinde gazeteciliğin be olduğundan başlamış tarihsel gelişimini ortaya koymuş gazetecinin ve gazetenin görevlerini açıklamıştır. Öte yandan güncel konulara eğilmiş dilencilerin durumundan Karadağ başkaldırısının bastırılmasına; Papalığın dinle dünya işlerinin ayrılması konusundaki tutumundan Maliyedeki yolsuzlukların ortaya çıkarılmasına; üniversitede doğa bilgisi dersinin başlamasından;Osmanlı genel sergisine Avrupa’dan mal getirilmesine; İstanbul sokaklarının aydınlatılmasına dek birçok yazısı bu arada anılabilir. Şiirlerinde de değişik konuları işlediği görülmektedir. Annesine Paris’ten yazdığı mektupların birinde kendisini din ulus ve yurt yoluna adadığını söylemiştir. Böylece onun insana ve toplumsal sorunlarına önem verdiği ortaya çıkmaktadır. Şinasi hem toplumsal değişmeye bir bakıma katkıda bulunan hem de onu yazılarında yansıtanlardan biri olmuştur. Batıya yönelişinin sancıları ilk görüntüleri ilk sıkıntıları onun yapıtlarından bugüne dek gelebilmiştir. Tanzimat Fermanının getirdiği bütün yenilikleri görmüş ve yaşamıştır. Yüzyıllar boyunca gücünü dinsel bir kaynaktan alan yönetim düzeni yıkılmaya yasalara dayalı bir düzen gelmeye başlamıştır. Bu yasalar özgürlüğe açılan birer pencere; köleleri özgürlüğe kavuşturan birer belge(ıtıknâme)dir. Artık us her şeyin üzeri nde tutulmakta ve insan usuna dayanarak araştırıcı ve eleştirici olmaktadır. Şinasi yazın alanında da değişiklikler ve yenilikler yapılmasını ilk görenlerden olmuştur. Bu değişim içindeki insanların duygularını gereksinmelerini isteklerini yansıtan bir yazın anlayışından yanaydı. Fransa’da ilkin romantiklerle karşı karşıya geldiği ve onların yapıtlarını okuduğu söylenebilir. Anacak daha sonra usa önem veren kişilerle ilişkiler kurmuş( Pirre B ayle Fortenelle Renan gibi) ve onların yapıtlarını okuyup incelemiştir. Şinasi geride pek az ürün bırakmıştır. Daha çok yazabilseydi etkileri daha geniş oyumlu olurdu. Çevresinden kopuk yaşayan Şinasi’nin düşünceleri daha çok onun yetiştirdiği kişilerin savaşımcı atılımları ile gerçekleşmiştir denilebilir. Bazılarına göre Şinasi’de romantiklerin büyük izleri vardır. Yapıtları incelendiğinde ise böyle bir ize rastlamak kolay değildir. Buradaki romantiklik belki düşçülük (ütopya) anlamında doğrudur. Çünkü o ulusu bir anda batı düzeyine yükseltmek düşüncesinde idi. Bunun da halkın anlayacağı bir dille yazmak ve sorunları böylece halka aktarmaktan geçtigini düşünmüştü. Okuyup yazma oranının birden artacağı halkın da Fransız ekinini hemen özümseyebileceği görüşündeydi. Belirli bir süre sonra bunun gerçekleşmemesi karşısında karamsarlığa düşüp topluma ve kendine küstüğü de düşünülebilir. Doğuştan içine kapanıklığının da bunda büyük etken olduğu söylenebilir. Şinasi’nin yapıtlarını ele alıp değerlendirdiğimizde gerçekçiliğinin izlerinin daha fazla olduğu anlaşılır. Çünkü Şair Evlenmesi sanat yönü bir yan gerçek bir gözlemin izlerini taşır. Gazetelerde yayımlanan yazıları da gerçek bir gözlemci ve saptayıcı olarak güncel olaylara eğildiğini göstermekte ortaya koymaktadır. İnsanı soyut bir varlık olarak almayıp toplum içinde ele alması ve toplumu bir gerçek olarak kabul etmesi de bunun başka bir kanıtıdır. Şinasi için bir toplumcu demek elbette kolay değildir; ama gerçekçi demekten de çekinmeye bir neden yoktur. Şinasi’nin Şiir Dünyası Şinasi’nin bir kitapta (Müntahabât-ı Eş’ar) toplanmış bulunan şiirlerinin sayısı oldukça azdır. Kitap ad olarak seçilmiş şiirler olduğuna göre başka şiirlerinin bulunduğu da akla gelmektedir. Ancak fazla şiirinin olmadığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Tanpınar onun şiirini üzerine şunları söyler: “Bize kadar gelen şiiri az ve kurudur; bazı maharet ve hünerlerine rağmen - bütün eski sanatları bilir bilhassa iyi tarih düşürür - hiçbir zaman gerçek ve saf bir şiir zevkine hitap etmezler. Umumi olarak Şinasi’nin şiirini biz ancak açtığı ve hız verdiği büyük hareketle beğenir ve severiz. O edebiyatımızın bugün dahi devam eden bir dynastie’nin sahibi olduğu için büyüktür. Manzum tercümeleri – bizim için yeni bir âlemin müjdecisi olmalarına göz yumulursa – asıllarının güzelliğini uzaktan bile hatırlatmadığı gibi Lamartine’den çevirdiği dört kıtalık bir parça hariç bir bütünlük fikri verecek kadar tam bir tercümesi de yoktur.” Bu satırlarındaki yargısı ile Tanpınar onun şiirlerine yaklaştırır bizi. Zamanında ve biraz daha sonraki günlerde yapılan değerlendirmelerde Şinasi’nin şiiri yeni şiirin örneği oalrak görülmüştür. Bu yargı şiirlerinin içeriğinden kaynaklanmaktadır. Biliyoruz ki Şinasi şiirine öz olarak batı düşüncelerini koymuş ve sürüp gelen Divan şiirinin özünü böylece değiştirmiştir. Öz olarak gördüğümüz gerçekten de değişiktir. Özgürlük düşüncesi usa verilen önem yeni bir yönetim düzeni yepyeni bir anlayış şiirinin yeni olan özüdür. Ancak şiirinin dış görüntüsüne bakıldığında eski şiirin kalıplarını pek zorlamadığı hatta aynen kabul ettiği de bir gerçektir. Şiirinde görülen sade dil ve düşünceleri halka aktarmak için kullanılan yalın anlatım dışında bir yenilik getirdiği pek söylenemez; ama bunlar o gün için elbette çok büyük yenilikler arasında sayılmaktadır. Şiirinde lirizmin yerini us almıştır. Söyleşi Nef’i tarafından yazılan ve yazgıcılığa yaslanılan bir gazele yaptı benzekte yazgıcılığa karşı çıkmış ve usçuluğu üstün tutmuştur. a) Şiirinin dili: bugün için bir ölçüde yadırgansa da çağına göre sade sayılmalıdır. Onun şiirinde eski ve yeni sözcükler (halk sözcükleri) gibi bazı eski tamlamalarla yeni tamlamalar yan yanadır. Özellikle ilk şiirlerinde eski şiirin etkisi iyiden iyiye bellidir. Fransa’dan döndükten sonra yazdıklarında bu etki oldukça azalır. Şu dizeler ilk yazdıklarından alınmıştır: Sadr-ı gerdûn –azmet dâvar-i Dârâ-dârât Safdar-ı sa’d-sıfat dâd-ger-î devr-i zamân Muhyi-î devlet ü dîn muhteri-î-Tanzimat Mahzar-î feth-i mübin mâhzar-ı şer’i Rahmân Hıfzı bustân u gülistâna nigeh-bân olsa Nûr-i nahl-î gülü ber-bâd edemez bâd-ı hazân Halbuki Şinasi daha sonraki şiirlerinde halkın anlayacağı ve anlaması gereken bir dile şiir denemeleri yapmıştır. Böylece Divan dilini artık bir yana bırakmak yolundadır: Bağrım ezmez mi süzüldükçe o baygın gözler Beni imrendirir ağzındaki tatlı sözler Can çekişmektense cânımı versem bâri Can fedâ eyleme bir iş mi sevince yâri Ben şehîd olmadan aşkiyle mezârım kazayım Taşıma gözlerimin kanlı yaşıyle yazayım --------- Gören saçın arasından yüzün parıltısını Sanır ki kare bulutun içinde gün doğmuş Yanında kan ile yaş içre kaldığım görüp el Demez mi kim birini Su kızı suya boğmuş ----------- Arayıp kendime bir eş bulabilsem derdim Hele sen yosmayı sevdim de murada erdim Satın almak dilerim buseni cânım vererek Şimdiden gönlümü bak işte sana pey verdim Bugün bile yalınlık örneği gösterilebilecek bu dizelerde şiirsellik bulabilmek güçtür. Ama söyleyişte akıcılığa eriştiği de bir gerçektir. Bu akıcılık ve halk diline yaklaşma ustalığı bazı öykülerinde iyiden iyiye görülür. “Eşek ile Tilki” öyküsünün başlangıç bölümünden alınan aşağıdaki dizeler bunu kanıtlar sanırız: Çıktı bir bagın içinden yola bir yaşlı himar Nakl için beldeye yüklenmiş idi Rüy-i nigar Derken aç karnına bir tilki görünce geldi Böyle bir taze üzüm hasreti bagrın deldi Öteki çifteyi attı bu yola yanaştıkça biraz Sonra lakin aradn kalktı bütün naz ü niyaz Gelsem olmaz mı huzura a benim aslanım Ta yakından bakayım hüsnünüze hayranım Daim olsun beyimi saye-i lutf u keremi Gül biter bastığı yerden mübarek kademi Benzer ol hoş kokulu kuyruğu ala miske Koklarım burnuma vurmazsa efendin fiske Aruz ölçüsü içinde konuşma dilindeki sözcükleri kullanarak yalın bir dili kullanma yolundaki direnişi övgüye değerdir. Özellikle Türkçe sözcükleri uyak yapması ve bunları göze batacak bir anlayış içinde belirtmesi de onun bu yoldaki bilincini ortaya koyar. Şinasi yeni kavramları halka belletmek ve anlatmak için bunlara bulduğu karşılıklara da şiirlerinde kullanmıştır. Ne var ki bu terimler (ya da deyimler) ulaşmak istediği sade Türkçe’ye pek uygun düşmemektedir. Ama bir çok kavram dilimize onun bu şiirleriyle girmiştir diyebiliriz: Sadr-ı millet(ulun başı) akl ü irfan(us ve anlayış) akl-ı beşer(insan usu) muhyi-i devlet ü din(devletin ve dinin dirilticisi) muhteri-i Tanzimat(Tanzimat’ın bulgucusu) ehali-i fazl(erdemli halk) mahkeme-i vicdan(vicdan yargı yeri) fahr-ı cihan-ı medeniyet(dünya uygarlıgının onuru) ehali-i fazlın reis-i cumhuru(erdemli halkın başkanı) gibi. b) şirinde biçim ölçü ve uyak: Tanpınar’ın deyimiyle “sa****k ve yenilik uğruna alışılmış mükemmellikten kaçınan” Şinasi “dilimize ve yazınımıza mihver değiştirten görevini sekiz on manzume ile birkaç kıta ve münferid koşa(beyit) ile yapmıştır.” Bunun yanında biçim yönünden de bazı değişiklikleri gerçekleştirdiğini söylemek gerekir. Şinasi aruz ölçüsünden vazgeçmemiş ama uyaklar üzerinde yaptığı bazı denemelerle bu konuda ileri adımlar atmıştır. Ama asıl olan “ öteden beri bilinen mesnevi biçimindeki manzumeyi belirli ve dar ölçülerin çerçevesinden çıkararak daha geniş dizelerle söylenmiş düz uyaklı şiir haline sokan odur. ” Bu arada İslam yazınında bilinen hayvan öykülerini de yeni bir biçim içinde söyleyen de Şinasi’dir. Lafontaine’den esinlenerek benzer şiirler yazmış ölçü ve uyakta kendi yazın anlayışına uyarak değişiklikler yapmış ve eskilerin mesnevi dediklri düzen içinde vermeyi başarmıştır. Yukarıda örnekle belirttiğimiz “Eşek ile Tilki” öyküsünde bu yenilik görülmektedir. “Karakuş Yavrusu ile Karga” adlı öyküsel şiirde de aynı durumu ve yeniliği görüyoruz. Methiye denilen övgü şiirlerinin “nesib” (giriş) bölümünü kaldırma yolundaki görüşe katılmış ve kendisi de bu bölümü kullanmamıştır. 1849’da Mustafa Reşit Paşa için yazdığı şiirinde eski geleneği aynen sürdürmüş ise de sonrakilerde bu geleneği kırmıştır. Bir kez padişah için övgü yazmaması önemli bir atılımdır
__________________
Atılan Romlardan Forumson Ekibi Sorumlu Değildir Lütfen Cihaz Bilgilerini Okuyup Rom Atınız Cihazınıza
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsored Links
Alt 10-06-2009, 20:25   #2 (permalink)
ForumSon Webmaster

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Yaş: 31
Mesajlar: 20,088
Konuları: 18419

Tesekkür: 7
270 Mesajina 265 Tesekkür Aldi Üye No: 1
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 11717
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Seviye: 80 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 2788 / 2788
Güç: 6696 / 38222
Deneyim: 67%
İletisim
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart

 

NAMIK KEMAL
-21 Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğdu 2 Aralık 1888’de Sakız Adası’nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal. Namık adını ona şair Eşref Paşa verdi. Babası II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa’nın yanında Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşında İstanbul’a babasının yanına döndü. 1863’te Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865’te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın nedeniyle 1867’de kapatıldı.

Sürgünler dönemi

Namık Kemal İstanbul’dan uzak olması için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçerek Mustafa Fazıl Paşa’nın parasal desteğiyle Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı "Muhbir" gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi’yle anlaşamadı Muhbir’den ayrıldı. 1868’de gene Fazıl Paşa’nın desteğiyle "Hürriyet" gazetesini çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar yüzünden Avrupa’da desteksiz kalınca 1870’te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın çağrısıyla İstanbul’a döndü. Nuri Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872’de "İbret" gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete 4 ay kapatıldı. İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı "Vatan Yahut Silistre" oyunu 1873’te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendi. Oyunu izleyenler galeyana gelip olay çıkardı. Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa’ya sürgüne gönderildi.

Türk Edebiyatı'nda İlkleri

1876’da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca Meclis-i Mebusan kapatıldı Namık Kemal tutuklandı. Midilli Adası’na sürüldü. 1879’da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884’te Rodos 1887’de Sakız Adası’na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu’da Bolayır’da gömüldü. Şiirlerini küçük yaşlardan itibaren yazdı. Şinasi’yle tanışıncaya değin şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilendi. En önemli özelliklerinden biri Türk şiirini Divan şiirinin etkisinden kurtarmaya çalışması. "Vatan Şairi" diye de isimlendirildi. Tiyatroya özel bir önem verdi altı oyun yazdı. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistre Avrupa’da da ilgi uyandırdı ve beş dile çevrildi. İlk romanı "İntibah" 1876’da yayınladı. Ruhsal çözümlemelerinin bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılır. Romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi edebiyat eleştirisini de Türkiye’ye ilk getiren kişilerden biri oldu. En önemli eleştiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip. Gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yeri var. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazıları yayınlandı. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat sanat dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadar.


--------------------------------------------------------------------------------


ESERLERİ

OYUN:
Vatan Yahut Silistre (1873 yeni harflerle 1940)
Zavallı Çocuk (1873 yeni harflerle 1940)
Akif Bey (1874 yeni harflerle 1958)
Celaleddin Harzemşah (1885 yeni harflerle 1977)
Kara Bela (1908)

ROMAN:
İntibah (1876 yeni harflerle 1944)
Cezmi (1880 yeni harflerle 1963)

ELEŞTİRİ:
Tahrib-i Harâbât (1885)
Takip (1885)
Renan Müdafaanamesi (1908 yeni harflerle 1962)
İrfan Paşa’ya Mektup (1887)
Mukaddeme-i Celal (1888)

TARİHİ KİTAPLAR:
Devr-i İstila (1871)
Barika-i Zafer (1872)
Evrak-ı Perişan (1872 yeni harflerle 1973)
Kanije (1874)
Silistre Muhasarası (1874 yeni harflerle 1946)
Osmanlı Tarihi (1889 ölümünden sonra yeni harflerle 3 cilt 1971-1974)
Büyük İslam Tarihi (1975 ölümünden sonra)




Yazarlar Sayfasına Dön | Ana sayfa
__________________
Atılan Romlardan Forumson Ekibi Sorumlu Değildir Lütfen Cihaz Bilgilerini Okuyup Rom Atınız Cihazınıza
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-13-2009, 10:52   #3 (permalink)

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
saqopa suLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2009

Nerden: Bursa /orhangazi
Mesajlar: 249
Konuları: 43

Tesekkür: 0
2 Mesajina 2 Tesekkür Aldi Üye No: 12575
REP Gücü : 211
REP Puanı : 2185
saqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond reputesaqopa suLe has a reputation beyond repute
Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 9 / 343
Güç: 83 / 4887
Deneyim: 75%
İletisim

Standart

 

sınası benım en cok hosuma gıden yazarlardandır saoL
__________________
saqopa kajmer'mmm <3
saqopa suLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-13-2009, 10:58   #4 (permalink)
Operator

Yasal UyarıArkadaşlar Lütfen Konulara Cevap Yazalım iyi veya Kötü Değerlendirelim Emeğe Saygı!
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008

Mesajlar: 32,275
Konuları: 30795

Tesekkür: 3
481 Mesajina 1044 Tesekkür Aldi Üye No: 28
REP Gücü : 1000
REP Puanı : 27049
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Seviye: 92 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 3437 / 3437
Güç: 10758 / 43948
Deneyim: 66%
İletisim

Standart

 

snde sagol
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
edebiyatla, ilgili, yaptıkları, şinasinin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ermenilerin türklere yaptıkları resimlerle Yaso +16 Korkunç Resimler 0 04-07-2009 14:33
Türk-İslam Bilginleri çalışma alanları yaptıkları çalışmalar Yaso Genel Kültür 0 04-02-2009 16:57
Çalışmak ile ilgili atasözü Atatürkün çalışmak ile ilgili özlü sözleri Yaso Genel Kültür 0 11-05-2008 10:39
Kadınların Yatakta Yaptıkları Hatalar AzRaiL Cinsellik ve Cinsel Bilgiler 1 06-21-2008 14:16
İsrail yaptıkları için destek bekliyormuş LeGoLaS Dünyadan Haberler 0 03-04-2008 17:51


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:01 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Website Statistics
Toplist
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız doganinternet@hotmail.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to doganinternet@hotmail.com

DMCA.com